Fenerbahçe düşmanı Aydınus!

Salı, 02 Mart 2010 - 05:00

Futbol bir bileşkendir. Yönetim, teknik adam, futbolcu, taraftar, hakem ve basın ayağından oluşan... Her birinin ayrı ayrı rolü ve önemi vardır. Olimpiyat halkaları gibi iç içe geçmişlerdir. Dolayısıyla, artık endüstriyel bir ürün halini alan futbolun, son yıllardaki moda deyimle ‘marka değeri’ni belirleyecek olan da bu bileşenlerdir. Ve bundan dolayıdır ki, futbolun değerini düşürecek eylem ve söylemlerden kaçınmaları tümünün asli görevidir. En başta da yöneticilerin... Çünkü söz konusu marka değerinin artırılması hepsinden önce onların yükümlülüğündedir. En sorumlu davranması gereken onlardır. Gelgelelim bizim ülkemizde tam tersi bir süreç işlemektedir. Yöneticiler öylesine sorumsuz davranışlarda bulunmakta, öylesine provokatif ve tehditkar demeçler vermektedir ki, futbol terörünün neredeyse baş sorumlusu olmaktadırlar.

Bu tür yönetici prototipinin son örneği; Fenerbahçe Başkanvekili Nihat Özdemir’dir. Sayın Özdemir’in, Sarı- Lacivertli takımın 2-1 kaybettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi maçının ardından hakem Fırat Aydınus’u ‘Fenerbahçe düşmanı’ ilan etmesi yuh dedirtecek cinstendir. Böylesi bir sorumsuzluğun izahı yoktur. Bu, Aydınus’u holiganlara, psikopatlara hedef göstermekten başka bir şey değildir. Bundan böyle Fırat Aydınus ve aile efradının başına gelebilecek her türlü belanın, musibetin suçlusu Nihat Özdemir’dir. Ben bu yazıyı yazana kadar Futbol Federasyonu henüz Özdemir’i PFDK’ya sevk etmemişti. Bugün, yarın sevk edileceğinden kuşkum yok. Ancak verilecek cezanın caydırıcı olmayacağını hepimiz biliyoruz.

Futbol Federasyonu, eğer gerçekten de Türk futbolunu milyarlarca dolarlık dünya piyasalarında bir yerlere getirmek istiyorsa bu tarz yöneticilere çok daha ağır yaptırımlar uygulamalıdır. Gerekiyorsa yöneticilik hayatları sonlandırılmalıdır. Erman Toroğlu’nu marka değerini düşürüyor gerekçesiyle bir kalemde silenlerin, Nihat Özdemir tipindeki yöneticiler karşısında sessiz kalmaları göz boyamadan, aldatmacadan başka bir şey değildir. Yok, sen boşuna konuşuyor, yazıyorsun; burada gücü gücüne yetene kuralının işlediği orman kanunlarının geçerli olduğu bir futbol piyasası var deniyorsa, o zaman yapılabilecek pek fazla bir şey yoktur. Dizlerimizi dövmekten başka...