Ferit Şahenk'ten 8 önemli mesaj

Cuma, 04 Haziran 2010 - 05:00

Anadolu’daki işadamları, Türkiye’nin önde gelen patron ve CEO’larını daha fazla kendi şehirlerinde görmek istiyorlar. Bu nedenle yaptığımız etkinliklere, son dönemde önde gelen iş liderlerini davet ediyoruz. Bunlardan birini Vodafone ile Kayseri’de yaptık. Doğuş Holding’in başkanı Ferit Şahenk’i, Mustafa Boydak’ın memleketinde, Kayserili işadamlarıyla buluşturduk. Avrupa ekonomisindeki gelişmelerin etkisiyle moralleri bir miktar zedelenen işadamlarına, olumlu mesajlar verdi. Ferit Şahenk’in, Kayserili işadamlarını etkileyen konuşmasından benim dikkatimi çeken başlıklar ise şöyle oldu:

1)Şükretmeli: Bir zamanlar yanlarına girerken ceketimizin düğmesini bağladığımız çok büyük şirketler zor durumdayken, Türkiye olarak çok iyi durumdayız. Ama her şey güllük gülistanlık demiyorum. Hayatta Allah’a şükür demeyi de bilmemiz gerekiyor.

2)Önemli yere geldik: Türkiye olarak son 8 yılda çok güzel bir sınav verdik. Şu anda Türkiye’yi bütün dünya izliyor. Türkiye, ekonomisinden politikasına kadar bambaşka yere geldi. Bence bunun değerini bilelim.

3)Yanıtı zor soru: Dünya ekonomisinin bu zor tablodan nasıl çıkacağının yanıtını benden istemeyin. Ama şuna önem veriyor ve inanıyorum: Bir problem, sadece bir ülkeyi ilgilendiriyorsa, çözümü zordur. Ancak, problem, dünyanın problemi ise rahat olun, çözülmeye doğru gidiyordur.

4)Yeni bir düzen: Yeni bir dünya ekonomik sistemi yaratılıyor. Bu ekonomik sistemin çok zorlukları olacak. Özellikle finans sektörü üzerinde etkilerini göreceğiz. Bankacılık sektörüne çok önemli denetim sistemleri ve limitler gelecek. Yeni sistem, bankalarla çalışan şirketlere de belli görevler getirecek.

5)Fon akışı devam ediyor: Hâlâ Türkiye’de ortaklık arayan, satın alma peşinde olan bankalar var. Türkiye’yi normal bir gelişmekte olan ülke olarak değil, geleceğin ekonomisi olarak görenler gelmeye devam edecek. Dünya kamuoyu, Türkiye’nin bölgesinde giderek güçlendiğine inanmaya başladı.

6)Yeni iş yapma biçimi: Türkiye içindeki rekabet de artacak. İş yapma biçimleri değişecek, verimlilik, şeffaflık ve güven öne çıkacak. Yeni iş yapma biçimlerini uygulamayanların işi zorlaşacak.

7)İşsizlik nasıl çözülür? Türkiye’de bir işsizlik sorunu var. Her geçen gün de artıyor. Ancak, bu ne son 4 yılın, ne de son 10 yılın problemidir. Bu, yılların getirdiği bir problemdir ve çözmemiz gerekiyor. Bunun için Türkiye, bizim gibi şirketlerin yaptığı gibi, ‘stratejik planlar’ hazırlamalı.

8)2010 büyüme hedefi: Yılın ikinci yarısı için ben optimist bakıyorum. Türkiye’nin büyümesinin rahatlıkla yüzde 6’ya ulaşacağına inanıyorum. Ama samimi olarak şunu da söylemem gerekiyor: Türkiye, yüzde 8’in altında büyüme tutturduğu takdirde, işsizlik sorununu aşamayacak.

‘İç savaş’la anılan bir ülkenin örnek başarısı

Türkiye’nin büyümesi ve iş yaratması için ‘girişimcilik’ konusunun altını çok sık çiziyorum. Devletin yarattığı iş ve yılda 50 bin adet yeni şirketle bu sorunları çözmenin mümkün olmadığının altını çiziyorum. Şimdi sizinle paylaşacağım bir ülke, bu konuda tam bir başarı örneği... Girişimciliği desteklediği için ülke ekonomisi büyüdü, binlerce kişiye iş yaratıldı.

Sözünü ettiğim bu ülke, Dünya Bankası’nın ‘kolay iş yapma’ sıralamasında 143’üncülükten 67’nciliğe tırmanma başarısını gösterdi. Bu performansıyla İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye’yi de geçti.

Hatta yeni iş kurma ve şirket açmada dünyada 11’inci sıraya oturarak, bütün herkesi şaşırtmayı başardı.

Ülkedeki işsizlere iş yaratmak amacıyla, 72 bin yeni işletmenin hayata geçirilmesi desteklendi. Önemli bölümü 2-3 kişinin çalıştığı bu işletmeler sayesinde ülkenin ihracatı 3’e katlandı, yoksulluk yüzde 25 oranında azaldı.

Girişimcilik, en sağlam yol

Kişi başına milli geliri 1995-2008 arasında tam üç katına çıktı, en hızlı refah artışı sağlayan ülkeler arasına girdi. Ülkenin başkanı Paul Kagame, stratejisini şu sözlerle ortaya koyuyor: ‘Girişimcilik, kalkınmamız için en güvenli ve kesin yoldur.’

Ülkenin başkanı Kagame, en büyük doğal değerleri olan kahveyi, dünya çapında tanınır ve para eder hale getirmek için bir inisiyatif başlattı. ‘Ulusal İnovasyon ve Rekabetçilik Girişimi’ adlı oluşum, kahvenin geliştirilmesi, yıkanması ve pazarlaması üzerine stratejiler geliştirdi. Bunun için Amerika’dan üniversitelerle işbirliğine gitti.

Sonunda Starbucks bu çabayı gördü ve ürünü ödüllendirip, bütün mağazalarında kullanmaya başladı. Ardından, ünlü perakendeci Costco, raflarını, bu ülkenin kahvesine açtı. Şimdi ülkenin kahve üretiminin yüzde 25’ini Costco satın alıyor.

Hotel Ruanda’dan buraya!

Bu ülkenin adını duyunca inanamayacaksınız. Ben de Harvard Business Review (HBR) dergisinin haziran sayısında okuduğumda inanamadım. ‘Hotel Ruanda’ filmini hatırlıyorsunuzdur. Ben 3 defa izledim. Hâlâ bir TV kanalında karşıma çıksa, oturur izlerim.

Filmde Tutsi ve Hutsi’lerin nasıl ülkeyi kan gölüne çevirdiğini izlemiştik. Hiç aklınızdan geçer miydi, bu ülke, 10 yıl sonra dünya çapında ‘girişimcilik ve kalkınma’ açısından bir başarı öyküsüne dönüşecek? Benim geçmezdi... Ama görüyorsunuz, HBR’de yazan, Babson College profesörü, birkaç ülkeyle birlikte, bir zamanların ‘iç savaşla’ anılan ülkesini, girişimcilik efsanesi olarak okurlarıyla paylaşıyor.