Fethullah Gülen Amerika'nın sesi!

Salı, 08 Haziran 2010 - 05:00

MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) eski Müsteşarı Şenkal Atasagun, Cumhuriyet Gazetesi üst yönetimi ile yaptığı görüşmede, “Fethullah Gülen, Amerika’nın ‘Yeşil Kuşak Projesi’nin parçasıdır” demiş. O dönemde Cumhuriyet’in Ankara Temsilcisi olan Mustafa Balbay (460 gündür Ergenekon’dan tutuklu) bunu günlüğüne kaydetmiş. Geçen zamanda, söyleyen de günlüğe yazan da bu cümleyi tekzip etmedi. Fethullah Gülen, 1998’de sağlık sorunlarını gerekçe gösterip Amerika’ya gitti. O günden beri de Pensilvanya’da yaşıyor. Gülen, CIA’de (Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı) çalışmış kişilerin aralarında bulunduğu isimlerin referans mektuplarıyla, Amerika’da oturma izni aldı. Özetle; Gülen, Amerikan yönetiminin ‘takdir ettiği’ bir isim. İHH’nin (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) ‘Mavi Marmara’ gemisiyle Gazze’ye yardım girişimini İsrail’in kanlı biçimde bastırması sonrasında Gülen’in yaptığı yorumu önemsiyorum. Çünkü; Gülen’i, Amerika’nın sesi olarak algılıyorum.

Erdoğan, Gülen’e hiç kızmadı!

Amerika, Başbakan Erdoğan’a doğrudan söyleyemediği, “Yardım konvoyu için İsrail’den izin alınmalıydı. Otoriteye baş kaldırmak yanlış” mesajını Gülen ile iletti. Çünkü Gülen, Amerika’nın olduğu gibi Erdoğan’ın da ‘takdir ettiği’ bir sima. Nitekim; İsrail’e ateş püsküren Erdoğan, Gülen’e hiç kızmadı! Diğer eleştirenlere yaptığı gibi Gülen’i ‘İsrail’in avukatlığını yapmakla’ suçlamadı! Amerika, Gülen’i, ‘Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla’ taktiği için çok açık bir biçimde kullandı. Ama bu arada en büyük hayal kırıklığını Gülen cemaati yaşadı. Çünkü; cemaat, mazlum ve mağdur olan Gazze halkına uygulanan ambargonun ne pahasına olursa olsun kaldırılmasından yana. Amerika, Gülen ile Türkiye’ye mesaj verme işini sevmiş olmalı. Çünkü istenen etkiyi fazlasıyla aldılar.

‘Çiçekleri hazırlayın’

Fethullah Gülen’in İsrail ile ilgili açıklamalarına hükümet kanadından tek açık destek Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan geldi: “Hocaefendi her zaman olduğu gibi yine doğruyu söylüyor.” Arınç son zamanlarda ‘Gülen cemaatinin abisi’ gibi. Önceki gün bir de Gülen’in, Türkiye’ye döneceğini haber verdi: “Ağızlarını her açtıklarında Hocaefendi'ye iftira atanlar şimdi kendilerine destek bulmak için onu referans göstermeye başladılar. Çiçekleri de hazırlamaya başlasınlar artık.” Benim bu son cümleden anladığım şu; Fethullah Gülen yakında Pensilvanya’dan, İstanbul’a dönüyor.

Devlet suskun!

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bazı işadamı ve siyasetçilerle yaptığı özel telefon konuşmaları gizlice dinlenip yayınlandığında yer yerinden oynamıştı. Bu işe karışanlar hakkında Ergenekon örgütü üyesi olmak iddiasıyla dava açıldı. Yargıtay’ın telefonlarının dinlendiği ortaya çıktığında tepkilerin tonu daha da arttı. Gelgelelim; yargının tepesinin dinlenmesiyle ilgili olarak tutuklanan veya hakkında dava açılan kimse yok!!! Bu olaydan akıllarda kalan tek şey, Türkiye İletişim Kurumu Başkanı Fethi Şimşek’in “Başbakan’ın telefonu 6 yıldır yasa dışı olarak dinleniyor, kimseden ses çıkmıyor” şeklindeki sözleri oldu. Telefon dinleme konusunda son gelişme, içinde POSTA, Milliyet, Radikal ve Fanatik gazetelerinin bulunduğu İstanbul Bağcılar’daki Doğan Medya Center’ın santral telefonlarının dinlenmesi. “Hrant Dink cinayetini araştıran Milliyet Gazetesi’nin santralinin IMEI numarası üzerinden dinlendiğini biliyordum” diyen kişi, 1993-1997 arasında Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı, 1997-2001 arasında Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı ve 2001-2010 arası Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı yapan Emin Arslan. Doğan Medya Center’ın telefonlarının dinlendiği haberi 29 Mayıs’ta Milliyet’in sürmanşetinde yer aldı. Olayın üstünden 10 gün geçmesine rağmen konu hakkında ne hükümet kanadından bir ses geldi, ne de devlet konu hakkında soruşturma başlattı. Görünen o ki; Türkiye’de telefon dinlemek artık vaka-ı adiye!