Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Fethullah Gülen tehlike midir?

Cumartesi, 03 Temmuz 2010 - 05:00

Cumhuriyet kurulduğunda yapılan en önemli devrim, hilafetin kaldırılıp laikliğin kabulüydü. Dinle devlet işlerini birbirinden ayırmak, dini bir inanç olarak yaşamanın dışında, devlet yönetiminden arındırmak. Siyasetteki en büyük kavga, en büyük istismar, bunun üzerinden yapıldı. Dini kullananlar, güçlerini eğittiği ve kendine bağladığı insanlar üzerinden yapıyordu. Dini eğitim veren tekke ve medreseler kapandı. Milli eğitim veren devlet okulları açıldı. Amaç, Türkiye Cumhuriyeti’ne inanan, bilimsel düşünceyle yetişmiş, sorgulayan nesiller yaratmaktı, itaat eden kullar değil. Cumhuriyet’in en çok karşı çıkılan kazanımı budur. Sivas’ta yakılan aydınlar da bunun için öldü, imam hatip okulları kavgası da bunun için yapılıyor, başörtüsü kavgasının altında da bu var, Fethullah Gülen Cemaati’nin yedi düvelde örgütlenip ülkeyi yönetmeye soyunması da, Ergenekon masalının ve aydınların suçlanması da. Seçimle iş başına gelen muhafazakar sağ iktidarların hepsi, bir biçimde cemaat ve tarikatlarla iş birliği yaparak, desteğini alarak geliyor, karşılığında ödün veriyor. Bunlar bu ülkenin gerçeği. Bir başka gerçek ise bu durumun devlet katında bir “iç tehdit” olarak kabul edilmiş olmasıydı. Şimdi yeni bir anlayışla bu değiştirilecek, cemaat ve tarikatların devlete müdahalesine “normal” gözüyle bakılacak, yani TSK’nın durumdan vazife çıkarıp darbe yapmak için gerekçe bulmasının önü alınacak. Zaten cemaatlere her dokunulduğunda dinimiz engelleniyor, zulüm yapılıyor diye kıyamet kopmasının nedeni budur.

NTV’ de tam anlatamadık

Bugün ABD destekli, zaten lideri de ABD’de yaşayan Fethullah Gülen cemaati, gerek ekonomik, gerek siyasal gücü açısından dünyanın her yanına yayılmış büyük bir network, etkin bir organizasyondur. Bürokrasi, adalet, eğitim, güvenlik ve merkezi idarenin her kademesine yayılmış üyeleri, sempatizanları ile, kendinden olmayanlara neredeyse hayat hakkı tanımamaktadır. Işık evlerinde yetiştirilen gençler, devletin çeşitli kademelerine yönlendirilmekte ve cemaatin çimentosuna sağlam temeller koymaktadır. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in Türk hukuk tarihine örnek olacak davasının temelinde bu cemaatle uğraşmaya kalkması yatıyor. Bugün Gülen’in onayı ve reddi fevkalade önemli. Bu oluşumu tehlikeli görün ne olacak, görmeyin ne olacak, zaten olan olmuş! Memleketi neredeyse cemaatin yönetmediğini söyleyebilir miyiz?

Gürültü yapmayan var mı?

Çevre ve Orman Bakanı Veysi Eroğlu, İstanbul Boğazı kenarındaki eğlence yerlerine saat 23.59’dan itibaren gürültü yasağı getiriyor ve buraları hemen kapatma kararı aldığını açıklıyor. Nereleri olduğu malum: Reina ve Sortie. Gürültü yasağı sadece ünlü eğlence yerleri için mi geçerlidir? Asıl mahallenin ortasında gürültü koptuğu zaman nasıl müdahale edecek, neyi kapatacaksınız? Bulunduğum sokakta bir tek eğlence yeri yok, bütün binalar, mesken. Boş binalardan birinin terasında bir parti var. Kıyamet kopuyor. Önce 155’i, sonra Karaköy Karakolu’nu arayıp şikayet ediyorum. Memur arkadaşlar, adresi alıyor. İlgileniyor. O kadar ilgileniyorlar ki, sonuç alamadığım için sabahın üçünde aramaya devam ettiğimde artık adresi ezbere biliyorlar! Gece üç buçuk teras partisi çığlıklarla sürüyor ve kapıya gelen polis gürültü etmemelerini söylüyor, o kadar. Bir hafta sonra bir başka terasta benzer bir parti, gürültü, sokağın başından duyuluyor, sabah beşte kalkıp seyahate gideceğim, uyumam lazım! Sabahın ikisindeki sözlü uyarılarım, “mahallenin cadalozu”na nanik yapılarak geçiştiriliyor. Polise şikayetlerimden yine sonuç yok. Emniyetin gücü bir tek Boğaz’a, Reina’yı kapatmaya mı yetiyor? Sayın Bakan: gürültüyle mücadelenizi destekliyorum, ama Boğaz’da müziği sonuna kadar açarak dolaşan gezi teknelerine de müdahale edin, Cihangir’de, Beyoğlu’nda, Ortaköy’de, mahalle içinde patırtı yapan eğlence yerleri ve evlere de, sokakları kapatıp düğün yapanlara da, arabasındaki müziği mahalleye dinleterek geçen siyah jipli magandadan, batatiiiiz, suuuuan satıcısına da! Maşallah, İstanbul’da gürültü yapmayan yok ki! O zaman da polis biz hangisine yetişelim diye bağıracak...