Filmekimi'nin tüm programı açıklandı!

Her sene olduğu gibi bu sene de birbirinden değerli filmlerin gösterileceği Filmekimi'nin tüm programı açıklandı! 

18 Eylül 2017, Pazartesi 14:35
A A
anne! (MOTHER!)

anne! (MOTHER!)

Dünya prömiyerini Eylül’de Altın Aslan için yarıştığı Venedik Film Festivali’nde yapan anne! daha ilk gösteriminde hem eleştirmenleri hem sinemaseverleri ikiye böldü, hem yuhalamalar hem alkışlarla karşılandı. Filmde Jennifer Lawrence’ın canlandırdığı, kocasıyla sakin bir hayat sürdüren bir kadının huzuru, yanlarına yerleşen bir çiftin gelişiyle bozuluyor.

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yoktur (BLIND IN LOVE)

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yoktur (BLIND IN LOVE)

Yönetmenliğini Onur Ünlü’nün üstlendiği filmde başrolleri Fatih Artman ve Demet Evgar paylaşıyor. Salim, yeni bir cinayet davası üzerine çalışırken, bir süredir devam etmekte olduğu göz tedavisinin sonuç vermediğini ve zamanla tamamen kör olacağını öğrenir… 

Aşkın Gücü (THE SHAPE OF WATER)

Aşkın Gücü (THE SHAPE OF WATER)

Soğuk Savaş’ın en kızıştığı, 1963 yılında Amerika’da gizli bir devlet laboratuvarındayız. Burada temizlikçi olarak çalışan Elisa, laboratuvarda yürütülen çok gizli bir deneyin varlığını keşfeder ve suda hapsedilen insansı bir yaratığı acımasız deneyden kurtarmaya karar verir. Şiirselliğini ve duygu yoğunluğunu hiç kaybetmeyen Aşkın Gücü, Guillermo del Toro’nun sempatik canavarlar galerisine ve görsel tasarım şaheserlerine yenilerini ekliyor.

Beni Adınla Çağır (CALL ME BY YOUR NAME)

Beni Adınla Çağır (CALL ME BY YOUR NAME)

Yıl 1983, yer Kuzey İtalya... Tatilini ailesiyle birlikte geçiren 17 yaşında bir erkek çocuğu, güneş, yaz ve yazlık havası... Bu tatlı yaz kasabasında her yarın, bir düne benzemektedir. Ta ki ailenin arasına her şeyi değiştirecek bir yabancı karışıncaya kadar. İtalyan yönetmen Luca Guadagnino, James Ivory ile birlikte Andre Aciman’ın çok sevilen romanını beyazperdeye uyarlarken bütün maharetlerini benzersiz bir sinema duygusuyla bir araya getiriyor.  

BORG / McENROE

BORG / McENROE

Spor dünyasının gelmiş geçmiş en büyük, en şiddetli rekabetlerinden biri beyazperdede: asabi, fevri, heyecanlı John McEnroe; duygudan arınmış zen sükunetiyle dikkat çeken İsveçli Bjorn Borg’a karşı. Toronto Film Festivali’nin açılış filmi Borg/McEnroe, “buz ile ateş olarak adlandırılan tenis efsaneleri Borg ile McEnroe’nun 1980 Wimbledon’daki 20 dakika süren meşhur tie-break’li unutulmaz final maçına odaklanıyor. Ezeli rakiplerden McEnroe’yu Shia LaBeouf, Borg’u ise Sverrir Gudnason canlandırıyor. 

Çavdar Tarlasındaki Asi (REBEL IN THE RYE)

Çavdar Tarlasındaki Asi (REBEL IN THE RYE)

Amerikan edebiyatının en yetkin, edebiyat dünyasının en gizemli isimlerinden J.D. Salinger yıllarca gözlerden uzak durdu; okurlarının, hayranlarının ve öğrencilerinin ulaşamayacağı bir şekilde kendini dış dünyadan soyutladı. Dünya prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan Çavdar Tarlasındaki Asi, hem Salinger’ın kariyerinin hem de dünya edebiyatının başyapıtlarından Çavdar Tarlasındaki Çocuklar romanını yazışı ekseninde yazarın gençlik yıllarını ve pek de fazla bilinmeyen, ancak kendisine ağır bir travma kazandıran 2. Dünya Savaşı sırasında cephede geçirdiği günleri anlatıyor.

Deniz Kıyısındaki Ev (LA VILLA)

Deniz Kıyısındaki Ev (LA VILLA)

Marsilya yakınlarında, denize nazır bir villa. Villanın sahibi yaşlı adam, ölüm döşeğindedir. Üç yetişkin çocuğu, son günlerinde adama eşlik etmek için villadadır: Babalarıyla birlikte vakit geçirirken kıyıya yanaşan bir tekneden bir grup insan çıkar ve huzurlarını bozar. Yönetmen, senarist, yapımcı Robert Guédiguian’ın son filminde yine değişmez oyuncuları eşi Ariane Ascaride, Jean-Pierre Darroussin, Gérard Meylan, Robinson Stévenin oluyor. 

Derin Sular (SUBMERGENCE)

Derin Sular (SUBMERGENCE)

Büyük Alman sinemacı Wim Wenders’in merakla beklenen son filmi, Somali’de kum çöllerinden Normandiya kumsallarına, derin denizin nefes kesen görüntüleri ile müthiş kadrosundan aldığı güçle çarpıcı bir seyirlik sunuyor. San Sebastian Film Festivali’nin açılış filmi olan Derin Sular, Normandiya’da birbirine âşık olup tehlikeli görevler peşinde ülkeden ülkeye seyahat etmek zorunda kalan, ancak kader ve şartlar yüzünden bir türlü kavuşamayan bir hidrolik mühendisiyle bir biyo-matematikçinin romantik hikâyesini anlatıyor. Film, savaş muhabiri J.M. Ledgard’ın romanından beyazperdeye uyarlandı. 

DJAM

DJAM

Çingene dünyasını müzik yoluyla en iyi yansıtan yönetmen Tony Gatlif bu kez rembetikonun içli tınıları öncülüğünde İstanbul’dan Yunanistan’a uzanan müzikal bir yolculuğu anlatıyor. Filme adını veren Djam, yedek parça satın almak için Yunanistan’dan İstanbul’a gelen genç bir kadındır. Djam, insani yardım gönüllüsü olarak çalışan, parasız ve kimsesiz 18 yaşındaki Avril’i kanatlarının altına alır ve birlikte İstanbul’dan Midilli adasına doğru umut ve müzikle dolu bir yolculuğa çıkarlar.  

Ertesi Gün (GEU-HU)

Ertesi Gün (GEU-HU)

Ertesi Gün, neredeyse her filminde kadın-erkek ilişkisini farklı bir düzlemde inceleyen Hong Sang-soo’nun “erkeklik mefhumuyla yeni yüzleşme filmi. Karısını genç bir kadınla aldatan ve içten içe bunun acısını yaşayan bir adamın başka bir genç kadınla tanışma hikâyesini anlatan Ertesi Gün, bir yandan vicdan üzerine akıl yürütürken diğer yandan kadınların toplumsal rolüne dair derinlikli bir karakter incelemesi sunuyor. 

Ezeli Rekabet (BATTLE OF THE SEXES)

Ezeli Rekabet (BATTLE OF THE SEXES)

Tenis dünyasının en çok konuşulan rekabetlerinden biri, 1973’te televizyonda en çok seyredilen spor olayı, hafızalara (ve kayıtlara) “cinsiyetler savaşı olarak geçen efsanevi maç, Ezeli Rekabet’in tam merkezinde yer alıyor. Üstelik Oscar’lı Emma Stone ve usta komedyen Steve Carrell, Little Miss Sunshine ve Ruby Sparks’ın yönetmenlerinin çektiği filmin başrollerini paylaşıyorlar.  Ezeli Rekabet, Riggs ve King’in karşı karşıya gelişlerinin hikâyesini mizahi bir yolla ele alan harika bir komedi-dram.

FORTUNATA

FORTUNATA

Adının anlamı “şanslı belki ama yıkıcı evliliğinin enkazından sağ kurtulmaya çabalayan bir kadın Fortunata. Bir kuaför açmak için olanca gücüyle çalışıyor, bu esnada da sadece küçük kızı elinden tutuyor. Tek bir amacı var; yoluna taş koymaya bir hayli hevesli erkeklerle dolu bu büyük şehirde kendini özgür kılıp, hayata karşı dimdik durmak... Sergio Castellitto’nun Fortunata'sı Roma’nın arka sokaklarında güçlü bir kadının fırtınasından doğan, delişmenliğiyle Fellini tonlarına çalan bazen eğlenceli bazen de can yakıcı bir film. Film başroldeki Jasmine Trinca’ya, Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü layık gördü.

FOXTROT

FOXTROT

Foxtrot, dünya prömiyerini henüz tamamlanan Venedik ve ardından Toronto film festivallerinde yaptı. Film, askerdeki oğlunun ölüm haberini alan bir babanın yas sürecinde akrabalar ve ordu yetkililerinden bunalarak bir öfke nöbetine tutulması ile başlıyor ve sürprizlerle ilerliyor. Yazgı kavramını farklı yönlerden sorgulayan filmin başrolündeki Lior Ashkenazi, 2016’da İstanbul Film Festivali Altın Lale jürisinde yer almıştı.

GEMINI

GEMINI

Başından sonuna kadar gerilimle gizemi bir arada ve yüksekte tutan Gemini, Los Angeles’ta sinema endüstrisinin tam ortasında geçen bir cinayet filmi, muzip bakışını hiç kaybetmeyen bir kara film. Dünya prömiyerini SXSW film festivalinde yapan Gemini, asistanlığını yaptığı genç Hollywood yıldızı öldürülünce baş şüpheli sayılan Jill’i izliyor. 

Günübirlik Sevgili (L’AMANT D’UN JOUR)

Günübirlik Sevgili (L’AMANT D’UN JOUR)

Fransız sinemasının en saygın isimlerinden Philippe Garrel yine aşkın ve âşıkların gizemli girdabına dalarak karmaşık ilişkileri ele alıyor; siyah-beyaz romantik filmin odak noktasında Garrel’in kızı Esther’in canlandırdığı, sevgilisinden ayrılan genç öğrenci Jeanne yer alıyor. Film, ‘Yönetmenlerin 15 Günü’ bölümünden Cannes SACD ödülüne layık görüldü. 

Hakaret (L’INSULTE)

Hakaret (L’INSULTE)

Sıradan bir hakaret milli bir krize nasıl dönüşür? İlk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapan ve burada başrolündeki Kamel El Basha’ya En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandıran Hakaret, Lübnan’da siyasetten yargı sistemine uzanan ve derin bir toplumsal eleştiri getiren bir dram. Hakaret, Lübnan’ın Oscar adayı olarak seçildi.

HOUSEWIFE

HOUSEWIFE

Cehennemin basamaklarını 2015’te ilk uzun metrajlı filmi Baskın ile inen Can Evrenol, yeni filmi Housewife’ın Türkiye prömiyerini yine Filmekimi’nde yapıyor ve korku merdivenini derinlere indirmeyi sürdürüyor. Evrenol’un sözleriyle “cinsellik, aile, toplumsal sıkışmışlık ve kâbus temalarını bu kez kadın bakış açısıyla ele alan Housewife’ın başkarakteri, kız kardeşi ve babası, annesi tarafından öldürülen Holly. 

İçimdeki Güneş (UN BEAU SOLEIL INTÉRIEUR)

İçimdeki Güneş (UN BEAU SOLEIL INTÉRIEUR)

Juliette Binoche’a uzun zamandır oynadığı en güzel rolü veren Claire Denis’nin son filmi, boşanmış, tek çocuklu bir kadının “gerçek aşk arayışını ironik bir dille anlatıyor. Günümüz dünyası ve ilişkilerinin zorluğuna mizahi bir yolla eğilen film, Cannes’da Yönetmenlerin 15 Günü bölümünden büyük ödülle döndü.

İngiltere Benim (ENGLAND IS MINE)

İngiltere Benim (ENGLAND IS MINE)

Müzik dünyasının en özgün, en karizmatik, en gizemli isimlerinden Morrissey’in 1970’lerde Manchester’daki ilk gençliğinden The Smiths’i kurduğu günlere, kapsamlı bir portresi İngiltere Benim’de çiziliyor. Dünya prömiyerini temmuz ayında Edinburgh Film Festivali’nin kapanışında yapan İngiltere Benim, adını The Smiths şarkısı “Still Illden alıyor.

JEANNETTE – L’ENFANCE DE JEANNE D’ARC

JEANNETTE – L’ENFANCE DE JEANNE D’ARC

Günümüz Fransız sinemasının en büyük dehalarından Bruno Dumont, kendinden başka hiçbir yönetmenin eline yakışmayacak tuhaf mı tuhaf bir müzikalle geri dönüyor. Jeannette, Fransa tarihinin en önemli kahramanlarından Jeanne d’Arc’ın çocukluk ve gençlik dönemini anlatıyor; ancak pek de alışık olmadığımız metotlarla. 

Jüpiter'in Uydusu (JUPITER HOLDJA)

Jüpiter'in Uydusu (JUPITER HOLDJA)

Macar yönetmen Kornél Mundruczó, göçmen hikâyelerine yeni bir çerçeve kazandırdığı cesur filmi Jüpiter'in Uydusu ile karşımızda. Ormanda ırkçı polislerden kaçarken vurulan, ancak ölmeyip süper güçler kazanan bir göçmenin ahlaksız bir doktorla birlikte atıldıkları maceraları anlatan bu film, daha önce benzerini hiç izlemediğiniz bir süper kahraman hikâyesi... 

Kalp Atışı Dakikada 120 (120 BATTEMENTS PAR MINUTE)

Kalp Atışı Dakikada 120 (120 BATTEMENTS PAR MINUTE)

Bir zamanlar bizzat Act-Up Paris’te görev almış olan yönetmen Robin Campillo, Cannes’da izleyiciler kadar eleştirmenlerden de övgü alan yeni filminde, 1990’ların başında AIDS’e karşı farkındalık yaratmaya çabalayan bu aktivist örgütün hikâyesini anlatıyor. Cannes ana yarışma jürisinin başındaki Pedro Almodovar’ın en çok etkilendiği ve hatta basın toplantısı sırasında gözyaşlarını tutamadığı Kalp Atışı Dakikada 120, duygusal yoğunluğu oldukça yüksek, yaralayıcı ve zihinlere kazanan sinemasal anlar yaratıyor.

Kardaki İzler (WIND RIVER)

Kardaki İzler (WIND RIVER)

Sicario ve Hell or High Water / İki Eli Kanda filmlerinin senaryo yazarı Taylor Sheridan’ın yönettiği Kardaki İzler, Wyoming’de karlarla kaplı Rüzgârlı Irmak Kızılderili Koruma Bölgesi’nde geçiyor. Jeremy Renner’ın orman korucusu rolünde dikkat çektiği film, ücra bir alanda, karlar altında bir ceset bulunması ve cinayetin araştırılmasını anlatıyor. 

Kare (THE SQUARE)

Kare (THE SQUARE)

Yönetmen Ruben Östlund, izleyeni güldürdüğü kadar rahatsız da eden özgün filmleriyle olay yaratmaya devam ediyor. Cannes’dan Altın Palmiye’yle dönen Kare, Stockholm’deki bir sanat merkezini mesken tutuyor. Bu sanat merkezinin artistik direktörlüğünü yapan Christian, “mükemmel bir erkek. Sanat sevdalısı, nazik, yakışıklı, kültürlü, donanımlı... 

Kutsal Geyiğin Ölümü (THE KILLING OF A SACRED DEER)

Kutsal Geyiğin Ölümü (THE KILLING OF A SACRED DEER)

Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un The Lobster’dan sonra İngilizce çektiği ikinci filmi, izleyicisini her zamanki gibi tekinsiz, oyunbaz ve özenle tasarlanmış yeni bir lanetli Lanthimos evrenine davet ediyor. Kutsal Geyiğin Ölümü başarılı bir cerrah ve babasının boşluğunu onunla doldurmaya çabalayan bir ergen etrafında dönüyor. 

LUCKY

LUCKY

Paris, Texas’tan Inland Empire’a 200’e yakın filmde rol alan ve bu yıl 90. yaş gününü kutlayan benzersiz karakter oyuncusu Harry Dean Stanton’ın başrolü üstlendiği bu bağımsız Amerikan filminin kahramanı çölde bir kasabada yaşayan Lucky. Sabahları güne yoga ve kahvaltıyla başlayan, ilerleyen yaşına rağmen ne sağlık ne de genel olarak hayata dair herhangi bir sorunla karşılaşmayan Lucky, bir ateisttir. Derken bir gün, bu “talihli günlerinin de sona erebileceği aklına takılır ve Lucky’nin “aydınlanma yolculuğu başlar. Dünya prömiyerini South by Southwest Film Festivali’nde yapan Lucky, David Lynch’in de dahil olduğu güçlü oyuncu kadrosu ile dikkat çekiyor.

Mekanlar ve Yüzler (VISAGES VILLAGES)

Mekanlar ve Yüzler (VISAGES VILLAGES)

Cannes Film Festivali’nde özel bir gösterimde dünya prömiyerini yapan Mekânlar ve Yüzler, son derece özel bir karşılaşmanın ve benzersiz bir işbirliğinin filmi: Fransız sinemasının en önemli isimlerinden, Yeni Dalga’nın “büyükannesi Agnès Varda ile Fransız sokak sanatçısı ve fotoğrafçı JR’ın ortak proje-filmi. 60 yılı aşkın bir süredir sinemadan fotoğrafa, video yerleştirmeden heykele yapıtlar üreten 88 yaşındaki efsane Varda, İstanbul’da da “Şehrin Kırışıklıkları projesiyle duvarlara yapıtlar bırakan genç JR ile birlikte Fransa’nın köylerini gezdi. İkili bir yandan halkla sohbet etti, fotoğraflar çekti, çektikleri fotoğrafları sergiledi, bir yandan da dost olup birbirlerini daha iyi tanımaya çalıştı. Mekânlar ve Yüzler, iki çok özel sanatçının sanat, yaş almak, paylaşmak ve gezmek hakkında yarattıkları son derece özel bir günce-gezi filmi.

Muhteşem Kadınlar (UNA MUJER FANTÁSTICA)

Muhteşem Kadınlar (UNA MUJER FANTÁSTICA)

Filmekimi’nde gösterilen önceki filmi Gloria ile uluslararası alanda büyük başarı elde eden Sebastian Lelio, merakla beklenen yeni filmiyle karşımızda! Muhteşem Kadın’ın odağında kendinden yaşça büyük sevgilisini kaybeden trans kadın Marina var. Marina’nın sırtında ise veda edilen büyük aşkın yüzleşmesi güç tortusu, geride ve yalnız kalmışlığın ağırlığı ve kendisini dışlayan, hırpalayan bir toplumun karanlık yüzü... Yönetmen Lelio, başrolünde trans oyuncu Daniela Vega'nın harikalar yarattığı yeni filminde Şili’de bir trans birey olarak dünyaya var gücüyle göğüs germenin duygu dolu öyküsünü, bitmiş bir aşkı ve mutluluk hayallerini fon alarak anlatıyor.

Mutlu Son (HAPPY END)

Mutlu Son (HAPPY END)

Günümüz sinemasının en önemli yönetmenlerinden Michael Haneke, Amour / Aşk’tan bu yana büyük bir heyecanla beklenen yeni filmiyle geri döndü. Usta yönetmen, Mutlu Son’da işlevsiz aile, burjuva gerilimi, intikam, suçluluk ve bastırılmış duygular gibi her zamanki ilgi alanlarının yanına yenilerini de ekliyor. Haneke yeni filminde karanlık, rahatsız edici, öte yandan tuhaf bir mizah anlayışına da sahip bir sinema dili tutturuyor. 

NICO, 1988

NICO, 1988

Andy Warhol’un süperstarı, Velvet Underground’un solisti, nevi şahsına münhasır Nico bir dönem müzik dünyasının en ünlü, en ulaşılmaz yıldızlarındandı. Zirveden uzaklaştığı ve 50’ye merdiven dayadığı 1987 yılının Nico’su, yönetmen Susanna Nicchiarelli’nin son filminde vücut buluyor. “Nico’dan sonra Nico’nun hikâyesini anlatan, Venedik Film Festivali’nin Ufuklar Bölümü'nün açılış filmi Nico, 1988, yıllar sonra oğlunu da yanına alıp yeniden turneye çıkan, özel hayatı kadar kariyeri de sıkıntılarla dolu Nico’yu Paris, Prag, Nüremberg, Manchester, Polonya ve Roma’da izliyor. 

Paramparça (AUS DEM NICHTS)

Paramparça (AUS DEM NICHTS)

Katja, Türkiyeli bir Kürt olan kocasıyla çocuğunu Hamburg’daki bir terörist saldırıda kaybeden bir kadın. Hakkını aradığı mahkeme, zanlılardan yana tavır koyunca bütün gücüyle sarıldığı yası yavaş yavaş öfkeye dönüşmeye başlar. Hayatına dair her şeyi yaşadığı kayıpla birlikte arkasında bırakan Katja, kendi adaletini sağlamak adına yollara düşer. Paramparça, Fatih Akın’ın güçlü sinema dilinden amansız bir intikam öyküsü, düzene karşı bir başkaldırı... Almanya’daki ırkçı cinayetlerin yarattığı karanlıktan hareketle senaryosunu yazan Akın, kurbanlara adadığı filminde başkarakterini bir an bile yargılamayarak etraflı bir karakter portresi sunuyor. 

PATTI CAKE$

PATTI CAKE$

“Şişman beyaz kızlar rap yapamaz denilerek hem cinsiyetçilikten hem ayrımcılıktan mustarip kalan Patricia "Dumbo" Dombrowski, hip hop yıldızı “Patti Cake$e mi dönüşecek yoksa Jersey’deki karanlık mahallesinde bir anlığına parlayıp sönecek mi? Sundance Film Festivali’nde çokça konuşulduktan sonra Cannes’da özellikle Avustralyalı başrol oyuncusu Danielle Macdonald’ın performansıyla büyük övgü toplayan Patti Cake$, 23 yaşında, bir yandan önyargıları ve küçük şehir yazgısını kırmaya çalışırken bir yandan da annesinin aşk acıları ve heyheyleriyle mücadele eden, yetenekli, azimli ve kilolu bir kadının ilham verici hikâyesini anlatıyor 

LE REDOUTABLE

LE REDOUTABLE

Artist’in yönetmeni Michel Hazanavicius’un son filmi, hem sinemasal bir aşk hikâyesi, hem de efsane yönetmen Jean-Luc Godard’a ithaf edilmiş bir saygı duruşu. Stacy Martin’in Anne, Louis Garrel’in Godard rolünü üstlendiği, Artist’in yıldızı Bérénice Béjo’nun da rol aldığı Redoubtable, gerçek hayatta hem yıldızı hem de eşi olan Anne Wiazemsky’nin anılarından beyazperdeye uyarlandı.

RODIN

RODIN

Gelmiş geçmiş en büyük heykel sanatçılarından Rodin, ölümünün yüzüncü yıldönümünde yapıtlarının yanı sıra aşklarını da ele alan büyük bütçeli, göz alıcı bir filmle de gündemde. Dünya prömiyerini Cannes’da yapan Rodin, “Düşünen Adam ve “Öpücük gibi şaheserlerinin temeli olan “Cehennemin Kapılarını Paris’te henüz tamamlayan usta sanatçı Auguste Rodin’i sanatı ve çalkantılı özel hayatı prizmasından bakarak gözlemliyor. 

Sadakat (LE FIDÈLE)

Sadakat (LE FIDÈLE)

Belçika’nın Oscar adayı olarak seçilen Sadakat, başrolünde Matthias Schoenaerts’in parladığı, sevgilisi rolünde ise Mavi En Sıcak Renktir’den tanıdığımız Adèle Exarchopoulos’un yer aldığı hareketli bir romantik dram. Filmde mafya mensubu gangster Gino, zengin olduğu kadar başına buyruk yarış pilotu Bénédicte’e âşık olur. Her şeyi göze alarak birlikteliklerini sürdüren Gino ile Bénédicte yazgılarını yenebilecekler midir? 

Sevgisiz (NELYUBOV)

Sevgisiz (NELYUBOV)

2017 Cannes Jüri Ödülü ve 2017 Münih En İyi Uluslararası Film ödülüne layık görülen Sevgisiz, birbirlerine karşı nefretle dolu bir kadınla bir erkek ve arka odada, korku içinde gözyaşlarına boğulmuş çocuklarının hikayesini konu alıyor. Sevgisiz, bu çocuğun ansızın ortadan kaybolması üzerine onu aramaya başlayan, boşanma arifesindeki bir karı-kocanın bezginlik ve pişmanlıkla yaralı çabalarının hikâyesini anlatıyor. Günümüz Rus sinemasının büyük ustası Andrey Zvyagintsev, şiddetle, kavgayla ve sevgisizlikle yoğrulmuş, hayalleri kırılınca ağlamayı bile unutmuş bir toplumun portresini post-modern bilgi çağı filtresinden çiziyor. Yozlaşmış, çürümüş, hayati değere sahip kurumları ardı ardına işlevsiz hale gelmiş Rus toplumu, yönetmenin otopsi masasında.   

Son Cinayet (SANDOME NO SATSUJIN)

Son Cinayet (SANDOME NO SATSUJIN)

İnsancıl dramlarıyla tanıdığımız yönetmen Kore-eda, bu kez bir cinayeti araştıran ceza avukatının peşinde adalet, gerçek ve yasa kavramlarını sorguluyor. Venedik’te Altın Aslan için yarışan Son Cinayet’ın başrolünde şarkıcı ve oyuncu Fukuyama Masaharu yer alıyor. 

Son Tatil (THE LEISURE SEEKER)

Son Tatil (THE LEISURE SEEKER)

Filmekimi’nde önceki yıllarda Human Capital / İnsan Sermayesi ve Like Crazy / Deli Dolu ile yüreklerimizi ısıtan İtalyan yönetmen Paolo Virzi, bu kez yaşlı bir çiftin peşinde yollara düşüyor. Doktorların tükenmez telkinlerinden ve çocuklarının dinmeyen ilgisinden bunalan Ella ile John, karavanlarına atlayıp evden uzaklaşmaya karar verirler. Dikkatini kolayca kaybeden John Alzheimer hastasıdır, Ella ise kanser. Virzi’nin tabiriyle “bir şarkı kadar sade, komik ve hüzünlü, biraz çatlak ama mutluluk veren bir özgürlük filmi Kanadalı efsane oyuncu Donald Sutherland ile Oscar’lı efsane Helen Mirren’a yeniden hayran kalmak için birebir. 

Soygun (GOOD TIME)

Soygun (GOOD TIME)

Sinema coşkusu ve gerçeklik duygusuyla yoğrulmuş zıpkın gibi tecrübe sunan Safdie Kardeşler, alabildiğine ilginç bir suç filmiyle karşımızdalar. Filmin odağında bir ağabey ile kardeşi var. Sonu kötü biten bir soygun girişimi sonrasında zihinsel engelli kardeşi tutuklanan Connie, onu kurtarabilmek için zamana karşı yarışacağı bir gecelik bir yolculuğa çıkıyor. Soygun kurgusuyla, performansıyla kendini aşan Robert Pattinson’ıyla, Oneohtrix Point Never’ın müzikleriyle ve sonsuz yan karakter geçidiyle sarhoş eden bir film. 

TEHRAN TABOO

TEHRAN TABOO

Yönetmen Ali Soozandeh’nin kendi özgün senaryosundan beyazperdeye aktardığı Tehran Taboo, Tahran’da gençlerin kısıtlamalar ve kurallarla, yasaklara rağmen yaşama nasıl tutkuyla sarıldıklarını animasyonla gözler önüne seriyor. İlk gösterimini Cannes’da Eleştirmenler Haftası’nda gerçekleştiren filmin başkahramanları, bu ağır yasaklar ve kuralların etrafından dolanmayı bir yaşam tarzına dönüştüren, üç genç kadın ve müzisyen bir adam.  

THE BEGUILED

THE BEGUILED

Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü kucaklayan film, Amerika İç Savaşı sırasında Kuzeyli Onbaşı McBurney yaralanınca, erkeklerini savaşa uğurlamış bir grup kadının ikâmet ettiği bir okula sığınmasını konu alır. Amerikan bağımsız sinemasının en heyecan verici yönetmenlerinden Sofia Coppola, 1971’de Don Siegel’ın Clint Eastwood’la beraber oldukça “erkeksi bir yerden sinemaya aktardığı hikâyesine sil baştan bir kadın bakış açısı kazandırıyor. Hem gerilimli hem komik The Beguiled, cinsiyetler gerilimi üzerinden yol alan, alabildiğine yaramaz, zımba gibi bir dönem filmi. 

THE PARTY

THE PARTY

Muazzam bir oyuncu kadrosuyla yola çıkan Sally Potter, izleyicilerini az sonra patlayacak bir bombanın geri sayımıyla diken üstünde tutan bir vodville karşımızda. Janet, İngiltere’nin gölge kabinesinde bir bakan olarak atanarak politik kariyerinin zirvesine ulaşmıştır. Kocası Bill’le birlikte yakın arkadaşlarını çağıracakları bir kutlama hazırlığı yapmışlardır. Konuklar yavaş yavaş davete icabet ederlerken, bu partinin az sonra Bill’in yapacağı şok açıklamalarla başka bir boyut kazanacağının farkında değildirler. The Party, İngiltere’deki politik tufanı bir kahkaha tufanına dönüştürürken sivri dilini kullanmaktan bir an olsun geri durmuyor. 

THELMA

THELMA

Norveç’in en önemli sinemacılarından Joachim Trier bu kez gerçeklikten bir nebze uzaklaşıyor ve âşık olunca doğaüstü güçlere kavuşan bir genç kızın hikâyesini beyazperdeye aktarıyor. 1980’lerin Japon animeleri, Stephen King romanları ve synthesizer müziklerinden ilham alan filme adını veren Thelma, kasabadaki hayatını ve dindar ailesini geride bırakarak Oslo’ya, üniversitede biyoloji okumaya giden çekingen bir kızdır. Burada, güzel sınıf arkadaşı Anja’ya âşık olur, ancak bu durum Thelma’ya fazla ağır gelir. 

Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri (THREE BILLBOARDS OUTSIDE EBBING, MISSOURI)

Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri (THREE BILLBOARDS OUTSIDE EBBING, MISSOURI)

Amerikan bağımsız sinemasının en güçlü kalemlerinden, klasikleşen In Bruges’ün yönetmeni Martin McDonagh, Seven Psychopaths’ten sonra uzun zamandır beklenen yeni filmiyle geri dönüyor. Film, kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen bir anneyi gözlemliyor. Acılı anne Milfred, yetkililerin dikkatini çekebilmek için, karayolundaki üç ilan panosunu kiralıyor ve herkese meydan okuyor. Milfred rolündeki Frances McDormand’ın muazzam performansı, son derece güçlü oyuncu kadrosuyla, kalıpların dışına çıkıp kendi savaşını kendi yöntemleriyle veren güçlü kadınlara adanmış bir ağıt.

Uysal Bir Ruh (KROTKAYA)

Uysal Bir Ruh (KROTKAYA)

Adını bile bilmediğimiz bir kadın... Tek amacı hapisteki kocasına bir koli ulaştırmak... Paket iade edilince teslimatı bizzat yapabilmek için yollara düşer ancak vardığı hapishanede de kocasının izini bulamaz. Sanki bütün yollar birileri tarafından kapatılmış gibidir. Bu eziyetin bir sonu var mıdır? Dostoyevski’den esinlenen Sergei Loznitsa, yeni filminde oldukça sert, tavizsiz, rahatsız edici bir Doğu Avrupa portresi çiziyor.

Velayet (JUSQU'À LA GARDE)

Velayet (JUSQU'À LA GARDE)

Venedik Gümüş Aslan En İyi Yönetmen, Geleceğin Aslanı ödüllerini alan film, Venedik ve Toronto film festivallerinde yarışan, Xavier Legrand’ın ilk uzun metrajlı filmi. Velayet, annesiyle babası henüz boşanmış olan bir çocuğu gözlemliyor. Ortak vesayet altındaki Julien, annesinin şiddete meyilli olarak yansıttığı babasıyla aşırı korumacı annesi arasında kalınca durumu kontrol altına almaya karar verir. Gerçekçilik, toplumsal dram, gerilim ve aile dramı gibi farklı türlere göndermelerle izleyicinin ilgisini hep yüksek tutan Velayet, ilk gösterimini henüz tamamlanan Venedik Film Festivali’nde yaptı.

VICTORIA & ABDUL

VICTORIA & ABDUL

İngiltere Kraliçesi Victoria rolünde, şimdiden efsaneleşen Judi Dench’i izleyeceğimiz Victoria ve Abdul, alışılmadık bir dostluk hikâyesi anlatıyor. İlk gösterimini henüz Venedik Film Festivali’nde yapan filmde, Hindistan hâlâ Birleşik Krallık sömürgesiyken, daha 24 yaşındaki bir memur olan Abdül Kerim, Kraliçe Victoria’ya hizmet etmek üzere bu ülkeden Londra’ya gelir. Zaman geçtikçe Abdül Kerim kraliçenin güvenini kazanmakla kalmaz, saray ahalisinin itirazlarına ve engellemelerine rağmen onun en yakın sırdaşı da olur. 

Yalnız Kalpler (LA NOVIA DEL DESIERTO)

Yalnız Kalpler (LA NOVIA DEL DESIERTO)

Gloria filmiyle kalbimize kazınan Paulina García, Yalnız Kalpler’de yine kaderini kendi ellerine alan güçlü bir kadın portresi çiziyor. Yalnız Kalpler’, Buenos Aires’te, kendini ve hayatını adadığı ailenin yanındaki işini kaybedince hayatı alt üst olan ve iş uğruna çölü boydan boya geçmek zorunda kalan 54 yaşındaki Cecilia’nın hikâyesini anlatıyor. Kadınlar için günümüz dünyasında ve belirli bir yaştan sonra kendini yeniden keşfetmenin zorluğunu ele alan Yalnız Kalpler, ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yaptı. 

YOU WERE NEVER REALLY HERE

YOU WERE NEVER REALLY HERE

Lynne Ramsay’in yeni filmi, tek başına, sinemanın asla ölmeyeceğinin kanıtı gibi. Sosyopat bir savaş gazisi, kötü insanların eline düşmüş bir kız çocuğu, nüfuzlu birtakım devlet adamlarını da içine alan girift bir suç ağı... Kevin Hakkında Konuşmalıyız ile ustalığını ortaya koyan yönetmen Lynne Ramsay, Joaquin Phoenix’in ödüllü performansından güç alan filminde, polisiye kurgusu ile hikâye anlatımında devrim yapıyor. You Were Never Really Here, hiçbir beklentiye prim vermeyen, kafa karıştırıcı, zihin bükücü, her sekansı can alıcı bir film. 

ZAMA

ZAMA

Arjantinli yönetmen Lucrecia Martel’in yapımcılığını Pedro Almodovar’ın üstlendiği ve uzun süredir beklenen son filmi, dünya prömiyerini henüz tamamlanan Venedik Film Festivali’nde yaptı. Arjantin’in en önemli edebi yapıtlarından kabul edilen, Antonio di Benedetto’nun 1956 tarihli aynı adlı varoluşçu romanından beyazperdeye uyarlanan film, İspanya’nın sömürgesi olduğu 18. yüzyılda Paraguay’da geçiyor. Köpek Günleri ve Başsız Kadın ile tanıdığımız Lucrecia Martel, Diego de Zama’nın günümüz çağdaş toplumunda yaşanan sorunlara yakın bulduğu bunalımını olağanüstü güzellikteki Güney Amerika manzaraları fonunda sorgulayarak bize sunuyor.

Zirve (LA CORDILLERA)

Zirve (LA CORDILLERA)

And Dağları zirvesinde psikolojik gerilimle siyasi gerilimi harmanlayan Zirve, başrolündeki Arjantin’in en önemli oyuncularından Ricardo Darin'in güçlü performansıyla izleyiciyi etkisi altına alıyor. Filme adını veren Latin Amerika devletleri zirvesinde gündem petrol ve küresel güç iken Arjantin devlet başkanı Hernán Blanco’nun aklı bambaşka şeylerle meşguldür. Damadı, Hernán’a şantaj yapmaktadır. Hernán, zirveye kızı Marina’yı da çağırmıştır. Hernán ile Marina geçmişlerini deşip sırları ortaya çıkardıkça aralarındaki huzursuzluk artacaktır. Zirve, ilk gösterimini Cannes’da Belirli Bir Bakış Bölümü’nde yaptı.