Finans merkezi olmak kolay mı?

Cuma, 06 Ağustos 2010 - 05:00

Türk bankacılık sektöründe, ‘İstanbul’un finans merkezi’ olabileceğine inananların sayısı az değil. Hükümetin ve bürokrasinin bu konuya yönelik yaklaşımını biliyoruz... Bizzat Başbakan ve Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı bu konuya liderlik ediyor.

Basında da ‘Finans merkezi İstanbul’ başlığı büyük ilgi ve destek görüyor... Ancak, yurtdışından görünümü ortaya koyan analiz ve araştırmalar, pek istediğimiz yönde gitmiyor gibi geliyor... Daha önce Londra’nın finansal merkez olma açısından gücünü analiz eden bir araştırmadan, İstanbul’a yönelik değerlendirmeleri aktarmıştım. Çok parlak bir tablo yoktu.

Kriz sonrası ne oldu?

Şimdi de Deutsche Bank’ın, ‘Kriz Sonrasında Finansal Merkezler’ adlı araştırması elime geçti. ‘İlk 40 merkez’ arasına İstanbul’u almayan araştırmada, benim dikkatimi çeken mesajlar şöyle oldu:

1. Geleneksel merkezler pay kaybederken, gelişmekte olan ülke şehirleri yükseliyor.

2. Ama yine de ‘Büyük güzeldir’ yaklaşımı ile Londra, Hong Kong, New York ve Singapur güçlerini koruyorlar.

3. Avrupa’dan listeye giren Londra ve Paris gibi şehirler, diğer merkezlerin gerisinde kalıyor.

4. İyi oluşturulmuş yasal düzenleme ve altyapı, gelecekte bu merkezlerin konumunu, rekabet gücünü etkileyecek. İyi düzenlenmiş merkezlerin şansı artacak.

5. Piyasaların derinliği ve gelişmişliği, merkez olmayı destekleyecek.

Düzenlemeler çok önemli

6. İstanbul, Budapeşte ve Riyad ‘yerel’ kategoride değerlendiriliyor ve ‘finansal merkez’ olma yolunda ‘ilk aşamada’ olduklarının altı çiziliyor.

Aslında bu raporda öne çıkan bazı değerlendirmeleri, Türkiye’yle ilgilenen yabancı bankacılar ve özellikle de hukukçulardan da duymak mümkün... Tamamına yakını ‘regülasyonların’ (düzenleme) ve ‘hukukun’ altını çiziyorlar. Yabancı, özellikle de hukuki altyapıya inanmak istiyor. Bir de finansal derinliği sağlayacak araçlar ile vergi konusuna bakıyor... Bazı finans alanlarında, dünyada olan, ancak Türkiye’de tanımlanmamış ürünlerin bulunması, rekabeti olumsuz etkiliyor.

Hükümet ve bürokrasi, ‘Finans merkezi İstanbul’ projesini hızlandırmak istiyorsa, bu raporlara ve yabancılara biraz kulak vermeli... Bu proje, arsa tahsisi ve kamu bankalarının taşınmasıyla bir yere varamaz.

TL mi döviz mi?

Herkes bu sorunun yanıtını arıyor. Zor bir soru ama bazı insanların bu konudaki görüşü, gelecek için fikir verir. Geçen gün Fiba Holding’in başkanı Hüsnü Özyeğin’in değerlendirmesini okudum. Onun bu konudaki bilgisine ve piyasaları algılama gücüne inanırım. Daha önce yaptığım söyleşide, bana anlattıklarının tamamına yakını doğru çıktı. Piyasayı iyi okuduğunu, son 1 yıldaki gelişmelerden de gördüm. O nedenle şu sözlerine kulak vermek gerekir diye düşünüyorum: “Dolar, 2001’de 1.60’larda, 1.70’lerde idi. Şu anda 1.50’de... Yani o gün paranızı TL’ye yatırmış olsaydınız, bugün iki mislinden fazla dolarınız olurdu. Ben paramı borsaya, mevduata yatırmayı düşünüyorum.”