Fransa hükümeti Renault'ya emir veremez

Perşembe, 14 Ocak 2010 - 05:00

Fransız Renault şirketi, 40 yıldır Türkiye’de otomobil üretiyor. Bursa’da kurulan Oyak Renault otomobil fabrikası dünyanın 80’den fazla ülkesine ihracat yapan ve 6 bin kişiye istihdam yaratan çok önemli bir tesis. Renault’nun, son 9 yıldır Türkiye’de binek otomobiller kategorisinde lider olmasında bu fabrikanın büyük önemi var. Fransızlar yıllar içinde fabrikanın elde ettiği başarılardan o kadar memnun oldular ki Oyak Renault’nun başına ilk kez bir Türk yönetici, Tarık Tunalıoğlu’nu genel müdür olarak atadılar. Tunalıoğlu, Fransa ve İran’da başarılı çalışmalara imza atmış 30 yıllık bir Renault çalışanı. Ağırlıklı olarak Fransız sermayesiyle kurulan ve bugünkü marka değeri milyar doları bulan Bursa’daki bu dev fabrika çok büyük oranda profesyonel Türklere emanet. Markanın başarılarında Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar’ın büyük rolü var. Aynı zamanda Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Başkanı olan Aybar uyguladığı akıllı stratejilerle Renault’nun son yıllarda rakipleri karşısında açık ara öne geçmesini sağladı.


Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün geçen sonbaharda Frankfurt Otomobil Fuarı’nda Renault Başkanı Carlos Ghosn ile bir araya gelmişti. Burada Türkiye’deki yeni yatırımların ilk işareti verilmişti. Renault’nun Türk tarafını temsilen İbrahim Aybar, Tarık Tunalıoğlu ve Celal Çağlar’ın da katıldığı bu büyük buluşmadan sonra Renault ilk elektrikli sedan otomobili Fluence’ı Bursa’da üretme kararı almıştı. Bu büyük işbirliği görüntüsü Fransız siyasetçileri rahatsız etti.


Bu bilgileri neden hatırlattığımı şimdi söyleyeyim. Türkiye’nin uluslararası ilişkiler ve ekonomi alanında elde ettiği başarılardan pek memnun olmayan Fransız siyasetçiler çok başarılı giden Türkiye’deki Renault operasyonundan da kıskançlık duymaya başladı. O kadar ilginç bir durum oluştu ki, aslında kendi markalarını kendilerinden daha iyi bir noktaya taşıyan insanların varlığı onları rahatsız etti. Peki, kim bu başarılı insanlar. Cevabı ortada; Türk mühendisler, işçiler ve satış ekipleri...

19. yüzyıl kafası

“Türk malı” etiketini taşıyan otomobillerin kalitesinin Avrupa’dakilerden bile iyi olması, üstelik bu araçların daha uygun maliyetlerle üretilmesi, Türkiye karşısında bir aşağılık kompleksine kapılmış durumda olan Fransızları deliye çevirdi. Fransız hükümeti, ülkedeki istihdamı koruma gerekçesiyle, Renault’nun yeni Clio modelini Türkiye’de üretmesini engellemeye çalışıyor. Fransa Sanayi Bakanı Christian Estrosi, parlamentoda yaptığı açıklamada “Clio’nun 4. nesil modelinin Türkiye’de üretilmesine izin vermeyeceğiz. Renault bu otomobili Fransa’da üretecek. Bunu Başbakan ve hükümet adına söylüyorum” diye konuştu. Fransız Bakan Estrosi belli ki Fransa’daki yayın organları ve sendikaların çıkardığı gürültünün etkisinde kalmış. Fakat unuttuğu bir şey var. Renault ile birlikte Nissan’ın da patronu olan Carlos Ghosn emirleri Fransa hükümetinden almıyor.

Milliyetçi söylemler ve korumacılık bir yere kadar anlaşılabilir ama ben Fransa hükümetinin Renault konusundaki tutumunu kabul edilemez buluyorum.

Fransa’nın bu çıkışı her şeyden önce imza koyduğu uluslararası serbest ticaret anlaşmalarına aykırı bir durum teşkil ediyor.

G-8’lerin aktif bir üyesi olan, dünyada ekonominin liberalleşmesi için imzalar atan, IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kredi kuruluşlarının etkili şekilde temsil edilen Fransa dünya ticaretini engelleyecek bir tutum içine giriyor.

Modern ekonominin bütün kurallarını ayaklar altına alan 19. yüzyıldan kalma Fransız bakana en iyi cevabı ben yine Carlos Ghosn’un vereceğini düşünüyorum.