Cem Kerpiççiler

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170745.cem_kerpiççiler_17.png

Fransa'da çöken sessizlik teorisi

Çarşamba, 29 Haziran 2016 - 15:55

Euro 2016'da ilk maçlarında Hırvatistan karşısına çıkan milli takımda işlerin yolunda gitmediği sahaya adımlarını atıp istiklal marşını okurken bile belliydi. Yüzlerde heyecan, istek, hırs yerine mutsuzluk okunuyordu. Sahadaki oyunu da görünce bir şeylerin yolunda gitmediği tezi tam olarak yerine oturuyordu. Bu heyecansız ve mutsuz başlangıç ile ilgili Fransa'daki gazetecilere bir soru sorma fırsatı bulmuştum. Aldığım cevap manidardı. "Bunları nereden çıkarıyorsunuz! Biz hiç de böyle bir izlenim edinmedik..."

İyi ki spor basını var mı!

İspanya yenilgisinin ardından önce Lig TV’de Şansal Büyüka sonra da neredeyse bütün gazeteler milli takım içinde son derece ciddi sorunların olduğunu dile getirmeye başladı. Aslında basın mensupları bu sorunları yeni öğrenmemişti. Ama ilk duyduklarında yazmamışlardı, yazamamışlardı. Habertürk'ten Meriç Müldür, 'İyi ki spor basını var' başlıklı yazısında "Fatih Terim, Hırvat maçına bir gün kala, “Gökhan Gönül krizini dünya yazsa siz yazmayın. Ne olur ki!” diyerek basına sitem ediyordu. Gökhan konuşacak, menajeri açıklama yapacak, basın görmezden gelecek. Olacak iş değil de hadi diyelim hocamız haklı" ifadesini kullanıyordu.

İletişim krizini yönetemediler

Sonra çarşaf çarşaf prim gerginliğine dair yazı ve analizler okuduk. Türkiye Futbol Federasyonu sahadaki sportif başarısızlık kadar bu iletişim krizinin yönetilememesinden de sorumludur. Oyuncular bile kendileri hakkında çıkan prim iddialarına yönelik gazetecileri "Bize sordunuz da mı yazdınız" diye eleştirdi. Bu haksız serzenişte bile sorumlu orada bu ilişkileri düzenleyen aslında düzenleyemeyen Türkiye Futbol Federasyonu'dur. Fransa'da bütün mevzu kocaman bir çadır kurup, seyircilerin her birine bir Türk Bayrağı vermekten çok başkadır. Haftada iki ya da üç gün belirledikleri futbolcularla basının iletişim kurmasına izin verseler, gazetecilerin doğru haber almasını sağlayabilirlerdi. Futbolcuların verdikleri bilgilerle süreci istedikleri gibi yönetebilirlerdi. Tüm bu kaos ortamında ortalık prim haberleriyle sarsılırken bu 'sessizlik teorisi' zarar tablosunun artışına neden oldu.