Funda Arar: 'Ya tutmazsa' stresinden her yerim tutuldu

Müthiş bir sesi, duygulandıran bir yorumu var… Funda Arar hem sahneye hem de ekrana yakışan şarkıcılardan. 10’uncu solo albümü ‘Aşk Hikayesi’ni çok beğendim. Arar ile müzik dünyasını ve özel hayatını konuştuk

Cumartesi, 01 Nisan 2017 - 05:00

Funda Arar: 'Ya tutmazsa' stresinden her yerim tutuldu
RÖPORTAJ: ARMAĞAN ÇAĞLAYAN

FOTOĞRAFLAR: NİHAT ODABAŞI




■ Herkes single yaparken siz yine albüm yaptınız. Büyük para...

Yapımcıyla yıllık anlaşıyoruz ama o kadar büyük masraf oluyor ki, albüm, klip derken biz de harcama yapıyoruz.

■ Eskiden albümlerden 4-5 parça patlardı. Artık tek parça patlıyor.

Birkaç yıldır, 10 sene sonra dinleyebileceğimiz bir şarkı da çıkmıyor. Her şeyi çabuk tüketiyoruz. İnternet nedeniyle her şeye kolay ulaşabiliyoruz. Çabuk elde edilen şeyin değeri olmaz. Şimdi her şeye legal ya da illegal ulaşılabiliyor.

■ Müzik sektörü için tehlikeli bir durum.

Tabii ki. Sanatçıların sitem etmesi normal. Hâlâ üreten sanatçılar, eskilere göre daha fazla telif alıyor. Bu telifler çalınma sayılarına göre... Bu kısırdöngüde sürekli aynı tarz dinliyoruz.



■ Şarkı çıkarma süreci büyük gerilim değil mi? Ya tutarsa ya tutmazsa...

Hem de ne gerilim! Stresten her yerim tutuldu. Eskiden zona bile oldum. Ben ‘dinleyen dinler, dinlemeyen dinlemez’ kafasıyla albüm yapmıyorum.

■ Dinleyicide “Hep de aynı şeyi söylüyor” duygusu oluyor mu?

Öyle diyenler de oluyor. Ama farklı bir şey yaptığımda da garip geliyor. “Eski tarzı ne güzeldi” diyorlar.



‘ANNE NEDEN HEP ÜZGÜN ŞARKILAR SÖYLÜYORSUN?’

■ Nerelisiniz?

Baba tarafım Vanlı, anne tarafım Fatsalı.

■ Mutfak iyi olmalı… Evde ne yaparsınız?

Çok güzel yemek yaparım. Dolmalar, içli köfteler... Uyduruk yemek yapmam.



■ Anneniz mi çok yemek yapardı?

Evet. Evimizde sürekli yemek pişerdi. Babam da yemeyi çok severdi. Çok yemek yapıyorum ama ucundan tadıyorum. Bazen patlayana kadar yiyip, nefsimi köreltiyorum. Arada kendime izin veriyorum.


■ Televizyon izler misiniz?

Ben izlemem ama bazen Aras için çizgi film açıyoruz. Onun da çok merakı yok. İki yaşına kadar bilgisayar, televizyon görmedi. Bu aralar ‘Money, Money, Money’ şarkısına taktı. Günde 500 defa onu dinliyoruz. Başka şarkılar da dinlemesini söylüyorum ama bu şarkı onu neşelendiriyormuş. Bana, “Anne neden hep üzgün şarkılar söylüyorsun” diye soruyor. İçli şarkılar duyunca duygu dünyasında ne oluyor, bilmiyorum.



SOKAKTA PESPAYE GÖRÜRLERSE...

■ Günay’da da çıkıyorsunuz. Gazino kültürü geri gelir mi?

Geri geleceğini zannetmiyorum. Artık assolistlik kavramı da yok ama klasik Türk Müziği okuyan bir assolist olmak isterdim.



■ Bu her sanatçının içinde var.

Sevilmek ve alkışlanmak için sanatçı olmak ister insan. Seyirci ve alkış istiyorsan egon yüksektir. Ama egoyu törpülemek gerekiyor. Mütevazı sanatçılar başarıyı elde ediyor.

■ Öylesini hiç görmedim. Her daim ‘sahnedeki’ insanla ‘sahne dışındaki’ karışıyor.

Ben elimden geldiğince karıştırmamaya çalışıyorum. İnsanlar bizi sokakta da sahnedeki parlaklıkla görmek istiyor. Pespaye gördüklerinde, “Amaan bu da bu muymuş” diyorlar. ‘Ben buradayım, sen buradasın’ ayrımını da yapmamak gerekiyor.