Futbolun Yaprak Dökümü!

Cuma, 16 Ekim 2009 - 05:00

Uzun süredir düşünüyorum. Acaba Türk insanının öncelikleri değişiyor mu? Evde kumandanın sahibini belirleyen bir veri var elimde...

Önceki akşam Türkiye ile Ermenistan arasında oynanan milli maçın reytinglerini neredeyse üçte bir oranında katlamış Yaprak Dökümü (Kanal D).

Daha önce çok önemsenen maçlar, hatta bazı takımlarımızın final karşılaşmalarında da almıştı benzer sonuçları. Ama Ermenistan maçı farklı...

Türkiye haftalardır bu maça bileniyor. Grupta şansımız olmasa da, diplomatik bir derbi olarak çok önemsendi bu karşılaşma. Gazeteler, televizyonlar, haber bültenleri bütün bir ay ve önceki gün boyunca maça hazırladılar Türk insanını...

Ama Yaprak Dökümü, kendi kulaktan reklamı içinde ezip geçti diplomatik zaferi. Üstelik skor levhasında önde giden millilerimiz olmasına rağmen... Bir şey oluştu izleyici gözünde. Farklı bir şuur, farklı bir ahlak yapısı. Ve öncelikler ve de kumanda el değiştirdi. Futbolun Yaprak Dökümü de bunu gösterdi...

Vallahi büyük cesaret!

İkbal Gürpınar’ın cesaretine hayran oldum. Önceki salı televizyon tarihinde ender rastlanan bir şiddeti canlı yayında izletti hepimize...

Kızı kaçırılan bir baba, olaydan sorumlu tuttuğu adamın kardeşine tekme tokat, ana avrat girişti. Alayı canlı yayında gözler önündeydi sakilliğin...

Yıllar önce benzer bir canlı yayın kazası nedeniyle programımın yayını RTÜK tarafından durdurulmuştu. İrademin dışında gelişen bir kavganın en büyük mağduru ben oldum...

Kanalına göre hassasiyet göstermiyorsa, RTÜK benzer bir cezayı Kanal 7’ye de uygulayacaktır. Ama mesele o değil...

Mesele, İkbal’in bir gün önce birbirine giren tarafları büyük bir cesaretle ertesi günü de canlı yayına taşımasıydı. Stüdyoda aynı tipleri görünce önce şaka sandım...

Değilmiş! Saygı notu düşerek hatırlayalım; 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in lafı geldi aklıma, “Dün dündür, bugün ise bugün”... Galiba ekranın geldiği nokta için durumu tam da karşılayan bir söz bu. Her şeyi bir günde unutabilmek mümkün mü yoksa? Vallahi bravo (!) İkbal Gürpınar’a...

Türkler Balkanlardan çekiliyor

Ve Türkler Balkan coğrafyasından çekiliyor. Tam da başlıkta yazdığım gibi. Dün bu köşede, çok da üzülerek verdiğim Elveda Rumeli’nin bitiş haberinin ardından bugün de başka bir veda yazısını not düşüyorum...

Show TV’nin umutla başladığı Balkan Düğünü isimli dizisi de haftaya salı son buluyor. Bu türden gel gitlere alıştı artık izleyici. Kötü bir alışkanlık oysa ki...

Balkan Düğünü, Elveda Rumeli’nin yapımcılarının bir projesiydi. Zaten oyuncularının yarısından fazlası da oradan transfer edilmişti...

Zarife, Baytar Efendi, kötü adam Dimitri, rahip gibi karakterlerin hepsi düğün için bir araya gelmişlerdi. Şimdi cenaze için gelecekler...

Evet, düğün de Rumeli serüveni de bitti ekranda. Ama sinema için büyük bir umudu doğurdu bu. Balkanlardan yurda göçü konu alan bir uzun metrajlının hazırlıklarına başladı yapımcı firma. Beş ayrı yönetmenin vizöründen çıkacak muhteşem bir “bağımsız final filmi” olacak bu...

Eğer oraların kokusuna alıştıysanız, Balkan çiçekleri sinema perdesinde açacak. Artık koklar mısınız, koparıp kitap arasına mı koyarsınız bilemem?..

Ayrılık ayrıştırdı!

Bir diplomatik kriz yaratan dizimizeksikti, o da oldu. Aslında geçen yılın reyting ve oyuncu tartışmaları konusundan en verimli skandalların adresi olan dizisiydi; Ayrılık... TRT’de henüz yayına girmeden başladığı “kendinden konuşturma halini” üstün bir PR çalışması olarak nitelemiştim. Ama şimdiki skandal benzetmelerin hepsinin üstüne çıktı...

Önceki akşam yeni sezona çok hareketli giren dizi, Filistin ve Gazze’de yaşanan İsrail baskısını fazla şiddetli getirdi ekrana... İsrail askerini kana susamış canavarlar gibi gösteren sahneler, hem izleyicinin yüreğinde, hem de İsrail’in vicdanında sıkıntı yarattı...

Dün ülke gazeteleri İsrail’deki temsilcimizin dışişlerine çağrılarak sert bir nota verileceğini filan yazdı. Hatta bakanlardan biri “Türkiye’nin bu diziyi kasıtlı bir mesaj için oynattığına” kadar getirdi lafı...

Şiddet bu dünyanın bir gerçeği. Ayrılık’ta anlatılan coğrafyanın bütününde çok sert hayat. Ama bunu dile getirince skandala neden olabiliyorsunuz işte... Ayrılık topa fazla hard core girdi sanırım. Ve ayrılıkları pekiştirdi!

Nefesin nefesini açmak!

Ve bir yeni dizide atv’den geldi; Nefes. Öyle bir kadrosu var ki sol baştan saysan sağ baştakinin hatırı kalır. Benim diziyi izleme nedenim için iki isim kafi; Uğur Polat ve Jülide Kural...

İlginç bir hikayesi var Nefes’in. Çocukken, annesini başka bir adamla kaçamak yaparken gören ve yine o adam için terk edilen Nefes’in intikam meselesini anlatıyor...

Bir evladı, öz annesine düşman edecek nedenler arasında sanırım terk edilme ilk sırada geliyor. Ve Nefes de tam oradan tutuyor nabızları...

Ve fakat, oyuncu seçkisi ve yayın saati itibarıyla toplam izleyiciyle bir ilişki geliştireceğini sanmıyorum dizinin. Daha çok AB grubunun ilgisini çekecek bir “plus” öykü anlatılan... Atv, son günlerde sıklıkla yaptığı gibi dizinin saatiyle oynamaz ve salıya mıhlarsa, Canım Ailem’den gelen AB izleyicisi Nefes’e nefes verir...

Aksi halde gece karanlığında ciddi bir ışık huzmesi yiter gider ekranda!