Füze kalkanı mı? Sakın ha!

a
a
Pazartesi, 15 Kasım 2010 - 05:00

Türkiye dokuz günlük bayram uykusuna yatırılmış iken... Uykunun en derin yerlerinde, 19 ve 20 Kasım’da ülkemizin, bölgemizin ve insanlığın kaderini yakından ilgilendiren bir toplantı yapılacak. Lizbon’da Nato Zirvesi toplanacak ve “Yeni Stratejik Konsept” görüşülecek.

Bu yeni konseptin en önemli ve en somut konusu “Füze Kalkanı”... ABD yönetimi “Füze Kalkanını” Doğu Avrupa ülkelerine satamayınca bize satmak “konsept”ini geliştirdi.

Türkiye’yi katmak için de işi “NATO İŞİ” yapma yolu seçildi. Yani, NATO yetkilileri toplanıp karar veriyor.

ABD, NATO’yu işin içine katıyor. Ne güzel değil mi? ABD Savunma Bakanlığı yetkililerinden Townsend, NATO’yu “işin içine katmak” deyimini kullandı. Ve dedi ki:

“Türkiye bu işe karşı değil; yaşadıkları bölgede siyasi hesaplaşmalarda ne kadar eşleştiğini görmeye ve bir denge oturtmaya çalışıyorlar...”

[[HAFTAYA]]

Bu işler kurcalanırken Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu açık konuştu; “Sanki füze savaşları başlayıp Türkiye de bir füze kalkanına ev sahipliği yapacak... Böyle bir durum söz konusu değil”.

Bu ifadeler çok açıktır ve güvencedir. “Küresel Bunalım ve Stratejik Derinlik” kitaplarının yazarı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı, değerli devlet adamı Vecdi Gönül’ün Milli Savunma Bakanı olduğu bir Türkiye, bu oyuna gelmez. Gelirse yazıklar olur. Hem ne yazıklar... Neler mi olur?

1-İran’la ilişkilerimizin ortasına füzeler düşer.

2-Bölgede ve dünyada saygınlığımız kalmaz.

3-İsrail, İran’a saldırırsa İran da karşılık verirse bu “füzeler kalkanı” ilk hedef görülürse, bölge ne hale gelir?

Aman ha! Sakının. Sakın böyle bir yanlışı yapmayın; Ey Türkiye adına, halkımız adına karar verecek olanlar! Dünyada da yanarsınız, ukbada da...

TARİHTEN İBRET

Birinci Dünya Savaşı niye yapıldı? Avrupa’nın sanayileşmiş ülkelerinin “hammadde ve pazar bölüşme kavgası” yüzünden değil mi?

Peki bizim o kavgada ne işimiz vardı? Hammadde ve pazar aradığımız sanayimiz yok iken?

Dokuz cephede savaştık. Milyonlarca insanımız (1.5 milyon asker) öldü. Cumhuriyet kurulduğunda halkımızın çoğunluğu kadınlar ve çocuklardı. Vatan toprakları elden gitti.

Kim ne derse desin, Mustafa Kemal Paşa’nın savaşı ve başarısı olmasa şimdilerde Orta Anadolu ve Dersim’den ibaret küçük bir devlet idik.

Niye girdiğimizi bilen yok; nasıl girdiğimizi bilmeyen yok. Osmanlı resmi giyimi giymiş Alman askerlerinin doldurduğu iki zırhlımız Midilli ve Yavuz (gerçekte Breslau ve Goben) 29 Ekim 1914’de Rus donanması ve limanlarını bombaladı. Ve savaşa dahil olduk. Çünkü Almanya’nın bizim savaşa girmemize ihtiyacı vardı.

Bu işin ilginç bir yanı daha var. Mehmet Akif anlatıyor; “Uğruna savaşa girdiğimiz dost ve müttefikimiz Almanlar, Kudüs ortak düşmanların eline geçince, kiliselerinde zafer ve sevinç çanlarıyla olayı kutlamışlar.”

Ne diyelim? Akif’le bitirelim: “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. Hiç, ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”