Galatasaray'da hatır için gol atmadığım maç oldu

1991'de Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye bir gecede 'satılan' Tanju Çolak, Avrupa gol kralı olan tek Türk ve gerçek bir efsane! 30 yaşında sahalara zorunlu veda eden Çolak, KARNAVAL için siyaset ve futbol hayatını anlattı

03 Kasım 2013, Pazar 05:00
A A

Herkesle röportajı kabul etmiyorsun, siyasete giriyorsun ondan mı?

Evet, siyasetle ilgili kararlar aldım, Ak Parti’den Urla aday adayıyım. Bundan sonra daha dikkatli olmam lazım bu yüzden herkesle görüşmek istemiyorum. Ben Başbakanımızı çok seviyorum, özü sözüyle hakikaten adam gibi adam. Sempatim çok fazla, hem Karadenizli hem de sporcu olması sebebiyle.

Kendin Samsunlusun, Urla’nın ne ilgisi var?

Siyaset anlamında danışmanlık alıyor musun? Ben zoru seviyorum! İlçe başkanından geldi teklif. Ben de düşündüm, aileme danıştım, neden olmasın dedim. Sevda Güner Hoca ile günde 1 saat siyaset konuşuyoruz. Urla’yı marka şehir yapmak istiyorum.

CANAN DANYILDIZ

canan.danyildiz@posta.com.tr

Sence Urla’dan başarılı olur musun? Hissin nedir?

Vallahi ben onlardan biriyim, başaracağıma inanıyorum. Onları sokağa döktüm, onları ekran karşısında ağlattım zamanında, neden olmasın? Çok inanıyorum!

Tanju Çolak Futbol Akademisi, asıl işin yani; bayağı yol almışsın, Futbol Okulu’n da var.

Türkiye’de yalnızca Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray gibi takımların alt yapısı var, Beşiktaş Minikler Takımı ya da Galatasaray Futbol Okulu gibi. Aslında takımların ellerinde fırsatlar var, zor değil yapmak. Ben bir efsaneyim, Avrupa gol kralıyım, neden futbolcu yetiştirmeyeyim dedim ve kurdum. 14 ilde varız şu an.

“Beni yönetimde istemiyorlar”

Teknik direktör de olabilirdin ama, neden öyle devam etmiyorsun kariyerine?

Ben istiyorum, ama yapmıyorlar. Takım çalıştırmak istiyorum, çalıştırtmıyorlar.

Neden? Seni engelliyorlar mı? Kim istemez ki senin gibi deneyimli birini?

Onlara soracaksın bunu bana değil. Ben tu kaka bir adam mıyım? Eli ayağı olmayan, saygısız bir adam mıyım? Ama istememe rağmen milli takım çalıştırtmıyorlar. Alt yapıda olayım dedim, bir kere oldum. Topu çatala atınca hoca uyarıyor, ‘sen böyle oynarsan çocukların morali bozulur,’ yapamazlar diye. E ben profesyonelim, tabii öyle vuracağım, çocuklara göstereceğim; hocanın kendi atamıyor da ondan engelliyor beni.

Önünü açarlarsa, sen dünya çapında bir teknik adam olursun, ondan mı çekiniyorlar dersin?

O kapıyı açmıyorlar, kendime göre bir duruşum var ve halk tarafından çok sevilen biriyim. Ama futbolu yönetenler tarafından hoş karşılanmıyorum; eğilip bükülmüyorum; objektifim ondan.

Tarafsız bir adam mısın peki şimdi?

49 yaşındayım böyle yaşıyorum evet, futbolda taraf olamam; ben Karadeniz çocuğuyum, neysem oyum. Bu saatten sonra kendimi değiştiremem.

Yönetim camiasının tavrı seni üzmüyor mu?

Üzülüyorum tabii, Tanju Çolak bugün her takıma getirilebilir, her görevi üstlenebilir. Ama istenmiyorum, bu tarafımı kullanmak istemiyorlar. Onun için de kendi futbol akademimi kurdum.

Orada bir engelle karşılaştın mı?

İzmir’deki bir akademinde davalık olduğunu okuduk. Yok, Tanju Çolak Futbol Kulubü ve Futbol Akademisi’nde engelle karşılamadım. Toplam 1500 çocuğum var yetiştirdiğim. Samsun’da başladı hikaye, ordan yol aldı. İzmir’de 1.3 trilyon harcayarak kötü bir araziyi adam ettim ve 3 halı saha yaptım. Teşekkür edeceklerine ‘ruhsatın yok’ diye dava açtılar. 8 ay inşaat vardı, neredeydiniz? Teşekkür yok tesis kazandırdık diye, ama dava ne oldu bilmiyorum.

Akademi yaklaşık 14 ilde var, sonra siyaset. Nasıl yetişiyorsun ki?

Ben mutluyum, çalışmazsam kötü olur; enerjimi kaybederim. Ben o sevgi ve enerjiyi seviyorum.

Tam efsanesin değil mi onlar için?

Tapıyorlar sana. Çook! O çocuklara 6-7 yaşında dostluğu, takım olmayı, saygıyı ve en önemlisi okulunda başarılı olmayı öğretiyorum. Başarısız öğrenci almıyorum takıma. n Futbol eskiden slow motion (yavaş hareket) bir oyundu, bugün? Tabii daha zordu eskiden, çamur saha çim oldu, ayakkabı bir batardı 300 kg olurdu. Formalar hafifledi. Şimdi hızlandı oyun. Ben tırnaklarımla geldim buraya ama. Herkes uyurken çalıştım, bugün daha iyi oynarım.

Vay be deyip şımardığın oldu mu kendi kendine?

‘Vay be!’ dediğim oluyor, ama asla şımarmadım; mütevazı biriyimdir. Bu sevgiyi kazanmanın da başka yolu yok.

En zor anın nedir, anlatsana?

2005 yılı, Galatasaray kulübünün 100. yılıydı, hizmeti geçen futbolcular bir araya gelip karma maç yapacaktı. O kadroya beni aldılar, beklemiyordum. 91’de çıkardığım o formayı, 2005’te bir daha giydim. Nasıl ama soyunma odasında... Düşünceli, moralsiz... Tribünler bana ne diye bakacak, bağıracak diye. İşte o var ya, en kötü anım, en kötü heyecan. Hayatımın en kötü durumuna düştüğüm an. Kalbim nasıl atıyor! Korku tavan yapmış bende! n Merdivenlerden çıktın... Var yaaa! O gün hayatımın en kuşkulu anından en güzel anına döndüm. En çok ben ve Hagi alkış aldık! Çok mutlu oldum! Allah’ım dedim sana şükürler olsun! Maçın özü goldür, ben de bunu en iyi yapan adamdım, bu bana saygıyı da, sevgiyi de, gücü de getiriyordu.

Sen hiç şike yaptın mı?

Geçmiş gitmiş ama... Şike bugünkü gibi o zaman da vardı. Paranın döndüğü her yerde şike vardır. Bu kadar basit. Ben şike yapmadım, ama çıktığım maçta hatırına oynamış olabilirim.

Bu da bir hainlik değil mi?

Para yok ama şike bir tür! Evet, kabul ediyorum kazık, biraz hainlik tabii. Futbolcular maç seçerler, başkan seçerler. Mesela hocayı sevmezlerse kötü oynarlar ki gitsin diye. Ben de yaptım! Galatasaray’dayken oldu olay, karşımdaki takımı bana sorma söylemem. Karşı takım bir gol atınca Galatasaray’a, atan arkadaş benim tribünüme el hareketi yaptı. Ben de futbolcuya yaklaşıp ‘hatır, katır oldu, bunu yapmacaktın’ dedim ve 10 dakika sonra bir gol de ben attım. Maç 1-1 bitti.

“Kadınlar için ne gerekirse yaparım”

Sen isteyerek jübile yapmış bir futbolcu değilsin...

Hala o heyecanın var. Kaçak Mercedes olayı yüzünden yattım cezaevinde. Bir futbolcu için 2 yıl çok uzun bir süre. Bu sebeple 30 yaşında futbolculuğum bitti. Üzücü tabii, şimdi konuşmak gereksiz. Ama futbola doyamadım.

Bugün kim var efsane olacak sence?

Arda Turan, Burak Yılmaz gibi isimler çok iyi. Ama efsane çıkmaz. Şimdi futbolcular çok kazanıyor ve para garanti olduğu için çalışma gereği duymuyor. Daha az çalışıp daha çok kazanıyorlar.

Tribündeki bir kadına, sevdiğin kıza oynadın mı hiç?

Yok yaaa, oraya çıkınca oyundan başka şey görmezsin ki!

Bu kadar efsane bir futbolcu... Kadınları nasıl etkilersin?

Valla kendimi çirkin bulmuyorum, bir duruşum bakışım vardır yani... Kadınlar için ne gerekirse yaparım. Kadınlar vazgeçilmezdir! Kadınların değerini bilirim. Saygı da duyarım.

“Köyden geldiğim için zenginler beni sevmez”

Herkesin sevgisini kazandığını düşünüyor musun?

‘A ve A plus’ hariç ama, B, C, D ve E sınıflarının beni çok sevdiklerinden yüzde yüz eminim. Bu saydığım gruptaki herkesin evine girerim, kabul görürüm. Futbolun giremediği, kabul görmediği bir yer var mı? Hah işte, ben iddialıyım bu konuda.

A ve A Plus’a ne oldu yahu?

Yani zengin tayfası, onlar niye kategori dışı? Onlar da beni bir istememe ve kabullenmeme var. Kıskanma var onlarda, dedikodu da. Ben Anadolu’dan gelmeyim, kabullenmiyorlar. Dürüst ve özverili olduğum için sevmezler beni.

Marka mısın sence?

Evet, ama iyi yönetmedim ben kendi markamı, değerlendiremedim. Çok mütevazıyım, bana çok çabuk ulaşılabiliyor. Sahip çıkmadım ismime, ben paranın değil sevginin peşine düştüm.

Ama para da geldi be peşinden!

Bak, ben altın, bronz ve gümüş ayakkabı sahibiyim. Onlara bakarsan çok paralar almam gerekiyor. Ben alıyorum misal 10 lira, başkaları alıyor 250 lira. Bu reva mı? Ve bu adamların futbolla hiçbir katkısı yok. 

Rıdvan Dilmen’e mi geliyor laf?

Rakam vermeyeceğim ama, benim kazandığımla onunki arasında çok fark var. Rıdvan Dilmen, aldığı parayı HAK-ET-Mİ-YOR!

Sana onun kadar rakam ödemiyorlar mı?

Ne ödemesi yahu, kapıdan içeri giremiyoruz, içeri almıyorlar; sen ne anlatıyorsun!

 Siz yıllardır arkadaşsınız da neden Rıdvan’la bu düşmanlık?

Rıdvan benim 30 yıllık arkadaşımdır, ama bir sakızını çiğnemiş değilim. Ona yaptığım iyilikler inanılmaz boyutlardadır; onu da inkar edemez. Kırgınım çok. Ama en çok oğlum Anıl’a yaptığı şey için.

Ne yapmış ki Anıl’a?

Oğlum, Radyo TV ve Sinema Bölümü mezunu, gitmeden önce de NTV’de çalışmıştı. ABD’de master’ını yapıp döndü, ‘Ben o kanalda devam edeceğim’ dedi. Ben de Rıdvan amcasının telini verdim. Rıdvan önce tamam diyor; sonra telefonlarına çıkmıyor Anıl’ın.

 İyi hareketmiş...

E düşün, Rıdvan beni Amerika’dan arayacak, ben onun için her şeyi yapacağım, yıllar önce. Kapıma bir sabah 7’de ağlayarak gelecek, o çok iyi bilir nedenini (maddi), sonra Anıl arayınca açmayacak. Buna kırılırım işte! Beni onun oğlu Erdi arayacak, sana kusura bakma der; onun yanına giderim. Çocuk başka şeydir.

 Sonra zaten Anıl da kendi işine koyulmuş sanırım... Ya kızın Melis?

Anıl şimdi Mediactive’in yüzde 50 ortağı; ben de yönetim kurulu başkanıyım. Otobüs firmalarının koltuklarında yer alan tv’ler için reklam yazılımı yapıyorlar. Çok önemli bir iş. Ben de onlara ağabeylik ediyorum şirkette. Melis avukat, ama buradaki gidişatı, Türkiye’deki pek iyi görmüyor. İzin versem Amerika’da yaşayacak ikisi de ama bu topraklarda olmalarını istiyorum. n İnşaat işin de var? Evet, Bartın’da Ekşioğlu ile birlikte 120 dairelik bir projemiz var.

“20 sene olmuş Hülya’yı konuşmak günah!”

Sahi, futbolcuların bu kadar magazinsel olması doğru mu?

Yanlış, ama basının yaptığı bir şey bu. Futbolcuların gece çıkmaya hakkı var, günü önemli. Bunu magazin istiyor. Futbolcular bundan çok rahatsız, büyük kısmı. Benim kızdığım şu; tamam bir yerden çıkarken çek fotoğrafı, yaz ama doğrusunu yaz.

Ama şimdi ne kadar magazinsel olursa o kadar da reklam teklifi geliyor, misal: Arda Turan.

Eskiden Arda’nın futboluna bakmıyorlardı ki, özel hayatına bakıyordu herkes, şimdi Arda’nın oyununa bakıyorlar. n Senin zamanında bu kadar reklam da yoktu, sen bütün bu yatırımları yapacak parayı nerden buluyorsun? Ben hala futboldan kazandığımı, futbola yatırıyorum, ondan.

Ataşehir’de kaybettiğin bir tesis yerin vardı? ‘Voleyi vurdu’ dedilerdi senin için...

O olay, bir gazetecinin işgüzarlığı yüzünden oldu. ‘İhaleyi aldı, voleyi vurdu’ dediler evet, ama araştırsalar bütün kulüplerin böyle kurulup yönetildiğini görürler. Ben orayı usulüne göre kiraladım ama kaybettim arsayı. Çünkü olay gereksiz büyütüldü.

Medya da sana karşı desene...

Yazılmasında çizilmesinde sorun yok, ama başka güzellikler de yapıyoruz, tesis açıyoruz be, onu yaz... Ya da bu Ateşhir’deki arsa meselesi, araştır yaz. Ben gazetelerin yazdıklarına bazen şaşırıyorum, bunu nasıl basar diye. Mesela Ali Sayar var, ‘Ben gay’im’ diye açıklama yapmış, gazeteler de bunu almış basmış! Ayy, ben gülüyorum, utanıyorum bazen gazetelerden. Hülya Avşar’la da ben tanıştırmıştım onu!

Hazır söz Hülya’ya gelmişken...

O konuyu açmak istemiyorum, 20 küsur sene olmuş! Onun için de benim için de konuşmak yanlış! Bunun yazılmasını, çizilmesini istemem. Günah! Ayıp! Rezalet! Yollar ayrılmış, herkes kendi önündekini yiyor.

Fener’e 1 gecede satıldım! 

Fener’de oynarken ‘dönek’ diyen çok oldu. İnsan Galatasaraylı olup Fener’de nasıl oynar ki?

Vallahi ben Fenerbahçe’ye giderken, Galatasaraylı olduğumu söyledim, ama çıktığım ilk maçta da 2 golümü attım. Hırs ve azim Canan. Tarifi yok! Beni o tribünde 1 Galatasaraylı alkışlıyordu: Ergun Gürsoy! ‘Seni satanlar utansın’ diyordu! O yıllarda söylemiyorsun ki neden kulüp değiştirdiğini.

İsteyerek bir gidiş değildi seninki Galatasaray’dan tabii...

Bana söz vermişlerdi, 3 milyar vereceklerdi, ertesi gün 2 milyara indirdiler parayı, yıl 1991. Bana hem takım kaptanlığını veriyorsunuz hem de Bülent Korkmaz ile aynı parayı uygun görüyorsunuz. Bana o gün dediler ki ‘Sana bir iyi bir kötü haberimiz var: Seni Marseille takımı istiyor, ikincisi sana 2 milyar vermeyi kararlaştırdık’. Bana bunu söyleyen Alp Yalman’dır. Beni sattılar.

Kurtaran, araya giren olmadı mı? Seni niye satsın bir kulüp? Gol kralı bir adam?

Onlara soracaksın onu! Beni istemediler. Ve o gün, gündüz 1’den gece 12’ye kadar bekledim bana geri dönerler diye. Alp Yalman’a Yurdeşen Karahasan ulaştı, ‘Bak abi, kaptan burada bir konuşun, bu çocuğu Fenerbahçe 4,5 milyara istiyor, ama o 2,5 milyara da razı, burada kalmak istiyor’ dedi. Ama Alp Yalman telefonu kapattı, konuşmadı benimle!

Sonra?

Mustafa Denizli’ye de ulaşmıştım, ‘Ben yapmaya çalışırım’ demişti. O sabaha karşı 03.00’te Mustafa Denizli ‘Benim yapabileceğim bir şey kalmadı, istediğini yap, imzala’ dedi. Sebebini bilmiyorum, onlara soracaksın, bir gol kralını niye satarsın diye. Sonrası, ben sabaha karşı 04.30’da Fenerbahçe ile anlaşmamı imzaladım. Sonra da bir bir golleri çaktım. Akıttığım terin, formanın hakkını veririm.

“Şimdi futbol oynasam en az 50 gol atarım”

Bugün olsa sence nasıl oynardın?

İddia ediyorum 50 golden aşağı atmazdım! Bana oynayamazsın diyorlar, sen benim zekiliğimin, çalışmamın hangi boyutundasın?

Şimdi işler nasıl? Nasıl buluyorsun Türk futbolunu?

Valla şimdi ben bakıyorum, alınan paralar yukarı çıkıyor ama futbol aşağı iniyor. Para bolluğu mu var etrafta? Kötü görüyorum yeni jenerasyonu.

Arda’yı da beğenmiyordun?

Eskiden beğenmiyordum evet, 6 kilo fazlası olan, özel hayatıyla gündeme gelen Arda’yı niye beğeneyim ki? Ama şimdi beğeniyorum. Fırtına gibi.

 

 

 

 

 

 

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;