"Gay bara gitmemden kime ne?"

Yaprak Dökümü'nün 'Ali Rıza Bey'i Halil Ergün son dönemde kendisi hakkında çıkan haberlerin hepsine 'Beni taciz etmeye ne hakları var?" sözleriyle ateş püskürdü

Pazartesi, 10 Mayıs 2010 - 10:28

İlk filminiz Yılmaz Güney’le başrolü oynadığınız ‘Yol’ filmi.

Evet ilk filmim budur. 12 Mart yıllarından sonra hapishaneden çıkmıştım. Tiyatro yaptım ben fakülte yıllarımda. Ankara Devlet Sahnesi’nde ‘Asiye Nasıl Kurtulur?’u oynadık. Hatta ilk ödülümü de o oyunla almıştım, Kara Mustafa rolüyle. Sonra 12 Mart yılları geldi. Hapise alındık bizler. Çıktığım zamanlar arkadaşlar Yılmaz Güney’in filminde oynamamı önerdiler, oynadım da. Ben biraz görev duygusuyla oynadım ama çok sevdim sinemayı. Bu film şimdi olacak, olmadı derken, başrol oynadım. Derken şarkıcı türkücü filmleri, seks filmleri çıkmaya başladı. Yeşilçam’ın kendisi ortadan çekilmeye başladı. O yıllar sinemaların kapandığı yıllar. Sonra kan ter içinde 1974 yılında başladım. Kasabamla ilişkimi koparmadım, İznik’te tarım yaptım. İyi projelerde bulunma çabası gösterdim ve bugünlere geldik

Kanlı 1 Mayıs’tan 32 yıl sonra bu yıl 1 Mayıs kutlamalarına katıldınız. Neler hissettiniz?

Çok heyecanlandım. Öbürlerine gitmedim ben, gereksiz bir resim gibi görmek istemedim kendimi. Bu yıl hem bir mutluluk, hem de hesap sorma; hesap sorma derken sorumluların bulunması anlamında çünkü 1977’de buradaydım (Taksim’de) her şey gözümün önünde oldu. Buraya gelindi ve bayram edildi, bir gelenek oluşmaya başladı. Biz yasaklara karşı çıkarak yorulan bir kuşağın çocuklarıyız. O yüzden burada bu mutluluğu yaşamak güzel bir şeydi.

Ankara’da 1 Mayıs’ta travestiler “Sendika hakkı istiyoruz” diyerek pankart açtılar.

Asıl olan toplum bilincinin ve yargılarının, değişim sürecine girmesi. 1 Mayıs’ta kortejde Mor Çatı grubundan kadınlar gördüm, nasıl sloganlar atıyorlar. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

 Türkiye de gey bara gitti mi gitmedi mi bunlar tartışılıyor..

Aynen, ben mesela gidiyorsam arkadaşlarımla “Gitmişsin söyle!” diyorlar. Korkumuz yok! Her şeyi söyleriz ama neden, bana bunu bağırttırmaya kalkıyorlar? Sana, ya da öbürüne? Ne oluyor? “İtirafta bulun” diye zorluyor! Sen kimsin niye itirafta bulunacak insanlar?

Gey açılımı olmalı mı sizce?

Elbette. Herkesin, demokratik ve insan hakları meselesidir, herkesin yaşama hakkını savunuyorum.

Baskı...

Hayır öyle bir şey yok. Ama seni taciz ediyor resmen. Hrant’ı vuruyor mesela. Ya da bir eşcinseli gördüğü zaman yine aynı şeyi yapıyor. Kişilerin tercihleriyle ilgili sorular sorulmaması gerekir, o bir zulüm!

Özel hayat denen bir şey var.

Geçen bana yapılan. Arabamı takip ettiler.Yönetmenim ve arkadaşlarımla birlikte bara gittik ve iki kadeh bir şey içtik. Bana rica ettiler, gelebilirler mi diye, “Gelsinler, çeksinler” dedik. Çektiler. Arabama bindik, arabayı ben Alman hastanesinin oraya park etmeye gittim yanımda iki tane kız arkadaşımla, baktım oraya da yığıldılar, kaçtım. Sonra durdum sırf arkamızdan koşmasınlar diye. Bütün gece beni takip ettiler. Polise 155’e ‘Şüpheli bir şahıs” diyerek plakamı ihbarda bulunmuşlar. Benim ehliyetimi aldırmak için, haince, düşmanca bir tavrı anlayabilir miyim ben? TV’de kendilerine göre senaryo yazarak anlatıyorlar. Yargıda verecekler onların hesaplarını.

Mahkemeye verdiniz o zaman. Ama bir şey söyleyeceğim: Eğer çevirme varsa, seni de beni de çevirebilirler. Ama bu kadar büyük senaryo varken, sen 155’lerden şikayet ederek, ihbarlar yaparak sadece bir senaryo kurgulamak için ben takip ediliyorsam bunu kim bana nasıl anlatacak? Arkadan da polise karşı geliyor, diyerek iftiralar atarak. Yalan, yanlış, utanç verici. Ama asıl mesele şu; çok iyi yazılar da okudum hakkımda destek vereren yazılar ama hiçbir sinema örgütünden, bir laf işitmedim bir oyuncuya, bir aktöre destek çıkmadılar. Çok mu hoşlandılar benim bu yaştan sonra bu hale getirilmeme?

Şimdi çok para kazanıyor Halil Bey, bunun da acısını biraz çeksin gibi mi düşünüyorlar.

Herkes bunu düşünüyor ya. Ben hiç gece hayatı olmayan bir adamım. Son iki ayda iki defa sokağa çıktım ikisinde de olay çıkarttılar. İçki içmem ben, çıkınca içiyorum, adımı içkiciye çıkardılar. Beni alkolik göstermeye arkadaşım ne hakları var ya? Benim evimde bira bile içilmez.

Peki önlem alıyor musunuz, bu tür sorunları bir daha yaşamamak için?

Çıkmayacağım dışarıya, çekip gideceğim artık zaten. Şöhret falan da istemiyorum bu kadar ben ya. Gittik zamanında biz gece hayatını çok evvelden yaşadık. Bir çiçek bar vardı hayatımızda. Ben çıkmayacağım artık, çünkü bana zehir ettiler. Zaten de çıkmıyorum. İki ayda iki defa yaa. Özel mekanına gittim.

Hayatımın aşkını arıyorum demişsiniz.

Biz aşkı seven kuşaktan geliyoruz. Şimdi bizim yaşadığımız gibi aşklar yok. Biz flört ve sevgiliyi aşk gibi yaşadık zamanında. Zamana yayılan ilişkilerdi onlar. Artık yaş olarak da, zaman olarak da, çevremiz olarak da hakikaten sarsılsak da, böyle salya sümük aşık olsak! A oluyoruz tabii, düşerse niye olmasın?

Sizi sersemleten bir aşk oldu mu ?

Yaşamaz olur muyum? Yerlerde süründüm. Ama asıl aşk sandıklarımda var onlar bende gizli kalsın. Bazı yasak aşklar da var yani. Bazen gerçekten aşk olduğuna inandığım şeyler de var.

Yasak olunca mı gizemli oluyor, çekiyor insanı?

Biraz etkisi var onun. İmkansız olan daha tahrik eder. Herkes aşık olmak ister canım neden istemesin? Ölmeden olur belki. Kaldı ki ben hayata çok tutkuyla bağlıyım. Geçenlerde gelirken bir şey düşündüm. Dağların, kuşların, çiçeklerin herkesin hakkı var senin kadar yeryüzünde.. Sadece insanların mekanı değil burası. Bir de dedim; bu ağaçlar, kuşlar insanlara çılgın gözüyle bakıyorlar dedim! O yüzden benim doğa aşkım var mesela. Hayvanlarım var. Ben kırsal kesim çocuğuyum, taşrada büyüdüm her zaman atım, keçim, koyunum, mandam, ineğim, tavuklarım, kedim, köpeğim oldu. Hepsi İznik’te.Bunlar hayatımızın kafilesidir yani. Bunlar yaşanmışlıktır ve benim tutkularım da var. Aşkı besleyen biraz da o. Şimdi hayvanları sevmeyen, biriyle ben nasıl zamanı paylaşırım? Ben hayatımda sapanla kuş vurmadım! Annem babam da çok duyarlıdır, bir gün büyük abim bir güvercin vurmaya gitmişti olay olmuştu.

Tolga Karel gibi siz de yalnızlık çekiyor musunuz?

Yok ben çok kalabalık bir ailede yaşıyorum. Eşlerim dostlarım var. O çocuk herhalde içkiliyken söyledi. Geçenlerde konuştum ben onunla, “Yalnızım” dedi. Ben de “Yalnızlık insana mahsus bir şeydir” dedim. Doğarken yalnız doğuyoruz, ölürken de yalnız ölüyoruz! En büyük aşkın bile senin yerine ölmüyor! Her şeyden sonra, sevişmeden sonra bile yatağa başını tek başına koyuyorsun. Belki de çocuğun başına benim söylediğim laflar yer etti. Şunu söylemek istiyor orada, “Ben yalnızım” diyor, sevgilisi bırakmış gitmiş. 

Röportaj: Olcay Ünal Sert- Milliyet

4