'Gay modacı kendini iyi ifade eder'

Erol Albayrak cinsel tercihi özgür olan tasarımcının kadını daha iyi anladığını savunuyor

a
a
Cumartesi, 25 Eylül 2010 - 05:00


'Gay modacı kendini iyi ifade eder'

Röportaj: Seral Cumalı

scumalı@posta.com.tr

Ünlü modacı Erol Albayrak ‘Cinema by Erol Albayrak’ adlı özel bir koleksiyon hazırladı. Bu koleksiyonu Altın Portakal Film Festivali’nin açılış galasında sunacak. Her taraftan renklerin adeta fışkırdığı Nişantaşı’ndaki atölyesinde buluştuk. “Hiç düz bir insan olmadım, ben de renkliyim” diyen Albayrak “Yıllarca resim yaptım, şimdi insanları boyuyorum, tuvalim burası” diye ekledi. Albayrak’tan altın değerinde şıklık tüyoları aldık.

Neden sinemayla ilgili bir koleksiyon hazırladınız?

Sinema benim için bir tutku. Ayrıca modayla sinema o kadar yakın ki. Dönemlerin belirli moda stilleri sinema tarafından insanlara empoze edildi. Televizyon olmadığı zaman insanlar beyazperdeden modayı izliyordu.

Sinemadan ilham alır mısınız?

Pek çok şey gibi sinemadan da ilham alırım. Sadece giyim stilleri değil, yaşam felsefeleri, o dönemki hikayeler, savaş ruhu, hüzünleri, buhran dönemleri de beni etkilemiştir.

Koleksiyonu tasarlarken hangi starı düşündünüz?

Özellikle bir stara, bir yönetmene yoğunlaşmak istemedik, sinema sanatına yöneldik. Starlar o rüyanın parçasıydı. Biz 20’lerin buhran ruhunu, savaş hüznünü, müzikal renkliliğini vermek istedik. Ama bir karakter vardı ki her şeye yansıdı: Charlie Chaplin, yani Şarlo.

 Neden kadın modasında bir erkekten esinlendiniz?

Sinemada o kadar farklı stiller ve yorumlar yapmıştır ki o karakteri görmeden geçemezdik.

Ama Charlie Chaplin’i bir kadına uyarladınız?

Charlie Chaplin’e giyim tarzıyla değil, kuralları yıkması, yeni akımlar getirmesi açısından baktık. Ama Chaplin şapkası, bastonu birer figürdür, onları aldık.

“İlgi çekmek için rüküş olanlar var”

Koleksiyon mankeni olarak neden Tuğçe Kazaz?

Tuğçe, karakterleri fotoğrafa çok güzel yansıtabiliyor. Fotoğrafları gören birçok insan onu tanımadı. Önemli olan o dönemin ruhunu vermesiydi, başardı.

Sinemadan birçok moda ikonu çıktı. Sizin moda ikonunuz hangi star?

Rita Hayworth, Audrey Hepburn, Grace Kelly... Hepsi sanat ikonuydu.

O yıllardaki moda ikonlarıyla şimdikiler arasındaki fark ne?

Sinema sektörü de moda sektörü de aslında çok çabuk tüketilen birer mecra oldu. Eskiden yapılan filmleri defalarca izliyoruz ama son dönemlerde yapılanlar tarz ve stil olarak o kadar hızlı tüketilen konular ve mesajlar veriyor ki... Popüler kültürün kurbanları oldu yeni filmler. Tıpkı ikonlar gibi. Keyifle izlediğimiz bir çok film var ama bana eskinin duygusunu ne kadar veriyor, tartışırım. Çok şık giyinen kadınlar da var bugün Hollywood’da ama bir şeylerin iz bırakması gerekiyor.

Eski starlar sokakta da şıktı, şimdikiler tanınmaz halde. Starlık anlayışı da mı değişti?

Evet. Çünkü o da çok rahat tüketilir hale geldi. Ama starlık her gün pür makyaj dolaşmak değil, yerine göre hakkını vererek giyinmek. Sanatçıya düşen bence rolünü yaparken verdiği starlık ruhudur. Ben onları orada hayal ediyorum.

Günümüz sinemasının rüküşleri kimler?

Söylememeyi tercih ederim, çünkü o giysinin içinde rahatsa o insanlara ‘rüküş’ de dememeliyiz. Rüküş’ gibi aşağılayıcı bir kelimeyi moda dünyasına yakıştıramıyorum zaten. İnsanları zevk ve seçimleriyle etiketlendiremezsiniz. Ama bazı insanlar var ki ilgi çekmek adına rüküş oluyor. Haber olsun, orada burada görünsün, prim yapsın diye. İşte o ‘rüküş’tür bence.

Lady Gaga etten elbise giydi. Bu sıradışılık mı? Yoksa ‘herkes ondan bahsetsin yeter ki’ mi?

O elbiseyi kabul etmiyorum. İlgi çekmek için yapılacak bir şeydir bu. Bundan ötesi var mıdır bilmiyorum?

Yaratıcılık mı?

Evet, yaratıcılık ama etik mi? Değil! Tamamen malzeme sunmak adına yapılmış bir şovdur. En azından etleri pişirip giyseydi!

 Peki sinemanın şıkları???

Hande Ataizi çok güzel bir kadın. Yıllar geçtikçe daha da güzelleşiyor. Onun için de her giydiği yakışıyor. Saadet Işıl Aksoy şık ve bence çok güzel. Giyim konusunda sınırlarını çok iyi bilen bir çizgiye sahip. Emina Sandal güzel siluetli ve iyi taşıyor.

Sosyetenin en şık hanımları kim?

Leyla Alaton. Onun ruhu da şıktır. Feryal Gülman, Ender Mermerci her zaman hem sadelik, hem zarafet çizgisinin sınırlarında olan, abartıya kaçmayan, şık, hem bulundukları ortama, hem kendi görüntülerine, ruhlarına uygun giysiyi giyen kişiler. Yonca Ebuzziya’yı çok şık ve güzel bulurum, çizgisi vardır.

“İç dünyamdaki renklilik kıyafetlerime yansıyor”

Kadınları giydiren en başarılı erkek tasarımcıların çoğu gay. Cinsel kimliklerinin işlerindeki başarıda payı var?

Gay olanlar en azından kadın ruhunun belli bir oranını taşıyorlar. Ve kendini ifade etme açısından moda çok önemli bir kapı onlar için. Bankacı ya da milletvekili de olabiliyorlar ama o mesleklerde kimliklerini çok fazla ifade edemiyorlar. Oysa moda, gay olan bir tasarımcı için daha kolay ve daha rahat bir ifade biçimi.

Kadınları giydiren gay modacılar daha başarılı diyebilir miyiz?

Ama o zaman ben de size “Diğerleri başarısız mı?” diye sorarım... Başarılı kadın modacılar da lezbiyen mi?

 Erkek tasarımcı, kadını nasıl seksi göstereceğini kadın modacıdan daha mı iyi bilir?

Hepsi bilebilir. Kadının kendini erkeğe beğendirme içgüdüsü vardır. Dolayısıyla bunu erkek olan ama gay ruhu taşıyan tasarımcının karşısında belki çok rahat ifade edebiliyor. “Kadın kadını çekemez, kıskanır” diye yaygın bir yargı vardır. Gay’ler daha rahat ifade ederler. Kadın ruhunu anladıkları için de neyi sevebileceğini, hangi kelimeden hoşlanacağını bilir. Sadece ürün hazırlama olarak bakmayın, o ürünün satış işinde de gayler başarılıdır.

Çok renkli kıyafetler var burada. İç dünyanız da bu kadar renkli mi?

Evet, bu renkliliği iç dünyamda da yaşıyorum. Hiçbir zaman sade, düz, net olmadım.

Bu sezonun abiyelerinde neler öne çıkıyor?

Pembe ve pudra tonları, açık gri, füme tonlarıyla kombinleniyor. Daha romantik kadın ön planda.

Şıklık nedir?

Yerine göre olan rahatlıktır. Tabii rahat olduğu için çok özel partide jeanle bluz giymek değil mesele. Bunu yapıyorlar ama çok doğru bulmuyorum. Abartıdan uzak, yerine göre rahat kıyafetleri giyen kişi, şıktır. Moda akımlarından etkilenmiş olabilir ama her şeyi üzerinde taşımak değildir moda. İlk önce rahat ve mutlu hissettiği giysiyi üzerinde taşımaktır.

“‘İkon’u anlarım da ‘can’ı ne oluyor?”

Şimdi ikoncanlar var. ‘İkoncan’ deyimini nasıl karşılıyorsunuz?

İkonu anlarım ama ‘can’ı ne oluyor, onu anlamam.

 Alaycı bir cevap oldu bu.

Demek ki alay edilecek bir durum. 

 İkoncan’ların arasında ikon var mı?

Grace Kelly bir ikondu. Üstelik tüm zamanların ikonu. Onunla bugünküleri yan yana koymak hem sanata, hem Grace Kelly’ye, hem sinemaya saygısızlık olur.

‘İkoncan’ denildiği için soruyorum; Deniz Berdan’ın giyim tarzını nasıl buluyorsunuz?

Bence çok güzel bir tarzı var. Yaratıcı öncelikle. Beğeniyorum.

İkon mudur?

İkon diyemem. Kendine göre bir tarzı var, beğeniyorum sadece.

Eda Taşpınar?..

Bazen çizginin dışına çıktığını düşünüyorum. Ama magazin basını onlara öyle bir sorumluluk yükledi ki sanki hep öyle giyinmek zorundaymış gibi hissediyorlar. Ben onları çok sade bir giysi içinde de görmeyi hayal ediyorum. Sıradışı, avangard, farklı görünebilme.

4