GDO'lu bitkiler aşı gibi satılacak

Üçüncü nesil genetiği değiştirilmiş bitkilerin 10 yıl sonra eczanede satılacağı belirtildi

Salı, 12 Ocak 2010 - 10:28

GDO'lu bitkiler aşı gibi satılacak

Erciyes Üniversitesi’nde düzenlenen panelde konuşan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sebahattin Özcan, “Belki de insanlar eczaneye ya da markete gidip, ‘bana 1 kilo muz ver’ deyip, hepatit, kızamık gibi hastalıklara karşı bitkilerle aşılanacak” dedi.

Tarım öğretimin 164’üncü yılı nedeniyle Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu Konferans Salonu’nda ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ konulu panel düzenlendi. 

Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Prof.Dr. Fuat Aydın’ın başkanlığındaki panele Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sebahattin Özcan, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hamiyet Dönmez Altunbaş ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet Okumuş konuşmacı olarak katıldı. 

Panelin açılış konuşmasını yapan Erciyes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ali İrfan İlbaş, Türkiye’deki tarım öğretimini anlattı. Paneli, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Fahrettin Keleştemur da izledi. Prof.Dr. Sebahattin Özcan, konuşmasında GDO’lu bitkilerin tarımsal üretime katkılarını ve biyogüvenliği hakkında bilgi verdi. 

GDO’lu bitkilerle ilgili basındaki haberlerin abartılı olduğunu ileri süren Prof.Dr. Özcan, şunları söyledi: “Gen transferi bitkilerden hayvanlara, hayvanlardan bitkilere çok kolay yapılabilmektedir. Genetik alanında iki önemli buluş, genetiği değiştirilmiş organizmaların temelini oluşturmuştur. İlki tek bir bitki hücresinden yeni bitkiler elde edilmesidir. 

‘Totipotensi’ denilen bu yöntemde kültür aldığımız bitkilerden yeni bir bitki elde edebiliriz. Böceklere ait genleri bitkilerin kromozom yapısına aktardığımızda, bu bitkiler böceklere karşı zehirli bir protein üretmektedir. Bu bitkileri yiyen böcekler de ölmektedir” diye konuştu. 

Prof.Dr. Sebahattin Özcan, “Bitkiler zehirli bileşikler, toksit proteinler üretiyor ve bunlar bizleri zehirleyecek diye anlaşıldı. Ancak bu böyle değil, buraya aktarılan gen ve genin üretmiş olduğu protein sadece zararlı böceklere etkilidir. Son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda üretilen proteinlerin farelerin kan parametrelerini de değiştirdiği görülmüş. Fakat bunların ne kadarının önemli ve hangi hastalıklara yol açabileceği konusunda bilimsel çalışma bulunmamaktadır” dedi.

ÜÇÜNCÜ NESİL GDO’LU BİTKİLER


GDO’lu bitkileri 3 nesilde toplamanın mümkün olduğunu ifade eden Prof.Dr. Özcan, “Birinci nesil genetiği değiştirilmiş bitkiler, böceklere, hastalık ve çevresel koşullara dayanıklılık gibi özelliklerin kazandırıldığı bitkilerdir. Bu bitkiler şu anda üretim aşamasındadır. 

125 milyon hektarlık alanda bu bitkiler üretilmektedir. Her ne kadar bu bitkilerle ilgili büyük tartışmalar yaşansa da bütün dünyada milyonlarca ürünü hayvanlar ve insanlar tüketmektedir” dedi. 

İkinci nesil GDO’lu bitkilerin ise verim ve kalitesi arttırılmış ürünler olduğunu kaydeden Prof.Dr. Sebahattin Özcan, “Bu konuda da çök önemli araştırmalar vardır. Vitamin oranlarının ve Omega 3’ün (yağ asitleri) arttırıldığı bitkiler, protein oranlarının arttırıldığı bitkiler bu kategoridedir. Ancak bu bitkiler şu anda araştırılma ve geliştirilme aşamasındadır” diye konuştu. 

Prof.Dr. Özcan, üçüncü nesil GDO'lu bitkilerle ilgili ise, “Üçüncü nesil GDO’lu bitkiler, insan tedavisinde kullanılan çok pahalı aşı ve ilaçların üretildiği bitkilerdir. Bu alanda araştırma ve geliştirme aşaması devam etmektedir. Bence 10 yıl sonra eczanelerde satılacak bu bitkiler hastalıklara da iyi gelecek. Belki de insanlar eczaneye ya da markete gidip, ‘bana 1 kilo muz ver’ deyip, hepatit, kızamık gibi hastalıklara karşı bitkilerle aşılanacak” diye konuştu.

Ahmet Oğuz GÜNDÜZ/KAYSERİ, (DHA)

2