Geleceği görmek bu olsa gerek!

Çarşamba, 07 Ekim 2009 - 05:00

Esra Erol, İzdivaç’ı atv’ye taşıdı. Bu yıl üç kanalın toplamına bakarsak sabah 10.00 ile akşam 19.00 arasında kesintisiz evlilik programı izleyeceğiz.Öyle ya, Star’da Zuhal Topal’la başlayan maraton, Fox’ta Su Gibi’yle devam edip, atv’de Esra Erol’la sona erecek. Arada bir de Flash’taki Yasemin Bozkurt var ki, o da aynı topta oynuyor...
Hülasa bu yıl patlayacak evlilikleri, gelecek yıl aile danışmanları kurtarmaya çalışacak ekrandaki kuşaklarla. İki yıla kalmadan da “Neden boşanıyorum”, “Şiddetli geçimsizlik” vesaire gibi farklı isimlerle ekranda olacak...
Televizyonculukta yarına yatırım yapmak bu olmalı!

SEKTÖR AYAĞA KALKABİLİR!

Kapalıçarşı (atv) hikayeye girdi. Girişi çok uzatmaması bir avantaj oldu. Belli ki dizide meseleyi mizahla sürükleyecek olan üçlü Nejat İşler, Mert Fırat ve Olgun Şimşek olacak. Yani Cemal, Mahmut ve Arda...
Aralarında geçen diyaloglar eğlendirici. Belki gülmekten yıkılmıyorsunuz ama hoş bir tebessüm de bugünlerde derdini alıyor insanın...
Üç erkek arasında yaşamak zorunda olan esas kızımızın (Aslı Tandoğan) kendi rızasıyla geldiği evin ahalisine potansiyel tacizci muamelesi yapması çok abartılı.
Mucizenin peşinde koşan insanların içindeki şeytanı dürtmek zorlama olmuş...
Dizide beni en çok ilgilendiren bu toprağın en eski sanatı/zanaatı olan halıcılık meselesinin ince ayrıntılara kadar işlenmesi.
Bir sektörü, el emeğiyle yaşayan bir sektörü yeniden ayağa kaldırabilir. Belli mi olur?..

TOLGA'NIN YERİNE EBRU
Komedi Dükkanı, Tolga Çevik askere gidince yetim kaldı biraz. Bir süre tekrarlarını izledik TRT’de, şimdi onlar da bitti. İşin reklam kısmı da ilginç...
Bir bankanın kart reklamında yoluna devam ediyor Komedi Dükkanı. Bir süre Hakan Yılmaz’la yürüdü, son olarak da Ebru Cündübeyoğlu gösterdi yüzünü...
Hani bir karşılaştırma yapılırsa, Ebru, Tolga’ya en yakın rakip gibi geldi bana. Biraz abartılı da olsa mimikleri malın ihtivasını anlatıyor. Komedi Dükkanı da abartıya dayalı bir gülmece olduğu için çok da yadırgamadım aslında...
Neyse. Ebru iyi. Ama asıl sorun sanırım; Tolga’yı çok özlememizde. Gel tezkere diyelim!

TELEVİZYONDA GECELERİ NE VAR?

Televizyonda geceleri ne var? Aslında başlığın yanıtı basit; dizi ve program tekrarları. Ama sabaha karşı 04.30 sularında çok kaliteli bir sinema kuşağı da var bugünlerde... Kanal D birkaç zamandır Türk sinemasının bugün geldiği gişe açılımının ilk örneklerini yayınlıyor.
Dün sabah Anlat İstanbul filmini izlerken dikkat ettim. Daha önceki filmleri de hesaba katarsak, DVD dükkanında hissediyorsunuz kendinizi... Biliyorum genç nesil TV ekranından film izlemeyi pek sevmiyor.
Ama o saatlerde hâlâ bilgisayar karşısında uyumayı bekleyenler için hoş bir alternatif bu... Prime time’da yayınlansa reytingde zirveye oturacak filmleri gün ağarmadan, reklam yorgunu düşmeden, sakince izleyebilmek...

SUÇ VARSA CEZA DA VAR
Star’da yeni bir program başlıyor; Suç ve Ceza. Tam da Müge Anlı’nın karşısında. Adı Dostoyevski’nin bir klasiğinden ama içereği bize özgü... Türkiye giderek bir suç toplumu haline geliyor. Ya da biz suçu medyatikleştirdik. Ve işin fantezisinden de ekmek yemeğe başladık. Bunu bir kenara not etmeli...
Ülkede popüler olmak için suç işlemek de geçerli bir yöntem haline gelebilir. Bundan ciddi bir şekilde endişeleniyorum. Şaka değil; sosyal paylaşım sitelerinde katillere övgü yağdıran ciddi bir kalabalık var...
Aman diyorum. Suçun olduğu yerde ceza da olmalı. Güne madem böyle başlıyoruz. Mutlu bitirmeliyiz. Bence suçu sabaha cezayı da geceye koyup öyle yayınlayalım. Hahahah!

ALİCENGİZ  OYUNU!
Ezel’de (Show TV) sıra Eyşan’ın hikayesine geldi. Sevdiği adama attığı büyük kazığın hikayesini, neden ve niçinini geri dönüşlerle izledik...
Hikayenin 1997 ile 2009 arasında sıklıkla gidip gelmesi başlangıçta bir konsantrasyon sorunu yaşatıyor. Ama belli ki bu yöntemle en az 10 kişilik dizi kastıyla ayrıntılı tanış olacağız...
Dizinin Kenan İmirzalıoğlu ekseninde dönmüyor olması da ilginç. Sadece reyting peşinde değil belli ki yapımcı firma. Bir de müzikler var...
Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu gibi dizilerden aşina olduğumuz keman ve piyano ikilisini yine konuşturuyor Toygar Işıklı.
Bu haliyle bir dizinin hangi yapımcı şirkete ait olduğunu şak diye bulabiliyorsunuz... Ana malzemeye dönelim. Ben Monte Cristo Kontu demiştim ama özellikle geriye dönüşlerin bu yoğunluğuyla popüler dizilerden Lost’u da çağrıştırıyor Ezel. Biraz Closer, az bir Maverick, hafif de Ocean Twelve var sahnelerde...
En çok hangisi derseniz; Ezel hakikaten orijinalliğini çekim tekniğinden aldığı için, hiçbiri derim. Ülkede bu tarz iş bulmak zor. Ezel’i ve ezeli rakipleri Ali ile Cengiz’i (Alicengiz) dikkatle izlemek lazım. Üstüne basmadan