Geleceğin sanal dünyası

Ülkemizde bugün 12 milyon bilgisayar kullanıcısı var. Buna rağmen 31 milyon kişi msn kullanıyor

Pazar, 13 Eylül 2009 - 15:40

Geleceğin sanal dünyası

RÖPORTAJ: Merve ÖZAYTEKİN 
[email protected] 

Bundan 17 yıl önce internet kelimesini duysak eminim pek çoğumuz anlam veremezdik. Bilgisayar üzerinden anında yazışma, hatta görüntülü konuşma zaten hayaldi. Ve internetin doğuşuyla hayatlarımız değişti. Faturalarımızı internetten ödüyor, alışverişimizi dünyadaki istediğimiz mağazadan tek bir tuşla yapabiliyoruz. Artık bu sanal dünyanın biz de bir parçası olduk. 

Sosyal arkadaşlık ağları, gündemi takip etmek için var olan siteler, trafiğin durumu gibi konuları anında takip için interneti cep telefonlarımızda taşır olduk! Son dönemin en popüler teknolojik konusu 3G de hayatımıza yeni bir pencere açtı. Yapılan istatistikler Türkiye’nin teknolojiyi yakalama konusunda dünyaya göre çok hızlı olduğunu gösteriyor. 

12 MİLYON KULLANICI, 31 MİLYON MSN'Cİ
Ülkemizde bugün 12 milyon bilgisayar kullanıcısı var. Buna rağmen 31 milyon kişi msn kullanıyor. Sosyal paylaşım sitesi facebook kullanımında dünyada üçüncü, cep telefonundan mesaj atmada birinciyiz. Dünyada 10 yıl önce internet kullanıcı sayısı 77 milyonken, bu sayı şimdi 1.6 milyara ulaştı, Türkiye’de ise 26 buçuk milyon kişi bugün interneti rahatlıkla kullanabiliyor. “Teknoloji çok ilerledi, kim bilir daha neler göreceğiz” diyorsunuz değil mi? İşte size geleceğin teknoloji rehberi...

Bu konuyu Türkiye teknoloji pazarına yön veren Microsoft Windows Grup Müdürü Mehmet Nuri Çankaya, Google Türkiye Pazarlama Direktörü Mustafa İçil’e sorduk. Elbette bu teknoloji yaşam alanlarımıza da yansıyacak. Bu konudaki en son gelişmeleri de Berker Elektronik Ürünleri ve Akıllı Ev Otomasyon Sistemleri Genel Müdürü Medeni Kahraman’dan öğrendik.

* Yeni nesil bilgisayarlarda ne gibi farklılıklarla karşılaşacağız?

Yeni sistem bilgisayarlarda yüzey bilişimi ve çoklu dokunma sistemi öne çıkıyor. Yani doğal yollarla, ekrana dokunarak bilgisayarla iletişime geçeceğiz. Bu sistemde, klavye ve fare ortadan kalkıyor.

* Yani ‘tıklamak’ mazide mi kalacak?

Evet. Bir tık kadar yakın lafı da. Çünkü tıklamak demek, bir şeyin girdisini yapmak demek. Artık her şeyi ekrana dokunarak halledebileceğiz. Bunu yapabildiğimizde cihazları çok daha fazla yönetebilir olacağız.

* Biraz daha açıklar mısınız? Dokunma sistemi şu an kullandığımız pek çok telefonda mevcut. Bunun nesi farklı?

Şu an dokunmatik ekranlı cep telefonları var. Oradaki dokunma size belirli bir kullanım kolaylığı sağlıyor. Bunu daha geniş alanlarda düşünün. 106 ekranlık bir monitörde farklı kişilerle çalışabiliyorsunuz. Örneğin bu ekranlar eğitim amaçlı kullanıldığında yaklaşık 20 öğrenci aynı bilgisayarın etrafına geçebiliyor, öğrenciler burada not alıyor, fizik matematik derslerinde öğrenciler deneyi kendileri yaratabiliyor ve arkadaşlarıyla beraber o ortamda bunu sağlayabildiği için daha gerçek hayata yakın simülasyonlar yaratabiliyorlar.

* Bugün bankalarda da dokunarak işlem yapıyoruz. Yeni nesil bilgisayarların bunlardan farkı ne olacak?

Bugün ATM’ye gittiğinizde sizin için tanımlanmış tuşlara basıyorsunuz. İleride banka kartınızı ve elinizi ekranın üzerine koyduğunuzda zaten sistem sizi tanıyacak. Diyelim 30 günlük repo yapacaksınız. ‘Bunu yaparsam ne kadar kazanırım?’a bakacaksınız. Repo oranını alıp ekranda elinizle yükseltiyorsunuz. Ekranın sağ tarafında da faiz gelirinizi görüyorsunuz. Yine elinizle ekran üzerine dokunup, repo oranınızı tutarak, paranızın geri kalanını da hisse senedi yaparsanız ne kadar kazanırıma bakacaksınız. Bunların hepsini klavyeye, fareye ihtiyaç duymadan kendiniz kullanacaksınız.

* Bilgisayar kullanmak zorlaşacak mı?

Hayır tam tersine bilgisayar kullanmak basitleşiyor. Bilgisayarı kullanmak şu ana kadar eğitim gerektiriyordu. Ama artık gerektirmeyecek. Bugün aslında bu teknolojiler var. Ama hepsi çok kısa sürede daha çabuk hayatımıza girecek. Değişik sektörlerde kullanılacak. Bilgisayara dokunarak komut vermemiz, aslında önümüzdeki beş yılda çok daha büyük bir değişimi de beraberinde getiriyor.

* Ne gibi?

Şu an operatörlerin en büyük gelir kaynağı sms ve sesli konuşma. Uzun vadede dokunmatik sistemlerin sağlayıcıları da Turkcell, Avea, Vodafone gibi operatörler olacak. Telekomünikasyon sektörü ister istemez, sesli konuşmadan ziyade kendilerini bilgisayara dönüştüren cihazlar üzerine odaklanacak. PCTV’ler, yani bilgisayarla televizyonu bir arada bulunduran sistemler yaygınlaşacak.

* 3G’den sonra bizi çok hızlı bir değişim bekliyor anlaşılan...

3G ’ye de doyacağız. Ve yavaşlık olgusu gittikçe ortadan kalkacak. Böylece en büyük değişim medya sektöründe olacak. Paralelinde bizim beklentimiz de artmaya devam edecek. Şu an Türkiye ve benzer ülkelerde en fazla tüketilen mecra televizyon. 2011 gibi insanlar kendi televizyon yayın akışlarına kendileri karar verecek hale gelecek. İnternet hızlanacak ve seyretmek istediğimiz görüntünün de çözünürlüğü yüksek olacak. Bir diğer değişim de dijital platformlarda olacak. Digiturk ve D-Smart gibi uydu alıcılarını gelecekte farklı bir dünya bekliyor.

* Nasıl?

Şimdiki teknolojide yayın saatine uyuyoruz ya da kaydedip sonra seyrediyoruz veya reklam atlatabiliyoruz. İleride 500 farklı kanala sahip olmaktansa kendi yarattığımız bir yayın akışına sahip olacağız. Bugün nasıl ‘aile paketi’, ‘film paketi’ varsa, ileride 20 dizi, 10 eğlence programı, 25 film gibi paketler olacak. Ana haber bülteni yine saat 8’de olacak belki ama bu dünyada ‘etkileşim’ daha fazla gerçekleşecek. Örneğin “Kime oy verirdiniz?” dendiğinde şimdi sms atabiliyoruz, ama gelecekte kumandayla bunu gerçekleştirebileceğiz. Herhangi bir programa müdahale edip ekrana dokunarak ya da görüntülü dahil olabileceğiz.

* Bunların hepsi çok heyecan verici. Peki ya reklamlar ne olacak?

Reklam izleme ve izlememe kararını tüketici verebilecek. Siz POSTA Gazetesi çalışanısınız, yayında size özel bir reklam dönecek, ben Microsoft çalışanıyım, yayınlarda bana özel reklam dönecek. Reklamlar bile kişiselleşecek gelecekte.

* Peki ya gazeteler?

Son yıllarda internet eşittir bedava anlamına geliyordu. İstenilen yazı istenilen yere yapıştırılıyordu. Telif hakkı diye bir şey yoktu. Gelecekte bunun için para ödeyerek alan bir kitle oluşacak. Dijital gazete dediğimiz, çok ince bir bilgisayar ekranı düşünün. Bu ekranın en önemli özelliği katlanabilir olması. Bu katlanabilir ekrana internet bağlantısı sağlayabiliyoruz. Böylece dijital kağıtta, sadece aboneliğimle, sabahı beklemeye gerek kalmadan, güncel haberleri görebileceğiz. Bu çok yakın zamanda değil, belki gelecek altı yıl içinde olacak. Ama gazeteciliğin gideceği yerdeki en önemli trendlerden biri dijital kağıt olacak.

* Ya e-mail ve chat?

Video tabanlı mesajlar çok önemli bir yere sahip olacak. Ben 10 dakika oturup bir kişiye mail yazmak yerine yazacaklarımı sözlü olarak göndereceğim. Bu hem hızlanan internet hem de görüntü kalitesinin artmasıyla daha yaygın hale gelecek.

* Yeni nesil bilgisayarlarla oyun trendleri ne yönde değişecek?

Şu an Microsoft’un yaptığı Project Natal adlı oyun konsolu var. Bu oyun konsolunda da hiçbir şeye gerek kalmadan bilgisayar sadece vücut hareketlerinizi algılayacak. Diyelim siz yüzmek istiyorsunuz. Sadece kulaç hareketini ekran karşısında yapmanız yeterli. Hareketlerinizi ekranda göreceksiniz. Ya da ekranı ikiye bölecek arkadaşınızla futbol oynayabileceksiniz. Siz topa vurduğunuzda ekranda da aynı hareket çıkacak. Şimdilik bunlar elde tutulan bir araç sayesinde yapılıyor.

* En şaşırtıcı gelişme ne olacak?

Hologram teknolojisi işin gidişatını değiştiriyor. Gelecekte sizin bilgisayarla olan tüm iletişiminiz kaydedilecek. Ve belirli bir noktadan sonra sizin ne düşündüğünüzü, belli bir durum karşısında ne yapabileceğinizi yapay zeka yapabilir hale gelecek. Bu şunu getirecek. Fiziki olarak sizinle aynı olan bir karakteri bir oyuna koyabileceksiniz, ve yarattığınız karakter herhangi bir durum karşısında verebileceğiniz tepkiyi sizden referans alarak yapabiliyor olacak. Ya da Amerika’da toplantım var. Takım elbiseli halim orada görüntü olarak çıkacak. Ben belki burada başka bir toplantı yapıyor olacağım. Ama hologram görüntüm sayesinde Amerika’daki toplantıda bir durum karşısında ne söyleyeceğimi bilen bir ‘ben’ olacak. Dünyadaki en büyük çalışmalar bu yönde. Düşünsenize, torununuzun torunu herhangi bir durumda sizin ne düşündüğünüzü bilmek ister değil mi? Bu teknoloji de hiçbir zaman ölmeyeceğimizi gösteriyor.

ANDROİD TELEFONLAR ÇIĞIR AÇACAK

Google Türkiye Pazarlama Direktörü Mustafa İçil internetin geleceği hakkında şaşırtıcı bilgiler verdi

* Arama motorlarında bugün tam olarak ne aradığınızı bilmiyorsanız işiniz zorlaşır. İleride arama motorlarının ve onun arkasında yatan yapay zekanın gelişmesiyle direkt aradığınız kelimeyi bulan değil, ama aradığınız konuyu anlayıp o konuda sizi daha doğru sonuca ulaştıran arama motorları olacak. Ayrıca yüz tanıma teknolojisiyle aradığım kişinin resmini cihazıma tanımlayacağım. İnternet üzerinde yapılan aramalarda benim tanımladığım resime benzer resimlerde, o kişinin resimlerini bana dökebilecek.

* Artık pazarlama sektörü de değişime uğrayacak. Lokasyon bazlı teknoloji hayatımıza girecek. Diyelim sokakta yürüyorum, cep telefonumdan lokasyonum belli olduğu için o bölgedeki firmaların yaptığı pazarlama çalışmalarıyla ilgili cep telefonuma bilgi gelecek. Örneğin Starbucks’ın önünden geçerken, ‘Bugün Starbucks’ta şu kahvede yüzde 20 indirim var!’ diye beni bilgilendirecek. O anda dönüp ürünü alacaksınız. Bu tarz hedefli pazarlama daha da ilerleyecek.

* Google’ın ‘Latitude’ denilen bir servisi var. Bu servis sayesinde arkadaşlarımın lokasyonlarını da görebiliyorum. Örneğin Taksim’e eğlenmeye gideceğim. ‘Hangi arkadaşlarım burada acaba?’ diye aramak yerine, cep telefonumu açtığımda çevremde o sırada yakınımda olan arkadaşlarımı görebileceğim. Bunlar yeni tanıtılan teknolojiler. Ve bunun üzerine geliştirilen daha zengin yazılımlar olacak. Sosyal arkadaşlık siteleri bu tarz teknolojilerle geliştirilecek.

* Elinizde bir google android telefonu varsa, telefonu kaldırıp sağa sola çevirerek oturduğunuz yerden başka bir ülkenin sokaklarında dolaşabiliyorsunuz. Onu bir kademe daha ileri götürmek de mümkün. Sola çevirdiğim zaman, soldaki binanın ne binası olduğunu görüp üstüne parmağımla tıklayıp o bina hakkında bilgi alabileceğim. Yani bir yere seyahate gittiğimde rehbere ihtiyacım olmayacak, sokakta yürürken telefonu kaldırıp herhangi bir binaya doğru tuttuğumuzda bize o bina hakkında bilgi verecek.

EVLER BİZİM İÇİN DÜŞÜNECEK

Berker Elektronik Ürünleri ve Akıllı Ev Otomasyon Sistemleri Genel Müdürü Medeni Kahraman geleceğin evlerini anlattı

* Tüm teknolojilerin buluştuğu nokta internet. Bu nedenle önemli değişiklik her evin, her apartmanın e-posta adresi gibi elektronik bir adresi olması. Evinize gelen postalar, faturalar dijital olacak. Evin ihtiyacı, gelen-giden bu sistemden takip edilecek. Bakkala gitmek, marketten alışveriş yapmak, kapıcıya sipariş vermek kesinlikle kalkacak. Örneğin 20 yumurtaya ihtiyacınız var, siz sadece bu ihtiyacınızı sisteme gireceksiniz, en yakın marketten ya da sizin tercih ettiğiniz yerden evinize siparişiniz ulaşacak.

* Herkesin evine PCTV sistemi girecek. İnsanlar fiziksel temastan gittikçe uzaklaşacak. Evler bir nevi akıllı insan olacak. Göz tanıma sistemiyle kapılar açılacak. Her insanın gözündeki iris yapısı farklı olduğu için herkese göre sistem programlanabilecek. Örneğin evin 10 yaşındaki çocuğunun evin belirli yerlerine girmesi yasaklanmak isteniyor. Sistem çocuğu tanıyacak ona göre klimayı açacak, ışığı açacak ama prize çocuk dokunamayacak ve açamayacak. O devre dışı kalacak. Evin içindeki bütün her şey mantık çerçevesinde çalışacak.

* Şu anda hayatımızı değiştirecek yeni bir yazılım üzerine çalışılıyor. Günümüzde teknolojiyle beraber bilgi kirliliği, yapılacak işler fazlalaşıyor. Bu bilgileri kontrol ederken de zorlanıyoruz. Dolayısıyla dünyada insanların programlarını takip edecek bir program hazırlanıyor. Sadece takip etmekle kalmıyor, gerekli randevuları, uçak bilet kesimini bile gerçekleştiriyor. Bir asistanın yaptığı her işi o sizin için halledebilecek. Sizin sadece yapacaklarınızı bilgisayarınıza ya da cep telefonunuza girmeniz yeterli. Örneğin bugün Ömer Bey’le buluşmam gerekiyor, Ayşe Hanım’la yemek yemem gerekiyor, bu arada doktora gitmeliyim, bu hafta içinde bir de New York’a gideceğim diye sisteme giriş yapıyorsunuz. Sistem size bir program çiziyor. Ama öyle bir programlama yapıyor ki; trafiği bile hesaplıyor, eve çocuğunuz geldiyse onun bilgisini veriyor, bu arada New York’a uçuş biletinizi alıyor. Gideceğiniz saati size söylüyor. Faturanız ödendiyse onun bilgisi size geliyor. Bu da neredeyse beş sene içerisinde hayatımızda olacak.

7