Genç işsizliğe çözüm

BMD Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Öncel: Dövize bağlı yükselen kiralar ve genel giderler bizi tehdit ediyor. En önemli sosyal tehdit olarak da, mağaza kapanmalarıyla beraber genç işsizliğinde oluşabilecek yükselişi görüyoruz. Perakende bu anlamda niteliksiz genç işsizliğine çözüm

23 Kasım 2016, Çarşamba 10:18
Genç işsizliğe çözüm
Birleşmiş Markalar Derneği (BMD), Eylül 2001’de, başta hazır giyim olmak üzere, perakende sektöründen firmaların katılımıyla kuruldu. İletişim, optik, mobilya, ayakkabı, küçük mutfak ürünleri, kozmetik, aksesuar, ev tekstili ve dekorasyonu, çok katlı mağazacılık gibi alanlardan firmalarla üyelerinin sektörel dağılımını çeşitlendiren BMD, Türkiye’nin en tanınmış, marka değeri en yüksek kurumlarını bünyesinde barındırıyor. BMD’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Öncel ile perakendeyi masaya yatırdık.

● Perakende sektörünü nasıl görüyorsunuz?

Perakende, Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılasını yaratan en büyük 5 sektör içinde yer alıyor ve gayrisafi milli hasılanın yüzde 12’sini oluşturuyor. Ayrıca perakende, en çok kurumlar vergisi yaratan sektörler arasında ilk sırada yer alıyor. Sektörümüz, 2015 sonu itibarıyla 663 milyar TL düzeyinde bir büyüklüğe ulaşmıştı. 2016 yılı için planlamalarımızı yüzde 9-10 bandında büyümeye göre yapmıştık. Ancak hem bölgemizde yaşanan sıkıntılar hem de Türkiye’nin Temmuz ayında karşı karşıya kaldığı darbe tehdidi ne yazık ki tüm ekonomide bir durgunluğa neden oldu. Perakende de bundan elbette etkilendi. Bu koşullarda, 2016 yılında karlılıkta ve cirolarda olabilecek en küçük bir artı bile bizi mutlu edecek. Halen Türk perakende markalarının önündeki en büyük sorun ve gelecekleri için en önemli tehdit, dövize bağlı olarak yükselen kiralar ve genel giderler. En önemli sosyal tehdit olarak da, mağaza kapanmalarıyla beraber genç işsizliğinde oluşabilecek yükselişi görüyoruz. Perakende bu anlamda niteliksiz genç işsizliğine çözüm olabilecek en önemli sektör.

● Perakendenin içinde hazırgiyimin payı çok yüksek. Türkiye’nin kilit sektörü hazırgiyim 2030’lara nasıl hazırlanıyor?

Hazır giyim sektörü, Türk markalarının en güçlü olduğu sektörlerin başında geliyor. Yurtdışındaki mağazalaşmamız içinde hazır giyimin payının yüzde 80’lerin üzerinde seyrediyor. BMD’nin, 2023 ve 2030 vizyonu olarak dile getirdiği Türk markalarının yurtdışında büyümeleri,’Türk Malı’ yerine’Türk Markası’ kavramının yaygınlaştırılması ve Türk markalarının global düzeyde başarısı aslında hazır giyimstratejisinin de önemli bir parçası. Bu stratejiyle, global markaların fason üreticisi kimliğini üzerinden atan Türkiye, markalı ekonomiye yöneliyor. İstanbul ise artık moda ve markalar açısından önemli bir merkez olarak algılanıyor.

● Bu noktada siz neler yapacaksınız?

Bu noktada, BMD olarak önümüzdeki dönemde moda tasarımına özel bir önem vereceğiz. Tasarımcılarımızla daha sıkı bir işbirliği içine girerek, ortak projeler üretmek, sektörü geliştirecek ve sektör mensuplarını, genç tasarımcıları eğitecek etkinlikler gerçekleştireceğiz. Amacımız, Türk moda markalarını Türk tasarımcılarla daha fazla bir araya getirebilmek, bu işbirliğinden ekonomimiz için bir enerji yaratmak. Diğer yandan, İstanbul Shopping Fest’ten İstanbul Fashion Week’e kadar pek çok organizasyon sayesinde İstanbul artık bambaşka bir kimliğe büründü. Türkiye gibi Türk markaları da büyük düşünüyor. Türk markaları rekabetçi yapılarıyla ülke dışında büyüyor, uluslararası perakendede önemli atılımlar sergiliyor.

● Şu anda başta hazırgiyim olmak üzere perakende sektörünün önünde ne gibi sorunlar duruyor?

Şu sıralarda sadece hazır giyim için değil her kategoriden BMD markaları için temel sıkıntı döviz kurundaki dalgalanmalara bağlı olarak dövizle kiralama yapılan mağazalardaki kira artışı. Buna bağlı olarak, bazı AVM’lerde yaşanan kira/ciro oranındaki artış da önemli bir sorun olarak sektörü etkiliyor. Türkiye’nin yüzde 7-8 büyüdüğü yıllarda özellikle döviz bazlı yapılan kontratlar bugünkü piyasa koşullarından çok uzak noktaya düştü. Dolar kuru son 3 yılda yüzde 50, maliyetler ise sürekli arttı. Kârlılıklarda küresel ve bölgesel sıkıntılar nedeniyle sürekli düşüş trendi yaşandı. Bu nedenle, sektörün rekabetçi gücünü olumsuz etkileyen ve tüketicinin daha pahalı ürün elde etmesine yol açan bir takım etkenlerin ortadan kaldırılması sektöre büyük fayda sağlayacak.

Diğer yandan, asgari ücretteki öngörülmedik artış, sektörde maliyetleri de artırdı. Buna ek olarak’Genç İşsizlik’ oranının yüksekliği, kadınların istihdama katılım oranının düşüklüğü gerek ekonomik, gerekse sosyal bir sorun haline dönüşüyor. Saat kısıtları, Genel Sağlık Sigortası priminin çalışan tarafından ödenmesi zorunluluğu, full-time ile aynı prosedürlere tabi olması gibi sebeplerden dolayı part-time ve geçici-dönemsel personel çalıştırma modelleri, işleyemiyor.

● Başka ne gibi sorunlar var?

Sektörü etkileyen bir diğer önemli sorun olarak taklit ve korsan ürünleri gösterebiliriz. Türk markaları ve Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı markalar açısından taklit ürün sorunu giderek büyürken Türkiye açısından olumsuz bir tablo ortaya çıkıyor. Yerli ve yabancı tüketicinin Türkiye’de güvenle alışveriş yapmasının sağlanamadığı, markaların özellikle tasarım anlamında korunamadığı düşünüldüğünde, uluslararası alanda da olumsuzluklar yaşanması kaçınılmaz olacak.

● Rakip ülkeler arasında Türkiye’yi zorlayacak ya da dikkat edilmesi gereken ülkeler hangileri?

Türkiye önemli rakiplerle mücadele ediyor. Ancak çeşitli avantajlarıyla perakende sektöründe her zaman ön sıralardaki yerini koruyacak. Çin, Uzakdoğu’daki diğer bazı ülkeler özellikle üretim maliyeti anlamında biraz daha avantajlı koşullar sunuyor olsalar da Türk perakendesi, ülkemizin stratejik coğrafi konumu, sahip olduğu deneyim ve know-how, teknolojiyi kullanma becerisi, başarılı iş modelleri, inovasyon yeteneği, güçlü insan kaynağı uygulamaları, müşteri odaklı yaklaşımı ve ileri düzeyde müşteri ilişkileri yönetimi, gelişmiş tasarım becerisi ve çok yönlü düşünebilen tasarımcılar gibi unsurlarla öne çıkıyor. En önemli husus ise, Türk markalarının, sahip oldukları avantajlarla iş ilişkisine girdiği franchise grubu, yabancı yatırımcı, bayi vb. kesimlere önemli karlılık ve verimlilik sağlıyor olması. Türk markalarının mağazalarını açan, Türk markalarından ürün alıp satan yabancı firmalar, bu ticaretten büyük gelir ediyor.

Perakende Günleri’nin sektörün ufkunu açma dışında ne gibi faydaları var?

BMD’nin de girişimleri ve destekleriyle 2013’ten bu yana Perakende Günleri’nde yurtdışı açılım konusuna özel bir önem verilmeye başlandı. Perakende Günleri’nin uluslararası yönü, BMD’nin yurtdışı açılım stratejisi örnek alınarak geliştirildi. Perakende Günleri kapsamında geçmiş yıllarda BMD Yurtdışı Açılım Oturumları düzenlendi. Bu kapsamda, yurtdışı pazarlara ne kadar hazırız ve nasıl hazırlanacağız sorularına yanıt arandı, Ortadoğu, Çin ve Afrika pazarlarını uzmanlardan dinledik, bu pazarlardaki ekonomik faktörleri, perakendecimizin bilmesi gereken verileri ve gerçekleri değerlendirdik, markalarımızın yurtdışı deneyimlerini tartıştık. BMD’nin Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistan, Polonya ve İran ziyaretlerinde yoğun biçimde gerçekleşen ve çok faydalı olan “b2b” toplantılar uygulamasını örnek alarak, Perakende Günleri kapsamında uluslararası yatırımcılar, franchise ve perakende grupları markalarımızla bir araya geldiği bir alan oluşturuldu. Perakende Günlerinin bu uluslararası yönü daha da geliştirilir ve bölgemizde uluslararası bir etkinlik olarak daha fazla bilinirse sektör için önemli bir fayda olacaktır.
Yandex.Metrica