Genç Türkler Türkiye'nin imajına yatırım yapıyor

Perşembe, 15 Nisan 2010 - 05:00

Dünyadaki Yunan asıllılar, Ermeniler ve Museviler uluslararası çaptaki saygın üniversitelere uzun yıllar boyunca yatırımlar yaptılar, ciddi kürsülerin kurulmasına önayak oldular. Türkiye’den ise bu yönde pek bir girişim olmadı. Türkiye’nin sermaye birikimi bu tip alanlara girmek için çok yeterli değildi. Belli gücü olan iş grupları da böyle bir alana yapılacak yatırımı boşa gidecek para gibi görüyordu. Fakat lobi gücümüzün olmamasından kaynaklanan sorunlarla yıllar boyunca yüzleşe yüzleşe artık bu alanda bir şey yapmamız gerektiğini fark ettik.

Şimdilerde Türkiye’de genç kuşaktan yatırımcı ve sanayiciler bu konularda çok değerli stratejik girişimlerde bulunuyor. Doğan Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hanzade Doğan Boyner, mezunu olduğu London School of Economics’te (LSE) Çağdaş Türkiye Araştırmaları Kürsüsü kurulmasına öncülük etmişti. Doğan Grubu’yla birlikte başka bazı kuruluşların da desteklediği bu çok önemli merkezde 2007 yılından bu yana Türkiye’nin bugünü ve geleceğine ilişkin ses getiren bilimsel araştırmalar yapılıyor.

Eğitimlerinin bir bölümünü Amerika’da tamamlayan Koç Ailesi’nin genç kuşak temsilcileri, Mustafa Koç, Ali Koç ve Ömer Koç, Amerika’daki pek çok üniversite ile Türkiye arasındaki benzer programlara destek veriyor. Ailenin kültür, sanat ve eğitim alanındaki faaliyetlerini koordine eden Vehbi Koç Vakfı New York’taki Metropolitan Müzesi’ndeki iki yeni Osmanlı galerisinin açılması için 10 milyon dolarlık bir bağış yapmıştı. Koç’un yardımlarıyla kurulmakta olan bu galerilerden ilki 2011’de faaliyete geçecek.

Ferit Şahenk de Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayacak önemli çalışmalara destek olan bir iş adamı. Doğuş Holding’in finansmanıyla 2005 yılında Londra’da açılan “The Turks: A Journey of a thousand years 600-1600” sergisi aylarca konuşulan büyük bir etkinliğe dönüşmüştü.

‘Türk eşittir Arap’ algısı

Benzer yöndeki girişimlerin son halkası Türkiye’nin en büyük araç kiralama şirketi olan Intercity’nin sahibi Ali Vural Ak’tan geldi. 1990’lı yılların ikinci yarasından itibaren hızla büyüyen Intercity bugün filosunda 30 bin aracı bulunan dev bir şirket durumunda. Vural Ak, şirketinin bir bölümünü kısa süre önce Japon Mitsubishi Grubu’na 3 milyar dolara satarak Türkiye’ye önemli bir kaynak girişi sağladı. Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Vural Ak, Türkiye ve İslam’ın dünyadaki yanlış imajının düzeltilmesi adına önemli bir adım attı. Amerika’nın saygın eğitim kurumlarından George Mason Üniversitesi’nde kendi adını taşıyacak bir “Küresel İslam Araştırmaları Merkezi” açılması için 4 milyon dolar bağışta bulundu. Nükleer güvenlik zirvesine katılmak üzere Washington’a giden Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından açılan bu merkezde 10 yıl boyunca Türkiye, Ortadoğu ve İslam dünyası üzerine akademik çalışmalar yapılacak. 30 binden fazla öğrencisi bulunan George Mason’da 2 bin dolayında Müslüman öğrenci eğitim görüyor.

Vural Ak’ın girişimi, İspanya ile birlikte “Medeniyetler İttifakı” projesinin eş başkanı olan Türkiye’nin bu sürece samimi bir katkısı olarak görülüyor. Türkiye’nin 2 yıllık bir süre için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin üyesi olduğu düşünülecek olursa şimdi atılacak bu yöndeki adımların hem etkinlik hem de prestij bakımından ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Vural Ak’ın da söylediği gibi bu seviyedeki itibarlı akademik merkezler Batı’da hakim olan “Türk eşittir Arap” algısının yıkılmasına büyük katkı sağlayacak.