Gençlerimize kıymayın!

a
a
Salı, 08 Aralık 2009 - 05:00

Diyarbakır, Siirt, Batman, Mardin, Hakkari, Şemdinli, Ağrı, Batman, Şanlıurfa. Ve hatta Adana, Mersin. Bitmedi; İstanbul Esenler ve Beyoğlu, Tarlabaşı. Bir ayaklanmanın haritası! Liberaller kızmasın, bunlara masum sokak eylemi diyemeyeceğim, “canım ailelerine yapılan ayrımcılığa kızıp sokağa çıkıp taş atıyor çocuklar” hiç diyemeyeceğim! Beyoğlu’nda alev alev yanan arabalar, İdil’de öğretmenevini yakma girişimi, diğer illerde hükümet konağına ve karakollara, yani TC’ye devlete saldırılar! Bugün iki cenaze kalkacak. 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Serap ve Dicle Üniversitesi Matematik bölümü öğrencisi Aydın Erdem’in cenazesi. İki cenaze töreni de olaylara gebe! Sokak terörünün kurbanı iki genç. Biri, dersane çıkışı evine giderken otobüste üzerine atılan molotof kokteyliyle yanarak yaralandı ve bir aylık tedaviden sonra öldü. Diğeri Serap’in idealini gerçekleştirmiş ve üniversite öğrencisi olmuştu ama örgütün kışkırtmasıyla katıldığı sokak eyleminde kaçarken sırtından vuruldu, belki bir provokatörün, belki de polisin kurşunuyla. İki gencin cenazesi kalkarken bir partinin de cenazesinin kaldırılıp kaldırılmamasına karar verilecek! Anayasa Mahkemesi DTP’nin kapatılma kararını esastan görüşecek.

DTP çatladı

Bir partinin iki eşbaşkanı olması zaten iki başlı olduğunu gösterir. DTP’nin iki başkanı o kadar farklı iki dil konuşuyor ki parti kapatılmasa bile bölünmüş görünüyor. Biri terör örgütünün sözcüsü, diğeri hâlâ sivil bir siyasi parti! Emine Ayna, “tabanımız dağa çıkalım diyor” derken şimdiye kadarki tavrıyla zaten dağdan hiç inemediklerinin canlı bir kanıtı! “Açılım bitti” diyor. Politikalarını Apo ve PKK’nın belirlediğini açıkça kabul ediyor. Görünen o ki DTP’nin Ayna’nın temsil ettiği şahin kanadı için Apo’nun serbest bırakılıp partinin başına geçmediği bir gelişme açılım değil. Ahmet Kürt ve partinin diğer yarısı için ise ne sokak eylemleri çözüm getirir, ne de açılım bitti.

Anayasa Mahkemesi ne yapsın?

Siyasi yorumcuların tümü DTP’nin kapatılmasının eylemleri arttıracağı ve partinin başka bir isimle yeniden kurulacağı gerekçesiyle kapatma kararının çıkmamasından yana. Ama kapatılması için bütün koşulların oluştuğunu da kabul ediyorlar. Peki, hukuk siyasi karar verebilir mi? Siyasilerin parti kapatılma yasasını değiştirmek için iki yıldır parmaklarını oynatmadıkları bir ortamda elindeki yasayı uygulamak durumundaki bir mahkeme, siyasilerin yerine karar verip, hukuk aksini emrettiği halde DTP’nin devamına karar verebilir mi? Başta DTP’li siyasetçiler, Kandil ve Mahmur’dan gelenler, Apo’nun sözcülüğünü yapıyor ve hatta onu saygın bir lider konumuna oturtuyor. Terör örgütünün ve kanlı eylemlerinin sorumlusu olarak yargılanmış ve hüküm giymiş bir suçludan bir kurtuluş savaşçısı gibi bahsetmek suç olan fiili övmek değil mi? Suç değil mi? Türkiye giderek hukukun siyasallaştığı ve siyasi sonuçları göze alınmadığı için yasaların uygulanmadığı bir ülke mi oluyor? Alev alev yanan sokaklar, havada uçuşan taşlar, silah yerine kullanılan havai fişekler, terörist ağzıyla konuşan siyasetçiler ve bütün bu eylemlerin sonucunda hayatını kaybeden gençler, hiçbir suçu olmayan masum gençler! Bu tablonun bir sorumlusu olmayabilir mi? Elbette var: Bu süreci yönetemeyen, ama ülkeyi yönettiğini zannedenler!

Milletimizin başı sağ olsun!

Tokat kırsalındaki çatışmada hain kurşunlara hedef olan şehitlerimiz yüreğimizi dağladı. Ölenlere rağmet, yaralılara şifa diliyorum. Acımız büyük, sorunlarımız büyük, ama soğukkanlılığımızı korumamızın zor günleri aşmamıza yardımcı olacağını düşünüyorum.