Genel Müdür selamına gerek var mıydı?

Salı, 01 Haziran 2010 - 07:00

Eurovision (TRT kanallarından yayınlandı) için söylenecek çok şey yok. Bir müzik yarışması, bu tamam. Ama modern zamanlarda müzik sadece notadan ibaret değil artık. Özellikle de bu tarzdan “yayın yarışmalarında”... Manga bu anlamda ikinci değil, birinci tamamladı yarışmayı. Görsellik açısından muhteşem, klip düzeyinde bir performansla... Bana gecenin en güzel kısmı her zaman olduğu gibi Bülent Özveren ustanın o çok sevdiğim tepkilerini aldığım anlarmış gibi geldi... Oylama sırasında bize geleneksel olarak oy çıkartmayan ülkeleri ezberden saydı. Komşu dayanışmasını filan da. Her şarkıyı Türkçeleştirmesi de çok nostaljikti... Gecenin en absürt gelişmesi TRT Genel Müdürü’nün Bülent Özveren’e aracılarla selam yollamasıydı. Gerek yoktu ama aracıların iş takipçiliğini ele vermesi açısından da mühimdi. Neyse... Manga sahnede, Bülent ağabey kulağımda; son zamanların en iyi yarışması olarak düştüm bunu hayatımın kaydına...

İzdivaçtan daha sahiciler...

Evcilik Oyunu’nda (Show TV) Yıldız Asyalı evcilik oynadığı partnerinin aslında sevgilisi olduğunu açıkladı. Kendisinden duyduğumda ilk tepkim; ya bu idmandan sağlıkla çıkarsınız ya da bu ilişkinizin sonu olur dedim... Yıldız, ekrandaki sakarlıkları ve sevgi kelebeği haliyle çok sayıda genç kızın tepkisini topluyor. Bu tepkiyi abartılı buluyorum. Bakmayın öyle boyuna posuna, o hâlâ Eyvah Babam’daki çocuk ruhunu taşıyor... Yakından ve bu gözle bakınca eskisinden daha yargısız izleyeceğim bu evcilik oyununu. İzdivaç programlarından daha sahici bir hali var çünkü...

Survivor’daki yanlış

Survivor Kızlar Erkekler’de yine kızlar ekibi azaldı. Durum çok net aslında. Erkekler ödüllerle değil sonuçlarla ilgilenerek kızları psikolojik olarak dağıtıyorlar. Stratejiden anladıkları filan da yok kız takımının. Güçlüleri eliyorlar, fiziki şartlarını zorlaştırıyorlar giderek. Esmer Seda da gitti işte...

Bakalım organize bir şekilde hırs yapan yarışmanın sonunda meselenin ismi de Survivor Erkekler olarak değişecek mi?

Okan politika topundan çıktı

Okan Bayülgen Muhabbet Kralı’nın (Kanal D) rotasını değiştirdi. Önceki bölümlerde daha çok psikolojik konular üstüne eğilen program artık meslek portreleri üzerine eğilecek... Okan ısrarla hiçbir politik yanı olmayacağının altını çizdi programın. Öyle ya ilk konuları maden işçileri. Ve bugünler de acıyla birlikte popülerleşen bir mesele bu... Yine de Okan’ı siyasetten bu kadar uzaklaştıran rezervin ne olduğunu merak ediyorum. Bildiğim kadarıyla kötü adam olmaktan sıkılmış. Her sözü taşlanıyor. Ve haklı olarak soruyor; İyi adamlar nerede ve kimler? Göreceğiz Okan, doğru söyleyenin taşlandığı bir sistemde iyi adamlar her yaptıkları alkışlanan büyük çoğunluğun ta kendisi olarak çıkacak ortaya. Onlar sahtelikleriyle prim yaparken ve elbette üç gün sonra unutulacakken, sen tüm bu kötülüğünle(!) unutulmazlar arasına gireceksin. Göreceğiz!

Arka Sıralar boş

Arka Sıradakiler’de (Fox TV) gelinen noktanın özeti şu: Dizide her türlü pislik yaşanıyor. Gençler boğazına kadar çamur içinde. Ama cinayetten tecavüze kadar uzanan o geniş skalada çocuklar hiç alkol ve tütün kullanmıyor... İnsanın gençlik için ekstra umutlandığı bir gelişme bu. Her şey var duman ve likit yok; Maşallah! Yahu bir de dizide arka sıralar niye boş ki? Herkes ön sıralarda oturduğuna göre o ismi niye tutuyorsunuz ki manşette?

Aranızdaki deli kim?

Akasya Durağı’nın (Kanal D) sevimli, sevimsiz bir dolu hali var. Ama çerez türünden bir dizi olarak hızlı ve aynı meseleler üzerinden kolayca tüketiliyor... Tüketim kolaylığı üretimde de kolaycılığı getiriyor tabii ki. Önceki bölümde bir psikiyatr, bodoslama girdiği taksi durağında “Aranızdaki deli kim?” diye abuk bir soru soruyor... Muayene yok, tespit yok, teşhis yok ama merak var. Hipokrat yeminlileri arasında çok tepki topladı bu gelişme... Bazı hekimler biz hastalarımıza deli demeyiz noktasına getirdi tepkisini. Ve çok yakında senaristleri delirtecek gelişmelere imza atacaklar, benden söylemesi.

Efe denizkızlarını bırakmaz!

Super Naturel’s, Lost, CSI, Kuzuların Sessizliği ve Teksas Katliamı. Sanırım hepsinden bir tutam koyarsanız Kavak Yelleri’nin sezon finalini özetler size... Bir yaz/ gençlik dizisinin geldiği bu ilginç karışımın etüdünü sosyologlara bırakalım. Gençliğin gerçek sorunlarının aşk/ kürtaj/ nevroz gibi küçük bir alana sıkıştırılmasının ne kadar sağlıklı olduğunu da psikologlara paslayalım... Geride ne kalıyor? O gelen Efe miydi, değil miydi sorunsalı. Eh bu kadar fantastik bir dizide bu da küçük bir ayrıntı; gelse ne olur gelmese ne? Bu kadar gerilimli bir ortama benim tanıdığım Efe değil gelmek, selam bile çakmaz. Karada Deniz, kızlarla oynaşırken, Efe de suda denizkızlarıyla oynaşmayı tercih eder alimallah. Mutlu ve mesut!