Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Gerçek bir demokrasi muhalefetsiz olmaz

Pazar, 04 Şubat 2018 - 05:00

Ana Muhalefet Partisi, seçimli kurultayını yapıyor. Dün Genel Başkanlık seçimi yapıldı, bu yazının yazıldığı saatlerde sonuç bilinmiyordu. Bugün ise Parti Meclisi seçimi yapılacak.

Bu seçimli kurultayda en dikkat çeken, aday bolluğu oldu. Başka partilerde bu söz konusu bile değilken CHP’de genel başkanlığa dört aday çıktı. Parti Meclisi'ne ise konuyu yakından izleyen Yalçın Bayer'in yazdığına göre delegenin üçte ikisi, yani 1267 delegeden 800'ü adaydı! CHP'nin iktidarın her zamankinden daha fazla hedefinde olduğu, her gün atılan diskurlar ve hedef göstermelerle şamar oğlanına döndürüldüğü, hatta köşe yazarlarının Afrin Operasyonu CHP'ye karşı mı yapılıyor sorusunu sorduğu bir ortamda bu ne teveccüh?

CHP'den daha solda bir yazarın partiye olan “korkak, pısırık” diye saldırısını okurken inanamadım, bu ne öfke, bu ne şiddet? Mesele şu: AKP, tüm ülkeyi adeta esir aldı. MHP, AKP'ye payanda olarak bir tür intihar etti, AKP'ye dayanmadan var olamaz, tabanı da eridi.

CHP ŞART

HDP’nin durumu daha beter, genel başkanları dahil, milletvekilleri tutuklu. Seçmeni, artık HDP'li olduğunu bile söyleyemiyor. Bu partinin de siyaset yapma şansı yok. İYİ Parti, daha kurulma çalışmalarını yürütüyor, işi zor. Oysa referandum gösterdi ki toplum, tam da ortadan ikiye bölünmüştür. Şaibeli bir yüzde 51 sonucu kimsenin içine sinmemiş, büyük şehirlerin çoğunda HAYIR çıkmıştır.

Darbe girişimi sonrası çıkarılan OHAL sayesinde KHK'larla bir tür başkanlık sistemi provası, tek adam yönetimi yürürlüktedir ve muhalifler için siyaset yapma şansı olan tek yer, beğenin beğenmeyin, CHP'dir! CHP'li olun ya da olmayın, adalet, hak ve özgürlük talebinin dile getirilebileceği, başınıza bir şey geldiğinde yardım isteyebileceğiniz tek yerin CHP olduğu gibi.

DEMOKRASİ İÇİN

 İşte bunun için bir milletvekilini hukuka aykırı olarak hapiste tutuyorlar, bir genel başkan yardımcısına, siyasette bile yakışmayacak seviyede yaylım ateşine tutuyorlar, üslup bunun için kırmızı noktalı, bip'li sürüyor. CHP'li olmayabilirsiniz, AKP'ye, Cumhurbaşkanına yüzde yüz biat etmiş olabilirsiniz, ama gerçek bir demokrasi muhalefetsiz olmaz.

CHP'nin var olması ve muhalefet yapması, başta Türkiye herkes için, ve keşke yanlışlarını görse, AKP için bile iyidir. Meseleye bir de bu yönden bakın

Siz sakın bu oyunu oynamayın

Hani bazı videoların altında yazıyor ya, "sakın kendi kendinize uygulamayın, tehlike içeriyor" diye. Bu uyarı "Cebimdeki Yabancı" filminde oynanan oyun için de geçerli. Ferzan Özpetek'in filmlerini severim.

Bu kez kendi yönetmiyor, ama belli ki her şeyi yönetiyor! Gerçi yönetmen koltuğuna ilk kez oturan vazgeçilmez oyuncusu, tiyatrocu Serra Yılmaz da kendi damgasını vurmuş. Oyunculuğunu biliyorduk, yönetmen olarak da sınıfı geçiyor. Oyuncuları çok beğendim: Şebnem Bozoklu, Leyla Lydia Tuğutlu, Buğra Gülsoy, Serkan Altunorak, Belçim Bilgin ve Çağlar Çorumlu, karakterlerine cuk oturmuş.

Çok iyi bir seçim. Şükrü Özyıldız, bu kadroya, canlandırdığı karakter dolayısıyla da biraz genç kalıyor. Ben sinemada, hikayeye ve geçirdiği duyguya bakıyorum. Daha önce de İtalya ve İspanya'da çekilmiş ve kapalı gişe olmuş hikaye çok çarpıyor, güldürüyor, geriyor, meraklandırıyor.

Tabii ki olay bir yemek masasının etrafında geçiyor, bu bir Ferzan Özpetek, Serra Yılmaz filmi! İkisinin de iyi bir gurme olduğunu biliyoruz ve Ferzan'ın filmlerinde mutlaka bir aile sofrası olur. Burada da çoğu birbiriyle çocukluk arkadaşı olan çiftler, içlerinden birinin evine akşam yemeğine davetli.

Aman açken gitmeyin, yemek programı gibi, hazırlanışı bile gösterilen, muhteşem bir sofra kuruluyor, o perdeli bademli pilav neydi öyle, ya humus? Sofraya geçildikten sonra biri cep telefonunu kurcalarken ev sahibesi (Belçim Bilgin) riskli bir oyun öneriyor:

Telefonları masaya koyun, açık olsun ve herkes herkesin ne konuştuğunu ve kimden ne mesaj geldiğini görsün, duysun.

Sonrası kıyamet, apokalips: Bütün sırlar ortaya dökülüyor, herkes şaşkın, herkes birbirine yabancı! Bir gülüyor, bir şaşıyorsunuz.

Finalde sürpriz

Ve bilmem bu bir iltifat mı ama, Cebimdeki Yabancı, sanki Türk filmi değil de İtalyan, Fransız filmi gibi, tam bir Akdeniz filmi. BKM de, Ferzan Özpetek de bunu daha önce de başarmıştı. Diyorum ki, niye bir de yerli senaryoyla olmasın? Bizde eli kalem tutan yok mu?