Gerçek canlılık 2011'den sonra mı?

Salı, 24 Kasım 2009 - 05:00

Ekim ayıyla birlikte ekonomi bütçe dönemine girer. Türkiye bütçesi için hazırlıklar ekim ayında başlar. İşdünyası da son yıllarda hazırlıklarını öne çekti. Geçmişin aksine kimse artık son dakikaya bırakmıyor, hazırlıklara ekim-kasımda start veriyor.

Şimdi yine bütçe hazırlıkları yapılıyor. 2009 hazırlığına göre nispeten daha az belirsizlik var. Ancak, yine de büyüme ve global ekonominin yönü konusunda kafalar çok net değil. İşadamı ve CEO’larla yaptığım sohbetlerde de bunu görüyorum. Reel sektör, sınırlı bir büyüme bekliyor, öyle parlak bir yıl tahmini yapan kimse yok gibi...

Gerçek büyüme ne zaman?

Bu sorunun yanıtını almak için çok sayıda ürün ve sektör grubuna tahminlerini sorduk. Capital Dergisi için yaptığımız çalışmada, ortaya ilginç bir tablo çıktı. Çünkü, iş dünyasına göre, birkaç sektör dışında, küçülme ile geçen 2009’dan sonra 2010 çok parlak geçmeyecek. 2011 biraz daha iyi olacak. Ancak, en hızlı büyümeye 2012 yılında ulaşılacak.

Bu sonuca, içinde çimento, gıda, otomotiv, organize perakende, tekstil ve turizmin de bulunduğu 29 temel sektör ve ürün grubuna yönelik tahminleri alarak ulaştık.

29 temel sektör ve ürün grubunun, 2009, 2010, 2011 ve 2012 yılına yönelik performanslarını ortaya koyan çalışmadan, şu temel kritik mesajlara ulaşmak mümkün oluyor:

Sektörlerin 4 yıllık performansı

1. Bütün sektörler krizden aynı hızda etkilenmediler. Kargo, dondurulmuş gıda, çağrı merkezleri, bebek bezi ve mobilya, 2009 yılında büyümeye devam etti.

2. Hızlı tüketim, bankacılık, perakende, ambalaj, beyaz et ve catering sektörleri ‘hız kesip’, büyümelerine devam ettiler. Ortalama büyüme yüzde 5 ile 25 arasında gerçekleşti.

3. Bazı sektörler ise büyüme için 2010’u bekliyor. 2009’u iyi geçirmeyen bu sektörler arasında leasing, kamyon, ev tekstili, lojistik, çimento, giyim, demir-çelik, boya ve bilişim var.

2012 en iyisi mi?

4. Binek otomobil, otobüs ve derinin gözü 2011 ve 2012 yıllarında... Bu alanlarda 2010’da ciddi bir büyüme beklentisi yok.

5. Neredeyse bütün sektörler, en hızlı yıllık büyüme oranlarına 2012 yılında ulaşabilecekler. Hazır giyim, PC, plastik, boya, kamyon ve leasing gibi, 2009 yılını çok olumsuz kapatanlar, bu kapsama giriyorlar.

6. Son olarak şuna da dikkat çekmek gerekiyor. Türkiye’nin ihracat yaptığı Batı pazarlarında başlayacak erken canlanma, ihracatı artıracağı için, 2012 tahmini bir miktar öne çekilebilir. Bir de IMF anlaşması benze etki yapabilir.

Nükleerde bu kez konsorsiyum gelecek

Nükleer santral ihalesinin iptal edileceğini, iki ay önce yazmıştım. Onaylanacak, onaylanmayacak derken yazdığım gibi ihale iptal edildi. İhale iptal edildi ama Enerji Bakanı Taner Yıldız, 2010 yılına işaret ediyor. Benim kaynaklarım da aynı görüşteler...

İhaleye Ciner Grubu ile birlikte giren Rus InterRAO’nun iştiraki olan Atomstroy Export yöneticileri, 2010 yılında yeni ihale bekliyor. Bu kez ihaleye ilgili gruplar, bir konsorsiyum ile katılacaklar. Konsorsiyumda Ciner ve Atomstroy Export’un yanı sıra AKSA, Çalık ve Siemens’in de katılması bekleniyor.

Bir önceki ihale, 13.5 dolar/sent düzeyindeki fiyatın bakanlıkça yüksek bulunması ve 11.5’e indirilmesi talebinin sonuçsuz kalması ile iptal edilmişti. Rus şirketi, indirim talebine, yurtdışı kredide Hazine garantisi ile karşılık vermiş, alamayınca da fiyatı indirmemişti.

Yeni ihaleye katılan başka gruplar olur mu, o belli değil. Ancak, Rus Atomstroy Export heyecanını koruyor ve bu nedenle Türkiye’de üs kurmuş durumda...

Dünya bu yöne gidiyor

Atom Enerjisi Ajansı’nın rakamları bu gerçeği doğruluyor. 2008 yılında ulaşılan 2.6 trilyon kilovat saatlik üretim bir yana, planlanan büyük yatırımlar da devam ediyor.

2008 yılı sonu itibarıyla dünya enerji üretiminin yüzde 15’i nükleerden sağlanıyor. Ancak, esas patlama gelecek yıllarda gerçekleşecek. Çünkü, planlanan 425 santralin önemli bölümü 5-10 yılda faaliyete başlayacak. Faaliyetteki 370 tesisle birleşince, nükleerin enerjideki payı da katlanacak.

Atom Enerjisi Ajansı, 2050 yılına kadar geçen 40 yılda 1400 nükleer tesisin faaliyete başlayacağını, şimdiki yüzde 15’lik payın çok yüksek düzeylere ulaşacağını tahmin ediyor. Bakalım, Türkiye, bu kervana katılabilecek mi?