Geri dönüş virüsü yayılıyor...

Cuma, 06 Kasım 2009 - 05:00

Yaprak Dökümü’nde çok sık “geri dönüşler” yapılır hale geldi. Bunun dizi sözlüğünde iki anlamı var. İlki, maliyetten kısmak. Bu olamaz çünkü geri dönüşlerin çoğu, eski Şevket ayıklanarak yapılmış ki, bu ek maliyet demek...

İkinci neden ise dizinin süresini uzatmak. Özeti de katarsak 3 saatlik bir izlenme dilini doldurmak kolay değil. Bu yüzden yönetmenin elini güçlendirmek, oyuncuların isyanını engellemek için flashback denen geri dönüşler kullanılıyor...

Bu anlamda en başarılı dizi eloğlunda Lost, bizdeyse Ezel (Show TV). Ama anladığım kadarıyla hikayede tıknefes olan Yaprak Dökümü de listede kendine yer bulacak...

Gelelim dizinin uzaması, yani finalinin Haziran 2010 gibi yapılması meselesine. Ben Kanal D’nin de, yapımcıların da böyle bir “hazırdan yeme” eğiliminde olacağını sanmıyorum...

Kanalda hangi diziyi koysan tutuyor. Yapımcının da bir sürü kanalda devam eden işleri var. Sanırım tadında bırakmak, bir anlamda ölümsüzlük de içeriyor. Dilerim öyle olur!

Şaşırtmaya devam ediyor

Şaşırtmali (Star TV) başladığında formatın tüm sululuğuna rağmen “Mehmet Ali Erbil bu işin üstesinden gelir” demiştim. Zaman beni de Mali’yi de haklı çıkardı... Programın reytingleri giderek yükseliyor. Bunda şaşılacak bir şey yok. Çarkıfelek gibi “Bitti artık” denilen bir formatı iki ayda ayağa dikmişti Mehmet Ali Erbil...

Şaşırtmali’nin biraz daha süresi var. Ağzı laf yapan birkaç yarışmacı bulsun, görün bakalım kimse indirebilecek mi adamımızı tahtından?..

Alçak gönüllü Fatih Ürek...

Önceki gün Yalnız Değilsiniz’e (Kanal D/ Seda Sayan) konuk oldu Fatih Ürek. Bir dönem kobra dansıyla neşelendirdiği ekranları düşünürsek bir hayli efendi bir duruşu vardı. Bir de unutmadan, yazıyı okuyacaktır, sevinsin; müthiş kilo vermişti... Ama mesele başka. Fatih Ürek, geçtiğimiz hafta sonu taklidini yapan Levent Kırca’ya öyle bir saygı duruşunda bulundu ki, hakikaten takdir topladı izleyenden...

Skeci bilmeyenler için hatırlatalım. Levent ağabey, Fatih Ürek’i biraz fazla kadınsı canlandırmış ama skecin sonunda Fatih’in yumruklarını konuşturarak ayarı bulmuştu... Skeci ilk defa Seda Sayan’ın programında izleyen Fatih, abartılı sahnelerde gülüşünü bozmayarak skecin sonunda “Büyük ustaya saygılarımla” açıklaması yaptı... Biraz da kendine biçti; “Eh var olan insanların taklidi yapılır, varım demek ki”. Biçsin. Bu arada yeni bir şey öğrendim. Fatih Ürek’in bugüne kadar hiç taklidi yapılmamış, iyi mi?..

Hapşuuuuuuuu...

Domuz Gribi’nin hayatımızı getirdiği yere bakar mısınız. En yakınımızdakinden bile şüphelenir olduk. Belki doğrusu bu, belki de büyük bir paranoya içindeyiz topyekûn... Ama şu bir gerçek ki, iş sulanmaya başladı. Başbakan ve Bakan’ın iki ayrı sağlık politikası yürüttüğü bir zamandayız. Aşı hakkında elle tutulur bir şey söyleyebilen uzman yok. Kimisi aşının içeriğinde domuz ürünü vardır diye aşı olmuyor, kimisi de “Aşı olmayanı eve sokmam” diyebilecek kadar abartıyor... Mizah dergileri başladı işi hoplatmaya. Ama sanırım en erken Zeki Kayahan Coşkun davrandı. Alem FM’de ve SKY Türk’te Matrax isimli programıyla kitlelerin sevgilisi olan genç radyocu önceki gece yine dinleyicilerinden birine komut veriyordu... Zeki’nin komutlarıyla, kendini Domuz Gribi virüsü taşıyan bir hasta gibi gösteren dinleyici, girdiği dükkanların içinde hapşırıp duruyordu. Paniği kestirebilirsiniz artık... Neyse. Diyeceğimiz net. Bu hastalıkta ağız birliği etmedikçe işin daha çok fantezisi yapılacak. Belki de en ölümcül fantezimiz bu olacak. Allah korusun!

Bir edep dersi; Yorum Farkı

Son günlerde gündelik yaşamın her alanında unuttuğumuz bir hasletimiz var; tartışma adabı. Eğer böyle bir şeyin dersi okutulsaydı, muhtemelen bitirme tezi için Emre Kongar ve Mehmet Barlas ikilisinin NTV’de yaptığı Yorum Farkı izlettirilirdi... Önceki akşam hayatımıza bodoslamadan giren GDO’lar (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) hakkında uzun uzadıya konuştu iki usta. Fikirlerinin kimi yerde çelişmesine rağmen birbirlerini ezip geçmeden dinlediler lafları...

Hatta bir ara aynı fikirden yola çıkan söze Mehmet Barlas erken girdi. Bunun üzerine Emre hoca “Benden çok yaşayacaksınız” dedi. Mehmet Barlas’ın yanıtı muhteşemdi; “Birlikte yaşayalım efendim”...

Nezaket, ölçü, edep ve tartışma adabı bu değil de nedir sahi?..

Taşıma suyla olur mu?

Hülya Avşar, Habertürk’te üç kadınla çıktığı yolda tek kaldı. İclal Aydın, Özge Uzun ve Sevim Gözay’ın programlarının bitirilmesiyle iş bir önceki kanalı Türkmax’takine benzer bir hale geldi...

Avşar kızı yine yalnız kaldı. Ve yine her akşam birbirinden ilginç konukları ağırlıyor. Ama önemli bir ayrıntı var orada. Kendini izlettirebilen konuk sıkıntısı... Bir dönem reyting garantili konuklar vardı ekranda. İsmail Nacar, Banu Alkan, Ömer Çelakıl, Zekeriya Beyaz aklıma gelen ilkler. Bir dönem sonra ekrandan el çekti hepsi...

Şimdi yeniden dönüyorlar. Çünkü ihtiyaç hasıl oldu. Mesela Hülya Avşar, reytingi ölçülen bir kanalda bir önceki kanalı gibi geniş bir konuk yelpazesine giremiyor... İzletemiyorsan gidersin. Peki böyle ne kadar gidebilirsin; onu da göreceğiz sanırım. Allah kolaylık versin, işi zor çünkü!