Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Gerilim siyaseti bunaltıyor!

Salı, 13 Nisan 2010 - 05:00

Türkiye ve siyaset parantezini beş günlük de olsa kapamanın ruhuma iyi geldiğini itiraf etmeliyim! Gazete tirajlarının niye artmadığını araştırmak isteyenler olaya bir de bu yönden bakmalı. Haberler o kadar ruh karartıcı ki! Siyaset, iktidar partisinin manevralarıyla yönlendiriliyor. AKP, hem mağdur, hem mazlum, hem iktidar ve dolayısıyla asıl zulmeden, nasıl oluyorsa? AKP, iktidara geldiğinden beri gerilim siyasetiyle beslendiğinden 7 yıldır kızgın saç üstünde hopluyoruz! Sonra burnumuza halka takıp dolaştıracaklar ama bir türlü uysallaşmıyoruz, işkence devam ediyor. Oysa ilginçtir, etrafımızda neler yaşanıyor.

Halk niye ayaklandı?

Kırgızistan’da kopan gürültüyü doğru dürüst tahlil eden çıkmadı ya da ben göremedim. Ama Radikal’den Ceyda Karan’ın özeti ilginçti: “Bişkek’de yaşananlar büyük ölçüde iç dinamiklerin sonucu elbette. Akayev’i hanedanlık kurmakla suçlayıp devirdikten beş yıl sonra Bakiyev de yolsuzluğa battı. Gazeteler kapatıldı, gazeteci cinayetleri işlendi, üst düzey muhaliflere davalar açıldı. Bardağı taşıran son damla yoksul halkı vuran zamlar. Bakiyev zaten nepotizme saplanmıştı. En son oğlu Maksim’i kalkınma, yatırım işlerinin; küçük kardeşi Zanyiş’i güvenlik servisinin başına atamıştı.” diye yazıyor. Nedense bir iktidarı “nepotizm” yolsuzluk ve yakınlarını kayırmakla suçlayıp deviren ve başa geçen bir diğer iktidar, aynı yolun yolcusu olunca devrilme sırası ona geliveriyor! İktidar insanda sonunu göremeyen böyle bir baş dönmesi ve dip sarhoşluğu yaratıyor herhalde. Gökçek de oğlunu belediye başkanı, futbol klübü başkanı yapmaya kalkışmadı mı? Oysa başkaları en azından daha akçalı işlere yöneltti çocuklarını, gemi, süper market filan alıp başına getirdi. Kimi mısır ticareti yapıyor, kimi yumurta, kimi de gazete yönetiyor.

Pembe gazete?

Halk çocukları ise üniversite sınavına girebilmek için gittiği dersane parasını ödeyemedi diye anasının hapse girmesinin vicdan azabıyla intihar ediyor! O çocuğun erkek kardeşi girmiş sınava, o psikolojiyle bir yeri kazanabilirse altın madalya takılsın! Hadi gelin de bu haberleri okuyup mutlu olun! İnsanlar da okumamayı tercih ediyor. Peki pembe gazete yapmak mümkün mü? Tıpkı yemek gibi, elinizdeki malzeme neyse onunla yaparsınız gazeteyi, acı biberle helva yapılır mı! Son bir soru: benzer olayların yaşandığı Türkiye’de, bırakın ayaklanmayı, itiraz etmeyi, iktidar partisinin oyları nasıl hâlâ yüksek çıkıyor ve halka her sorulduğunda “mutluyum” diyor, bir bilen var mı?

CHP gündem belirliyor

“Anayasa değişikliği paketinden tartışmalı 3 maddeyi çıkarın, diğerlerine destek verelim, referandumsuz çıksın” önerisini getiren CHP, neredeyse ilk kez, AKP’yi duvara sıkıştırdı. Bu “makul” öneriyi kabul etse bir türlü, reddetse bir türlü Başbakan Erdoğan. Tam aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık vaziyeti. Çünkü yine hepimiz biliyoruz ki aslında AKP’nin 7 yıl bekleyip de alelacele gündeme getirdiği bu anayasa değişikliği tasarısının iki nedeni var: iktidarlarının önünde engel gibi gördükleri yargıyı hizaya getirmek bir, erken ya da normal seçimlere eli güçlü ve yine mağdur edebiyatıyla girmek iki. Bakın bize iş yaptırmıyorlar, bakın anayasayı değiştirmek ve demokratikleşme sağlamak istedik engel oldular sloganı. 30 maddelik değişiklik içindeki 26 maddeye, tam mutabakat olmasa da, kimsenin fazla karşı çıktığı yok. Ama zaten o maddeler, öteki 3 maddeyi yutturmak için tatlandırıcı. CHP diyor ki “Çikolatayı birlikte yiyelim, içindeki ilacı sen istersen halka sor, yutmak istiyor mu?” Kendi hazırladığı oyun bozulduğu için buna şark kurnazlığı diyen Başbakan, sonunda razı olacak mı, hep beraber göreceğiz. Bana sorarsanız olmayacak! Çünkü ne kendisinden başkasının çizdiği yola girmek hoşuna gider, ne de asıl yapmak istediği değişikliğin zora girmesine.