Gezegenimizdeki en sıra dışı 13 doğa olayı

Dünya’nın her yerinde; denizde, karada ve havada meydana gelen ve harikulade görünen doğa olayları mevcut. Doğal fenomenlerden türeyen bu olaylar, çok nadiren görüldükleri için son derece “sıra dışı” olarak kabul ediliyorlar. Bazıları öyle göz kamaştırıcı ki, bizi tek kelimeyle büyülüyorlar. İşte gezegenimizdeki 13 eşsiz doğa olayı...

16 Mayıs 2018, Çarşamba 12:38 Son Güncelleme: 16 Mayıs 2018, Çarşamba 12:38
A A
Ateş girdabı (Fire tornado)

Ateş girdabı (Fire tornado)

“Şeytan ateşi” veya “ateş hortumu” olarak da biliniyor. Özellikle yangınlar gibi ısının yüksek olduğu bölgelerde, türbülanslı hava koşullarının da bulunması, ateşten girdapların oluşmasına neden olabilir. Bu girdaplar etraflarındaki parçaları içine çekip yakarak büyüyebilir. Esasında çok nadir rastlanan bu doğa olayı, birkaç defa videoya alınabilmiş. Tipik olarak ateş girdapları 30-90 santimetre arasında bir genişliğe ve 15-30 metre yüksekliğe ulaşır. Doğru koşullar denk gelecek olursa, genişliğinin onlarca metreye, yüksekliğinin ise 300 metreye kadar ulaşabileceği biliniyor. Ateş girdapları, sıcaklık farkından ötürü çevrelerinde hızı saatte 160 kilometreye varabilen rüzgarlar yaratabilir. Bu korkunç doğa olayı sönmeksizin bir saatten uzun sürebiliyor ve doğrudan söndürmenin bir yolu henüz bilinmiyor.

Işık saçan mantarlar (Foxfire)

Işık saçan mantarlar (Foxfire)

Bir başka biyolüminesans sahibi ise Luciferin (ışık veren, ışık taşıyan) adı verilen bir molekülün, luciferaz adlı enzimle etkileşime girmesi ve oksijenle birleşmesi sonucu ortaya çıkardığı oxiluciferinle gecenin karanlığında ormanların doğal ışıkları olup da parlayan mantarlar... Öyle ki bu mantar türlerinin bazılarının ışığı 40 metre mesafeden fark edilebiliyor. Brezilya’da Sao Paulo’dan başlayarak gezegenin tropik iklim kuşağında bulunan yağmur ormanlarında görülen ışıklı mantarların bir türü olan ve yeşil ışık veren Mycena lux-coeli, keşfedilmiş 69 bin mantardan biri ve sadece Japonya’nın Wakayama bölgesinde yetişiyor. Kesinlikle yenilebilir olmayan bu ışık saçan mantarlar, yağmur mevsimi ortaya çıkıyor ve yağmur sürdüğü sürece yaşayabiliyor. Yeşilimsi ışıldayan biyolüminesans mantarlar, orman sürüngenlerini daha da büyüleyici hale getiriyor.

Asperitas bulutları (Undulatus asperatus)

Asperitas bulutları (Undulatus asperatus)

Kökeni Latincede “pürüzlü” anlamına gelen “asperatus” kelimesinden gelen bu bulut cinsi, ilk defa 2006’da kayda geçirildi ve sonraki dönemlerde örnekleri sık sık paylaşılmaya başlandı. 2008’de Dünya Meteoroloji Organizasyonu’na başvurusu yapılan ve ilk olarak Undulatus Asperatus olarak adlandırılan bulutlar, onaylandıktan sonra Uluslararası Bulut Atlası’na dahil edildiler. Bu da Uluslararası Bulut Atlası’nda 50 yıl sonra yapılan ilk güncelleme oldu. Dünya’nın farklı yerlerinde gözlemlenen bulutlara, Dünya Meteoroloji Günü’nde, “Asperitas” adı verildi. Bulut Takdir Topluluğu Başkanı Gavin Petor-Pinney, pürüzlü bir deniz yüzeyini andıran bulutların farklı aydınlatma seviyelerinin ve bulut kalınlığının çarpıcı görüntülere neden olduğunu belirtti. Bu bulutlar fırtına alarmı verircesine vahşi bir görünüme sahip olsalar da çoğu zaman fırtına veya yağmur yağmasına yol açmıyorlar. Yüksek irtifada şiddetli rüzgar akıntılarına yakalandıklarında, süslü şekiller oluşturuyorlar.

Penitente buzulları (Ice of penitentes)

Penitente buzulları (Ice of penitentes)

İspanyolca “penitentes” veya “nieves penitentes”, yüksek rakımlı alanlarda bulunan bir kar oluşumu. Yakından bakıldığında Güneş’e doğru yükselen uzun ince bıçaklar halinde olan sertleşmiş kar ve buzdan oluşan yeryüzü şekilleri. Penitentesler bir insan boyunda veya daha uzun olabilirler. Kar ve buz kuleleri 4000 metre veya daha yüksek alanlarda oluşur. Boyları birkaç santimetreden beş metreye kadar değişiklik gösterebilir. Penitentes literatürde ilk defa 1839’da, 22 Mart 1835 tarihinde Şili’deki Santiago ve Arjantin’deki Mendoza kenti yolu üzerinde, Piuquenes Geçidi yakınında Penitentes kaplı alandan geçmek zorunda kalan Charles Darwin tarafından tarif edildi. Günümüze kadar gelen yerel inanışa göre bu oluşumlar, And Dağları’nda esen güçlü rüzgarlar tarafından oluşturulur. Penitentes adlı bu olayın neden sadece bazı yerlerde meydana geldiği ise günümüzde hala gizemini koruyor. Bu kadar yüksekte olunca, Güneş ışınları buzu eritmeksizin, direkt olarak suya çeviriyor. Bazı alanlarda suyun buhara dönüşmesi daha hızlı şekilde gerçekleşiyor. Böylece düz kar yüzeyinde bir takım çökmeler yaşanıyor. Bu çökmeler sonrasında, işte bu ince uzun kar şekilleri ortaya çıkıyor.

 Kızıl gelgit (Red tide)

Kızıl gelgit (Red tide)

Kızıl gelgit, her birimizi hayrete düşürmekten asla vazgeçmez. Okyanus ve denizlerdeki fitoplanktonların aniden artışıyla, alglerin sıradışı bir biçimde büyümesi sonucu, suyun renginin pembe, kırmızı ya da kahverengiye dönüşmesine sebep olan biyolojik bir olay. Bahar aylarında, denizde yüksek miktarda oksijen ve besin maddesi (fosfor ve azot) bulunduğundan, algler çok hızlı üreyerek bu olayı yaratıyorlar. Bu fosfor ve azotun temel kaynağı da kanalizasyon ve tarım atık suları… Esasen diğer canlılar için ölümcül olabilen bir olay. Genellikle derinliği az olan sahil kesimi sularında veya nehir ağızlarında görülüyor. Oluşabilmesi için denizin durgun olması da önemli bir kriter. Dünyada ilk kez Florida sahillerinin batı kesimindeki Venice Bölgesi civarında görüldü. California ve Porto Riko’nun bir kaç bölgesinde, Noctiluca scintillans adındaki eşsiz bir alg türü, daha da olağanüstü bir biçimde mavi biyolüminesansla parlıyor. Okyanus, karanlıkta cep telefonlarının mavi arka plan ışığı gibi görünüyor.

Sualtı buz saçağı (Brinicle-underwater icicle)

Sualtı buz saçağı (Brinicle-underwater icicle)

İngilizcede “ölümün parmağı” anlamına gelen “finger of death” de deniliyor. Bu ilginç doğa olayı çok soğuk bir tuzlu su akıntısının okyanusa ulaşmasıyla oluşuyor. Aşırı soğuk, yoğun ve tuzlu su, okyanusun derinliklerine çökerken etrafında bulunan daha az tuzlu olan suyu donduruyor. Neticde aşırı tuzlu suyun etrafında buzdan boru şeklinde bir tuzlu su kanalı oluşuyor. Buz saçağı okyanus dibine ulaştıkça çevresindeki suyu dondurmaya devam ederken bir yandan da denizyıldızı ve deniz kestanesi gibi okyanus dibinde yaşayan canlıları dondurarak öldürüyor.

Ateş gökkuşağı (Fiery rainbow)

Ateş gökkuşağı (Fiery rainbow)

Işığın yüksek irtifadaki sirüs bulutlarının içinden geçmesiyle oluşan ve nadir görülen bir fenomen. Ateş gökkuşağı sadece Güneş’in ufkun 58° üzerinde olduğu durumlarda meydana geliyor. Buna ek olarak, sirus bulutlarını oluşturan altıgen buz kristallerinin yere paralel kalın plakalar şeklinde yerleşmiş olması gerekiyor. Güneş ve bulutların yüksekte olmasını gerektiren fenomen, Ekvator yakınındaki tüm yüksek rakımlı bölgelerde daha sık gözleniyor. Işık böyle bir buz kristalinin üst yüzeyinden dikey olarak girip alt yüzeyinden çıktığında, prizmadan geçen ışıkta olduğu gibi kırılıyor, yani yön değiştiriyor. Sirus bulutundaki kristaller gerektiği gibi yerleşmiş olursa bu renk tayfı ortaya çıkıyor. Bu fenomen, fırtına sonrasında kümülüs bulutlarının üzerinde oluşan “gökkuşağı bulutu” ile sıklıkla karıştırılıyor.

 Gökkuşağı bulutları (Rainbow clouds)

Gökkuşağı bulutları (Rainbow clouds)

Ekvator bölgesinin ateş gökkuşakları varsa başka yerlerde de başka muhteşem olaylar mevcut. Güneş’in ufukla 30 ° veya daha fazla açı yapması durumunda gezegenin kuzey kutbu gökyüzünde görülen sedef bulutları adı verilen Cirrostratus ve Cirrocumulus bulutları gerçekten büyüleyici. Yunan Mitolojisi’nde Gökkuşağı Tanrıçası “Iris”den türetilen ve İngilizce “Iridescent Clouds” adı verilen bu yüksek rakımlı bulutlar, karanlığın başlangıcında bile parlıyor. Aslında Güneş, yeryüzünde yaşayan insanlar için ufukta olmayabilir, ancak ışınları yerkürenin yuvarlak şekli ve bulutların yüksek irtifada olması nedeniyle bulutlardan yansımaya devam eder. Sedef bulutları, hızla yukarı itilen havanın soğuması ve genleşmesiyle oluşuyor. Yoğunlaşan su damlaları prizma işlevi görerek kümülüs bulutu üzerinde gökkuşağından bir şapka oluyor.

Buz çiçekleri (Frost flowers)

Buz çiçekleri (Frost flowers)

Havanın buz gibi, suyun ise çok daha soğuk olduğu koşullarda ortalama -22 derecede oluşan arktik buz çiçekleri doğanın güzelliğini yansıtıyor. Gölette yüzen nazlı ve narin çiçekler gibi duruyorlar, ancak bu durum buzun ilginç bir aşamasından kaynaklanıyor. Su ve hava arasındaki sıcaklık farkı işi kolaylaştırıyor. Yüzeyde oluşan kristal şekillerin soğuk hava ile soğuması müthiş manzaraları ortaya çıkartıyor. Bu güzellikler oldukça kırılgan. Bu yüzden rüzgar oluşumlarını engelleyebiliyor. Havanın sakin olması, buz çiçeklerinin oluşumundaki en önemli faktörlerden biri. Kristal buz çiçekleri Rusya’nın kuzeyi, Arktik Okyanusu gibi soğuk havanın etkin olduğu yerlerde görülüyor.

Aykuşağı (Moonbow)

Aykuşağı (Moonbow)

Gökkuşağı olur da aykuşağı olmaz mı? Çok nadir görülse de, oluyor evet. Aykuşağı da herkesin bildiği gökkuşağı gibi ortaya çıkıyor. Aydan yansıyan ışık, hava kararmaya başladığında atmosferdeki yağmur ve buharda kırılarak yay halinde bir kuşak oluşturuyor. Gökkuşağından daha hassas görünümlü aykuşağı bütün renkleri yansıtmaktan çok, buz beyazı bir renk alıyor. 19. yüzyıl İngiliz manzara resssamı John Constable aykuşağını “en güzel ve en nadir görüntü” olarak tanımlamıştı.

Kar çörekleri (Snow roller)

Kar çörekleri (Snow roller)

Çok sayıda karlı dağ olan yüksek rakımlı bölgelerde, doğal sürtünme sonucu oluşuyorlar. Bir bulut dağa çarptığında içindeki gaz kara dönüşür. Zirvelerde muazzam bir kar kütlesi oluşur. Bu kar dağın buz tutmuş yüzeyinde rüzgarla birlikte yuvarlanır ve bir yerde birikir. Yuvarlanma karın bu tekerlek benzeri yapı oluşturmasına neden olurken; buzlanma, sürtünme ısısıyla oluşan suyun donmasını sağlar. Yuvarlak kar birikintisinin orta kısmında rüzgar zayıf kaldığı için buradaki donan kısım belli bir seviyeden sonra kopar. Kopan kısmın boşluk oluşturması sebebiyle bu çöreği ya da tekerleği andıran görüntü ortaya çıkar.

Catatumbo şimşekleri (Catatumbo lightning)

Catatumbo şimşekleri (Catatumbo lightning)

Venezuela’da bulunan Catatumbo Nehri neredeyse sabit olarak şimşek ve yıldırımlar tarafından aydınlatılıyor. Bu nedenle eskiler buraya “gökyüzündeki ateş nehri” diyorlar. Gezegenin elektrik yükleme yeri; yani şarj (kesinlikle “şarz” değil) bölgesi desek yeri. Catatumbo bölgesi kilometrekare başına düşen 250 şimşek ile Guinness Rekorlar Kitabı’na da girmeyi başardı. Daha önceki rekor, kilometrekare başına düşen 158 şimşekle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde bulunan Kikuka’ydı. Şimşekler bazen saatte 280 kez tekrarlanıyor ve bu nedenle bölge dünyada ozon oluşturan tek yer olarak kabul ediliyor. Şimşek fırtınası 400 km mesafeden izlenebildiği için gemiler yön tayin etmekte şimşekleri kullanıyor. Catatumbo Nehri ile Marakaibo Gölü’nün buluştuğu yer üzerinde oluşan bulutların çarpışması sonucu şimşek fırtınası meydana geliyor. Beş kilometre yüksekte oluşan yüksek voltaj nedeniyle yılda 160 gece, her gece 10 saat boyunca şimşekler çakıyor. Bu şimşeklerin oluşmasının sebebi ise And Dağları’ndan gelen rüzgarlar ile bölgenin bataklıklarından yükselen metan gazı olarak açıklanıyor.

Baykal Gölü-Emerald Buzulu

Baykal Gölü-Emerald Buzulu

Bu şeffaf ya da turkuaz rengi buz tümsekleri, gezegendeki tatlı suların beşte birini içeren en büyük ve en derin göllerinden biri olarak bilinen Sibirya’da ki Baykal Gölü’nde bulunuyor. Burası aynı zamanda 20-25 milyonluk tarihiyle Dünya üzerindeki en eski tatlı su gölü. Kışın, ocak ayından mayıs ayına kadar yaklaşık beş ay boyunca göl donuyor, ama su o kadar berrak ki, şaşırtıcı bir şekilde yüzeyden 40 metre aşağısı görünüyor. Turkuvaz rengi buz tepecikleri ve donmuş kabarcıklardan oluşan bu doğal güzelliğe, rüzgar, sıcaklık farkları, buz kütlelerine düşen Güneş ışığı neden oluyor. Oluşumlar, tek parça bir buz kütlesinin üzerine gelen, yavaş ve eşit olmayan basınç sonucu veya eşit olmayan buz yapısı ve sıcaklık nedeniyle meydana geliyor. Suyun katman katman donmasıyla ortaya çıkan baloncuklar ise algler tarafından üretilen metan gazı kabarcıklarının donmasıyla oluşuyor.


Listelist.com