Gökçe Bahadır: Yanlış adamlara aşık oluyoruz

Son zamanların en etkileyici filmlerinden ‘Aşk Uykusu’nda her şey “Beni aldatıyor mu?” şüphesiyle başlıyor. Ve aşık kadın, içinde kopan fırtınalarla deliriyor. Karşınızda filmin başrol oyuncusu, sinemanın derin bakışlı güzeli Gökçe Bahadır…

01 Nisan 2017, Cumartesi 05:00
A A
RÖPORTAJ: NAZENİN TOKUŞOĞLU

FOTOĞRAFLAR: TUBA KAVLAKOĞLU




■ Film bana çok dokundu… Sanırım hikayenin gerçek olması bu kadar etkiledi...

Oyuncu olarak benim için de en cezbedici yanı hikayenin gerçek olması. Bu rol beni zorladı. Aylarca benden çok farklı karakterde ve ruh halindeki bu kadını anlamaya çalıştım.

■ Filmdeki karakteriniz Yonca’yı anlatın bize…

Bazı kadınlar vardır, küçüklüğünden itibaren “Evleneyim, sevdiğim bir eşim, çocuklarım olsun, yeter” der. Yonca da böyle bir kadın. Sevdiği adamla evlenmiş, hayallerinin ilk adımını gerçekleştirmiş. Ve bu uğurda her şeyi yapabilecek, aşkı tutkuyla yaşayan, hayata bununla bağlanan bir kadın.
 

ROMANI DEFALARCA OKUDUM


■ Ama saplantı boyutuna getirmiş...

Evet. Aşkın yoğunluğunu öyle derin yaşıyor ki delirme noktasına geliyor. Aslında o kadar karamsar bir kadın değil. Dışa dönük, kendi meşguliyetleriyle mutlu olabilen bir kadın… Zaten hikayenin ilginçliği, aldatılma şüphesiyle başlayan ve inanılmaz boyuta gelen geçişlerde.

■ Role hazırlanırken Mehmet Coşkundeniz’in kitabını okudunuz mu?

Kitabı da, Yonca’nın eliyle yazdığı gerçek hikayesini de defalarca okudum. Benzer şeyler yaşayan arkadaşlarımla konuştum, filmler seyrettim.

■ “Benim başıma gelseydi ne yapardım” dediniz mi? Ya da kendi yaşadıklarınızdan yola çıkarak, “İnsan bunu nasıl görmez” diye düşündünüz mü?

Hayatta da böyle değil midir? Bir yıl önce yaşadıklarımız için bile “Ah ben bu hatayı nasıl yaptım” deriz. İnsan olmak böyle bir şey. Olayların dışına çıkıp bakmaya başladığınızda görüyorsunuz gerçekleri. Ancak iş işten geçmiş oluyor ve acısı büyük oluyor.




■ Filmde eşiniz sizi en yakın arkadaşınızla aldatıyor. Yaşadınız mı böyle bir şey?

Hiç yaşamadım. Yaşarsam da yapacak bir şey yok. En yakın arkadaşım olmadığını acı bir şekilde öğrenmiş olurum...

■ Seda, yani eşinizin sizi aldattığı arkadaşınızın rolü size gelseydi...

Kötü kadın olmam, yan rolde oynamam” gibi bir derdim yok. Oynardım.



■ Aldatılan kadının travmasını bu kadar yoğun anlatan pek film yapılmadı. Bu travmaları yaşayan çok kadın var. Film nasıl bir etki bırakacak?

Film çekilmiş, bitmiş ama hâlâ o kadar çok soru var ki kafamda. Doğru adamla mı evlenmeliyiz, aşık olduğumuz adamla mı? Ya da doğru adamlara aşık olmaya mı çalışmalıyız? Yanlış adamlara mı aşık oluyoruz? Yanlış adam nasıl doğru gözüküyor onca yıl? İhanetten sonra ilişkimizi kurtarmaya çalışmalı mıyız, yoksa asla affetmemeli miyiz? Bir erkek uğruna işimizi, kariyerimizi bırakmalı mıyız? Bu sorular filmle birlikte tekrar açığa çıkacak, çok konuşulacak.



■ 35 yıllık hayatınız bir film olsaydı...

Benim hayatım enteresan bir film olurdu. Durum komedisi olurdu herhalde. Çok dönüm noktam var. Müziğe doğru giderken bir anda oyunculuğa kaydım, ‘Hayat Bilgisi’nde oynarken Müjdat Gezen Sanat Okulu’na gittim.“Oldum ben” demedim ve başka kapılar açıldı.


MİSAFİRLERE ŞARKI SÖYLERDİM


■ Sesiniz çok güzel, müzikten tamamen mi koptunuz?

Teşekkür ederim. Ailem çok uğraştı, eve klavye aldılar. Misafirlere şarkı söylerdim. Okulda orkestra kurmuştuk, solistiydim. İyi de gidiyordu, ta ki oyunculuk kanıma girene kadar. Ama kopamıyorum. Bu aralar bayağı aktifim. Tuna Kiremitçi’yle de yeni bir klip çektik.

■ Bu arada bir şampuan markasının yüzü oldunuz. Kabul etmenizde ne etkili oldu?

Zaten saç çok ilgi duyduğum bir alandı. Gliss markasının beni düşünerek hazırladığı reklam senaryolarını okuyunca birbirimize çok uygun olduğumuzu hissettim. Bunun üstüne markayı ve ürünün özelliklerini de öğrendiğimde çok başarılı bir işbirliği olacağına inandım. Böylece ortak bir noktada buluşmuş olduk.


 

'İHANET AFFEDİLEBİLİR' DEMEDİM


 ■ “İhanet affedilebilir” açıklamanız çok konuşuldu.

Öyle bir açıklama yapmadım ama soruyu soran arkadaşlar bu cevabı uygun görmüş... Zaten filmle ilgili konuşuyorum, kendim üzerinden değil. Bu konuları ayak üstü konuşmayı sevmiyorum. Herkesin yaşadığına, hissettiğine, gördüğüne göre değişir ihaneti affetme durumu. Tek bir cevabı da yok.

■ Artık hayatı daha iyi çözdüğünüzü düşünüyor musunuz?

Yıllar içinde gerçekleri çok daha iyi görüp, gerçekten ne istediğinizi anlıyorsunuz. Nerede durup nerede devam edeceğinizle ilgili tereddütleriniz olmuyor. Bence büyümenin en güzel tarafı bu.

■ Kırılgan bir tarafınız var…

Duygusal olduğum bir gerçek. Gözyaşım hep göz ucumdadır ama çok da göstermeyi sevmem. Tabii su burcuyum, kırılgan bir yanım var maalesef. Duvarlarım da var. Hem yapısal hem de erken yaşta çalışmaya başlamanın getirdiği bir duvar ama yıkılması zor değil.


 

HEM İŞ HEM AŞK İYİ GİDİYOR


■ 2017 güzel başladı sizin için. ‘Adı Efsane’ dizisi iyi gidiyor. Film de çok ses getirecek gibi…

Aynen öyle. Hem işlerim çok iyi hem de severek oynadığım bir dizi ve bu güzel film ortaya çıktı.

■ Film çekimlerinden hemen sonra da erkek arkadaşınız Efe Duru’yla tanıştınız.

Evet. Özel hayatım da aynı şekilde çok iyi gidiyor.

■ Nasıl tanıştınız?

Bir davette tanıştık.


Gökçe Bahadır ve Efe Duru 6 aydır birlikte.
 

ŞIMARIK BÜYÜTÜLMEDİM


■ Tek çocuksunuz. Bu iyi bir şey mi, yoksa “Keşke kardeşim olsaydı” dediniz mi?

Ailenin her şeyiydim ama buna rağmen şımarık büyütülmedim. “Tek çocuğumuz olsun, her şeyimizi ona verelim” demişler. Hayalleri buymuş. Onlar hayal ettiği hayatı yaşayınca ben de mutlu büyüdüm.



■ Kardeşim olursa camdan atarım durumları olmadı tabii…

Aynen… Camdan atmazdım herhalde, severdim. Olmayan bir şeyin yokluğunu da hissetmiyor insan. Kardeşim gibi sevdiğim çok arkadaşım var. Hep yanımdalardı çok şükür.

■ Annenizin restoranı varmış. Nasıl bir yerdi?

Suadiye’de ev yemekleri yapan bir yer. Hepsini annem yapardı. 10 yıl devam etti sonra devretti. Hep mutfaktaydı. Mutfakla aram pek iyi değil ama ufak ufak denemeler yapıyorum.

■ En güzel ne yaparsınız?

Omlet! Ama gerçekten güzel yaparım.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;