Gönül yarası

Perşembe, 16 Haziran 2011 - 05:00

Biliyorsunuz, CHP, hiç kazanamıyor ama her seçimden sonra gündemin tek partisi oluyor.

Şimdi de öyle.

Galip geleni değil, mağlup olanı konuşuyoruz.

- 26 puan almış.

- Az mı almış, çok mu almış?

- Kılıçdaroğlu, oyları arttırmış mı azaltmış mı?

- Eski CHP mi daha iyiymiş, yoksa Yeni CHP mi?

- Kurultay var mı, yok mu?

[[HAFTAYA]]

Velhasıl, ikinci gelen parti, birinciden çok popüler, birinciden çok ilgi çekici, birinciden çok sahnede.

Normaldir.

Öğretmen Parti CHP. Sayısal değilse bile daima siyasal ağırlığı var.

***

Kılıçdaroğlu, insanüstü bir gayret gösterdi. Çalıştı durdu. Türkiye’yi iki kere turladı. Adı Hıdır, elinden gelen budur. Daha ne yapsın?

Fakat rahatsız eden bir tarafı var. Yüzde 26 yerine yüzde 56 oy bile alsa, bence önemi yok.

Neden? Onun genel başkanlığı’na mı karşıyım?

Asla.

Ve bilakis... Oraya yakışıyor.

Benim karşı olduğum şey, genel başkanlığa geliş biçimidir. Baykal’la kıyasıya yarışıp kazansaydı, mesele yoktu. Ama Tuncay Özkan’ın şimdi eli kolu ne kadar bağlıysa, Baykal’ın da eli kolu o kadar bağlı olduğu bir dönemde tek başına ringe çıktı Kılıçdaroğlu...

Oraya çıkmasına yardımcı olanları da teker teker tasfiye etti.

***

İşte ben bunu sevmedim. 28 Şubat’ı da aynı sebeple onaylamıyorum. Erbakan ve Çiller, yakışıksız yollarla indirilmişti... Yâni ben Mesut Yılmaz’ın Başbakanlığı’na değil, oluş biçimine karşıydım. Hepsi bu.

Yarın öbürgün Kılıçdaroğlu belki Başbakan olabilir. Yeteneklerinin elverdiği yere kadar elbet yükselebilir. Ama kusura bakmayın, Deniz Baykal’a yapılan ayıp benim içimden çıkmaz.

10 yıl geçse de çıkmaz.