Gönülçelen'in akıbeti ne olacak?

a
a
Cuma, 09 Temmuz 2010 - 05:00

Bu sezonun en çok konuşulan dizilerinden oldu Gönülçelen (atv). Bana göre dizinin güçlü kadrosunun yanında, başroldeki Tuba Büyüküstün’ün kitleler üzerindeki etkisi önemliydi bunda... Tuba uzun süreden beri kadın ya da erkek ayırt etmeden Türk insanının “örnek model” yerine koyduğu bir oyuncu. Terbiyeli, güzel ve başarılı bir genç kız. Bu Tuba övgüsünü bir kenara bırakıp meseleye gelelim. Gönülçelen cephesinde sezon finalinden hemen sonra yaşanan toplu ayrılık korkuttu izleyiciyi önce... Yönetmen, teknik ekibin önemli bir kısmı ve etkin oyuncular art arda bıraktı diziyi. Sonra dikkatli gözlerden kaçmayan başka bir gelişme oldu; başroldeki Tuba Büyüküstün ve Cansel Elçin ikilisinin de yapımcıyla sorun yaşadığı söylenmeye başladı. İşin ilginç yanı reytingi garantili bir dizide bir anda ortaya çıkan bu tuhaf gelişmelere karşın yapımcı Tomris Giritlioğlu’ndan hiçbir açıklama gelmeyişiydi. Daha önce Asi dizisinde de uyum içinde çalışan bu ekibe aslında ne oldu? Giritlioğlu’nun diğer dizilerinde, son dönemde yaşanan farklı huzursuzlukların nedeni ne? Şimdi çok kalabalık bir izleyici kitlesi bu soruların yanıtını bekliyor. Bir de Gönülçelen’in gelecek sezon devam edip etmeyeceğini?

El Kızı atv’de kaldı

Bu yıl dizi dünyasında yukarı doğru bir kalite artışı olacak. Geçen sezon sahiplerini zengin eden dizilerin hepsi belli kalite ve yatırımın üstündeki işlerdi. Yani bir koyup beş almak yerine, bir koyup üç aldı yapımcılar. Ama mutlu ettiler izleyiciyi. Dolayısıyla kendilerini de geliştirme şansı buldular... Uzatmayalım, geçen yılın kulislerde en çok konuşulan işi El Kızı’ydı. Orhan Kemal’in ünlü eseri kimde kalacak diye epey bir meraklanmıştım kendi adıma. Elbette okur ve izleyicinin bundan haberi yoktu ama dizilerin o safhasındaki hareketler bizi yakından ilgilendiriyordu. Neyse... El Kızı Fox TV ile atv arasında gitti geldi ve sonunda atv’de kaldı. Bu yıl, Hanımın Çiftliği tarzında bir iş hazırlayarak rakiplerinin karşısına dikilecek atv. El Kızı bunun için müthiş bir seçim; Ama en az Hanımın Çiftliği kadar çalışılırsa üstünde. Tersi halinde el olur gider, benden söylemesi...

O alet her eve lazım!

Kavak Yelleri’nde (Kanal D) toplam dört ana karakteri hayata döndüren elektro şok aleti fena halde popüler oldu bugünlerde... Görüşlerine güvendiğim izleyicilerden sıklıkla aynı soru geliyor. “Bu aleti her eve koysak ülkedeki sağlık sorunu ve ölümler önlenir mi?” Elbette sorunun yanıtı bilemeyeceğim. Ama bu aleti kullanan doktorlar sanırım senaristler kadar olumlu geri dönüş alamıyorlardır. Elektro şokla ölüp gitmişlerin seri halde aramıza döndüğü bir hayat manalı olur mu; ondan da emin değilim ya, neyse!

Aman yemekleremesafe koyun

Takıldı kaldı aklıma. Mevcut ekranlarda dönen en az 10 kadar yemek programı var her gün... Kimisi aşçıların, kimisi gezginlerin, kimisi de kuşak programı sunucularının ellerinden çıkan bu yemeklerden sadece birer kaşık bile tatsak, yaklaşık bir ayda 5 ila 7 kilo arası almamız kesin... Aman diyorum lezzetin şehvetine kapılıp onu da tadayım, bunu da deneyeyim diye bir sefa alemine dalmayın. Zayıflamak için Ebru Şallı’nın (TV8) doğum yapıp ekrana dönmesini beklemek zorunda kalırsınız, benden söylemesi...

Sahibinin sesi olmamak üstüne...

Benim Uyan Türkiye (Star TV) tatile girdiğinden beri Sabah programlarına göz atacak vakti bulabiliyorum. Şu sıralar kulağımla takip etmeye çalışıyorum ya, konu o değil... Önceki gün sıklıkla yaptığım gibi Radyo N 101’de Cem Ceminay ve Bonbon Funda’nın programını dinliyordum. Eğer etkin bir medya eleştirmenliğinden bahsedeceksek, bu adreste hakikaten en iyisini bulabiliriz, o kadarını söyleyeyim. Neyse. Söz bir ara TV eleştirmenlerinin bağlı bulundukları gruplara ait dizileri övmesine geldi. Bu konuda Cem ve Bonbon eleştirmenlerin çoğunu taraflı olmakla itham etti. Şükür Allah’a, ben o parantezin içine girmedim. Daha doğrusu Bonbon; “Mesut Yar, kendi grubunun da dizilerini kıyasıya eleştiriyor. Olması gerektiği gibi” dedi. Saptama için teşekkürler. Evet, bu köşede bizim grubun dizilerinde gördüğümüz yanlışları sıkça dile getiriyorum. Çünkü 2 milyar liralık bir sektör içinde adaletten yoksun tespitlerde bulunmak, vebalinin altından kalkamayacağım günahları yükler sırtıma... Şimdi burada özgürce ve severek kalem oynatabiliyorsam, nedeni, bu vicdani rahatlığı bana veren, eleştirilmekten zerre kadar rahatsız olmayan, ortak doğruları bulmak için çaba sarf eden akil adamlardır. Yoksa, küçücük bir eleştiriyi “namus meselesi” haline getiren dangalakları düşündükçe bazı meslektaşlarım gibi “methiye yazarı” olmaktan öteye gidemeyeceğim nettir. Dangalaklarla işim olmaz. Benim işim televizyon izlemek, yorumlamak, aktarmak.. Ve doğru bir tanedir benim için. O da hepimizin doğrusudur zaten!

Şipşak TV’ye dikkat edin!

Amatör kamera şakaları, eğlenceli görüntüler ve ilginç fotoğraflar yayınlayarak bir fenomen haline gelen Akıllı TV neredeyse tüm kafe ve restoranların gözbebeği... Kahvenizi yudumlarken ya da hafif bir yemek yerken o neşeli ekranın size eşlik etmesi hakikaten eğlenceli oluyor. Sanırım bu yüzden de benzer ekranlar çoğalıyor. Önceki gün uydu platformunda yakaladığım Şipşak TV isimli kanal da benzer ekranıyla neşeye boğdu beni . Üstelik ekranının duruluğu karşısında dumura uğradım. Bilirsiniz genel olarak amatör kamera görüntüleri net değildir. Ama anladığım kadarıyla Şipşak TV montajda temizliyor birçoğunu ve ayna parlaklığında taşıyor ekranına. Önümüzdeki günlerde bu logoya da sıkça rastlayacağınızı not düşüyorum buraya. Kalite, kendi müşterisini hızlı buluyor artık...