Görmeden oynuyorlar

Görme engellilerin futbol oynayabileceği aklınıza gelir miydi? Oynuyorlar. Ligleri bile var: Turkcell Sesi Duyanlar Ligi.

12 Nisan 2014, Cumartesi 05:00
A A

 Milli Takım oluşturmuşlar. 2012 Londra Paralimpik Olimpiyatları’na katılan Milli Takım, 2013’te Avrupa 3’üncüsü olmuş. Kasım’da da Japonya’daki Dünya Kupası’na katılacaklar. Mutlular, umutlular, gururlular... Söz, Milli Takım’ın kaptanı Ali Çavdar’da...

Röportaj: Volkan ALİAKAR

- Türkiye’de, görme engelli sporcuların bir futbol ligi olduğunu bilmiyorduk. Bu ligde hangi takımlar var?

Lig, kendi içinde üçe ayrılıyor: B1, B2 ve B3. B1 Ligi’ndeki takımlar: Çankaya Belediyesi, Ankara Altınokta, Malatya GESK (Görme Engelliler Spor Kulübü), Erbaa GESK, Gaziantep Mitat Enç, İzmir Çağdaş Görmeyenlerspor, Kayseri GESK, İstanbul İSGÖR. Milli Takım, bu takımlar içinden seçilen oyuncularla oluşturuldu.

  -B1, B2 ve B3’ün açılımı nedir?

B1 takımları hiç görmeyen futbolculardan oluşuyor. B2’de biraz görenler, B3’te ise görme düzeyi en yüksek olanlar var. Biz, B1’in Milli Takımı’yız.

- Peki nasıl oynanıyor? Kurallar çok mu farklı?

Bir takım 5 kişiden oluşuyor. Biri kaleci. Kaleci görüyor. Ancak hareket alanı çok kısıtlı. Gol çizgisinin ancak 2 metre kadar önüne çıkabiliyorlar. Daha fazla uzaklaşırlarsa 8 metre penaltısı kullanılıyor. İçinde zil olan bir topla maç yapılıyor. Topa hamle yapan kişi bir kez “Voy” demek zorunda. Bu “bende” anlamına geliyor. Uluslararası bir kelimedir. Saha teknik anlamda üçe bölünüyor: Defans, kalecinin kontrolünde. Orta alanı kenardaki antrenör, forveti de rakip kale arkasındaki antrenör yönlendiriyor. “Kaleye 10 metre”, “Sağın boş”, “Sola vur” şeklinde komutlar veriliyor.

- Görmeyen insanların maçlarında çok fazla sakatlık yaşanıyor olmalı.

Görmeyen 8 kişinin top oynaması riskli gibi gelebilir ama neredeyse hiç sakatlık olmuyor. Kaldırımda yürürken bile daha çok sakatlanıyorum ben. En fazla tekme darbesi alıyoruz ya da kaşımız açılıyor. Top oynayan görme engelli biri, sahada, gören futbolcudan farksızdır. Sokaktaki tedirginliğimiz sahada kalmaz.

Para yok, şevk var

- Para kazandırıyor mu bu iş size?

12 yıldır bu işin içindeyim, sadece Avrupa 3’üncülüğü sayesinde takım olarak para ödülü aldık. Hepsi o. Uluslararası bir derece elde edemezseniz, Türkiye’de görme engelli sporunun hiçbir branşından para kazanamazsınız. Ben, İstanbul İSGÖR adlı kulübün hem oyuncusu hem başkanıyım. Başka işler yaparak geçimimizi sağlıyoruz. Kimimiz öğretmen, kimimiz maliyeci... Ben mesela, Maliye Bakanlığı’nda memurum.

- Görme duyunuzu nasıl kaybettiniz?

1981 Kahramanmaraş doğumluyum. Doğuştan gözlerimde ciddi sorun varmış ama kırsal kesimde olduğumuz için 6 yaşıma kadar fark edilmemiş. O saatten sonra da yapılacak bir şey kalmamış. Tek avantajım şuydu; oralarda çocuklara genelde çobanlık yaptırırlardı, ben okumaya yönlenmişim. 11 yaşıma kadar biraz gördüm, sonrasında tamamen karanlıkta kaldım. Ana renkleri, siluetleri gözümde canlandırabiliyorum. 22 yaşıma kadar rüya bile gördüm, artık rüyalarım da körleşti. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdim. 2001’de Maliye Bakanlığı’nın sınavını kazanıp İstanbul Defterdarlığı’na girdim. Şimdi bakanlıkta gelir uzmanıyım.

“Saz çalmayı bilmiyoruz”

- Futbol siz ve diğer görmel engelli sporcular için ne ifade ediyor?

Spor, engelliler açısından iki kat daha değerli. Hem sosyalleşmeyi, hem koordinasyonu, hem bağımsız hareket etmeyi sağlar. Bir de işe yarama hissi... En önemlisi bu. Sen bu takımın vazgeçilmez bir parçasısın... Görmeyen için ya “İyi saz çalar, türkü söyler” ya da “İyi Kuran okur” diye bir anlayış var. Kesmeyen bıçağa “Kör bıçak” denir... Dura dura işe yaramaz hale gelen nesneye “Körleşmiş” yakıştırması yapılır... Bizim amacımız bunu yıkmak. Umarım, sponsor firmalar bize destek verir de başarılarımızı sürdürürüz.

DİNAMİT BENİ KÖR ETTİ

MURAT TAŞKIN

Zonguldak doğumluyum. Orada maden ocağı çoktur. 8 yaşımda kaçan topu almak için gittiğim yerde dinamit buldum. Ucunda iki kablo vardı, lamba sandım. Eve gittim, ışık yansın diye prize soktum. Patlama oldu. Gözümü ve sol elimdeki üç parmağı kaybettim. Futbol o zorlu dönemimde en büyük yardımcım oldu. Hâlâ da öyle.

SAHADA ÖZGÜRÜM

- MIKAIL GÜÇLÜ

Nevşehir’de doğdum. Doğuştan görme engelliyim. Tapu Kadastro’da memurum. 2008’den beri de Milli Takım’dayım. Başta bize “Neden top oynuyorsunuz? Evden çıkmayın. Devletin üç ayda bir verdiği engelli maaşını alıp oturun” diyenler, maçları izleyince tebrik ediyorlar. Milletvekilinin görme engelli olması önemli değil. Onun asistanı var, her zaman yardım alabilir. Ama ben sahada tekim. Getiren yok, götüren yok. Bu daha önemli tanıtım. Maçtaki en büyük keyfim; topun fileye temas ettiği an. Çıkan sesle yaşadığım mutluluğu tarif edemem. Saha bizim özgür olduğumuz, gören insanlarla eşitlendiğimiz yer.


- SAMET FİDAN

HAYALİM; GALATASARAY

25 yaşındayım. Doğuştan görme engelliyim ama futbola her zaman aşıktım. İki hafta top oynamazsam delirecek gibi oluyorum! Sahada her şeyi unutuyor, kafam bile yarılsa önemsemiyorum. Bu sevgimin en önemli nedeni Galatasaray. Bir gün Sarı-Kırmızılı formayı terletebilmeyi hayal ediyorum. Yıkılan Ali Sami Yen Stadı’ndan bir koltuk, evimde... 2006’da Diyarbakır’da futbol kulübü olduğunu öğrendim ve başladım. Bu yıl da İstanbul’a transfer oldum. Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiyim. 2009 yılında ÖSS Sözel2’de Diyarbakır birincisi oldum. Türkiye’de ise 160. sıradaydım.

(05.04.2014 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;