Göz yummaya devam edecek misiniz?

a
a
Çarşamba, 15 Eylül 2010 - 05:00

Bu sorum, İstanbul Emniyeti’ne, Valiliğe ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na: İnsanların hayatını hiçe sayan minibüs, taksi halk otobüslerinin cahil ve ilkel sürücülerinin şehri cehenneme çevirmesine seyirci kalmaya devam edecek misiniz?

Türkiye, ekonomik olarak ne kadar gelişse de trafik düzenindeki ilkellik ve az gelişmişlik görüntüsü değişmiyor. Son 10 yılda 50 binden fazla insanı trafik kazalarında yitirdik. Yaralı olarak hastanelere kaldırıldıktan sonra hayatını kaybedenler de buna eklenince, ölenlerin sayısı 100 bini geçti. Bu kazalarda bir milyona yakın insan yaralandı veya sakat kaldı. Türkiye’de her gün kazalarda ortalama 30 kişi can veriyor, 500 kişi de yaralanıyor. Kazaların yol açtığı maddi zarar milyarlarca doları buluyor.

[[HAFTAYA]]

Trafiğin ölüm bilançosunun PKK terörüyle mücadelede yaşanan kayıplardan bile daha kabarık olduğuna dikkatinizi çekerim.

İstanbul, trafik ihlallerinin en yoğun ve en korkutucu oranda yaşandığı şehir… Adeta devlet otoritesinin olmadığı bir yer.

İstanbul’da sürücüler istediklerini rahatlıkla yapabilir, onları ne uyaran ne durduran biri vardır. Zikzaklar çizerek başka araçların üzerine çıkabilirsiniz, kamyon kullanıyorsanız kasanızdaki taşları fırlata fırlata ilerleyip otomobilleri taciz edebilir hatta yolun dışına atabilirsiniz. Kırmızı ışıkta dilediğiniz gibi geçebilir hatta duranları da geçmeye zorlayabilirsiniz. Zaten taksi, minibüs ve halk otobüsü gibi araçların neredeyse yüzde 90’ı kırmızıda geçmeye devam ediyor.

Seri katil gibi

Referandumun yapıldığı 12 Eylül Pazar günü İstanbul Başakşehir’de TEM Otoyolu’nun kenarındaki yan yolda trafik faciası yaşandı. Başakşehir’den Küçükçekmece Altınşehir yönüne giden Fuat Barın’ın kullandığı 34 M 5384 plakalı yolcu minibüsü ile Adem Gildam’ın kullandığı 34 GC 0053 plakalı su tankeri 16.45’te Büyükşehir Belediyesi Lojistik Destek Merkezi önünde çarpıştı. Kazada Şirinevler-Başakşehir hattında yolcu taşıyan minibüs paramparça oldu, tankerin de ön kısmında ağır hasar oluştu. Aşırı hızla seyreden ve kırmızı ışık ihlali yapan minibüsteki yolculardan 13’ü hayatını kaybetti, 9 kişi de yaralandı.

Minibüs kırmızı ışıkta geçerken polise yakalanmış olsa 130 TL ceza ile kurtulacaktı. Üstelik cezayı peşin ödemesi halinde bu tutar 97 TL’ye inecekti.

Eğer yolcu taşıyan bir minibüs ya da taksi böyle bir kural ihlalini Amerika’da ya da Almanya’da yapmış olsa, bin dolar civarında bir ceza öder ve bir süreliğine ehliyetine veda etmek zorunda kalırdı. Üstelik ehliyetini geri alabilmek için -parasını kendi cebinden ödeyerek- birkaç seans psikiyatra gitmek durumunda olacaktı!

Türkiye’de insan hayatının hiçbir değeri olmadığı için bu olay da benzerleri gibi unutulup gidecek. Devlet böyle kazaların olmaması için hiçbir önlem almayacak, cezalar artırılmayacak ve denetimler sıkılaştırılmayacak. Minibüsler ve taksiler yollarda istedikleri her şeyi yapabilecek. Acınacak haldeki ehliyet kursları meselesini hiç açmıyorum bile!

Taksiye binerken iyice düşünün!

34 TDP 49 plakalı bu taksi 11 Eylül Cumartesi günü Maslak-Bahçeşehir arasındaki daracık orman yolunda sollama yasağını hiçe sayarak önündeki araçları tehlikeye attı. Üstelik tam iki kez. Aşırı hız ve hatalı sollama nedeniyle kendisiyle birlikte diğer araçtakileri de öldürebilirdi. Kameraya yakalandığı için cezası adresine gönderilecek. Ancak cezalar gülünç seviyede olduğu için bu sürücü aynı ihlalleri yapmaya devam edecek…

İstanbul taksileriyle ilgili şikayetler bitmek bilmiyor. Dünyaca ünlü seyahat ve turizm dergilerinde İstanbul’da taksiye bineceklerin bir kez daha düşünmeleri isteniyor. Geçtiğimiz aylarda İstanbul’a gelen Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Danışmanı Alain Le Roy, bindiği taksici tarafından dolandırıldığını ifade ederek polise başvurmuştu. Milliyet Gazetesi yazarı Mehmet Tezkan da eşinin benzer bir olay yaşadığını köşesinde dile getirmişti. Son olarak Dünya Basketbol Şampiyonası için İstanbul’a gelen yabancı gazetecilerden Amerikalı Chris Tomasson ve Sırp Gazeteci Slobodan Sarenac, taksi şoförlerinin taksimetredeki bir düğmeye basarak kendilerini dolandırdıklarını açıkladılar ve şikayette bulundular.

Buna nasıl izin verirsiniz?

Bu fotoğraf İstanbul’da Maslak’ta ana cadde üzerindeki Opet’in yakınında çekildi. 34 DPY 25 plakalı Ford marka pick-up, Levent istikametine doğru ilerliyor. Kasasında ise eşya değil insan var! Üstü açık kasanın üzerindeki 5 kadın ve bir de çocuk, her şey normalmiş gibi manzara seyrediyor. Ani bir frende, sert bir virajda ya da arkadan gelen bir aracın çarpmasıyla yola savrulup feci şekilde ölebilirler. İstanbul’un göbeğinde onları durduracak bir tek polis yok!

Emniyet kemeri mi?

Emniyet kemerinin icadının üzerinden onlarca yıl geçti. Dünya çapında milyonlarca insan emniyet kemerleri sayesinde yaşadıkları trafik kazalarında hayatta kalmayı başardı. Türkiye’deki sürücülerin çok büyük bölümü ise hâlâ emniyet kemerlerini ciddiye almıyor. Koltuğun arkasından bağlamak ya da işportacılarda satılan bir toka ile emniyet kemerinin sesli uyarısını kesmek gibi yöntemler çok yaygın. Bu bilinçsizlik ve duyarsızlık karşısında söylenecek söz de kalmıyor.

1.4 milyon tekerlekli bomba var

TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları’nda bugüne kadar kontrole gelen 7.794.000 aracın 3.211.986’sı muayeneden geçemedi. Yeterli şartları karşılayamayan araçların yüzde 40’ı fren tertibatında yer alan kusurlardan dolayı muayene tekrarına çağırılıyor. Bu verilerin ışığında trafikte seyretmekte olan her 10 araçtan birinin fren tertibat problemi veya önemli başka bir kusuru bulunuyor. Trafikte seyreden her 100 araçtan birinde emniyet kemeri arızalı. Toplamda ağır kusurlu veya emniyetsiz araç sayısı 1.377.315 adet olarak tespit edildi. Bunun yanında İstanbul’da 2.294 adet ticari taksinin taksimetresinde mühür bulunmadığı veya yanlış ayarlanarak araçlara entegre edildiği belirtiliyor.