Gözlerinin içi gülen lider

Salı, 24 Ağustos 2010 - 05:00

‘Duygusal Lider’ kitabının yazarı Daniel Goleman’dan, bir konferansta dinlemiştim. Southwet Havayolları’nın CEO’su Herb Kelleher’i, şirket merkezini gezerken görüntüleyen bir videoyu izlediğini aktarıyordu:
‘Karşılaştığı tüm insanların ayna nöronlarını, osilatörlerini ve diğer sosyal devre sistemlerini nasıl harekete geçirebildiğini görebilmiştik. Gözlerinin içi gülüyordu, müşterilerle tokalaşarak işlerine ne kadar değer verdiğini anlatıyordu. Çıkardıkları işlerden dolayı teşekkür edercesine çalışanlarıyla kucaklaşıyordu. Ve ne veriyorsa, tam olarak onu alıyordu. Beklemediği anda onunla karşılaşan hostesin yüzü aydınlanıyordu.’
Cuma gününün önemli bölümünü birlikte geçirdiğim Coca Cola’nın CEO’su Muhtar Kent’le vedalaşıp, havaalanına dönerken, Goleman’ın bu kitabı aklıma geldi. Çünkü, dönüş yolunda bazı notlarımı da derliyordum. Çeşme’deki evindeki görüşme, yemek, Marina’da yürüyüş ve veda... Bu 5-6 saatlik sürede Muhtar Kent’ten aklımda ne kaldı diye düşünürken, önce ‘Gözlerinin içi gülen lider’ konuşmasını hatırladım. Hakikaten her kesimden insanla iletişimde bu özelliğini görmek mümkün... Çeşme’deki her dakikada bunu gözlemledim.

Kent’le bir günden kalanlar

Uzun yıllardır ilk defa 8 gün aralıksız tatil yaptığını öğrendim. Çeşme merkezli, tekneyi ve 1 günlük Ayvalık’ı kapsayan, ailesiyle birlikte bir 8 gün geçirip, Atlanta’ya döndü.
Yine ilk defa mümkün olduğunca işten uzak kalmış, Blackberry’sini tatile çıkarmış. Ancak, biz gittiğimizde hafiften raporlara göz attığını gördük.
Oldukça keyifli ve dinlenmiş görünüyordu. ‘Artık çalışma zamanı geldi’ diyerek işini özlediğinin mesajını da veriyordu.
Konuşma arasında Çeşme Kalesi’nin yakınındaki İmren Lokantası’na gittik. Orada bir kez daha ‘mütevazı’ lider özelliğine şahit olduk. Tanıyan herkesin belirttiği gibi, ‘dokunan’ bir lider gibi davrandı. Aşçıdan garsona herkesin elini, hem girerken hem de çıkarken sıktı. Mütevazılıkla güçlendirilmiş karizma
Yemek sırasında babasından aldığı ve uyguladığı bir öneriyi de aktardı: ‘Asla yemeğe yalnız oturmam. Herkese de mutlaka birileriyle yemek yemelerini öneririm.’
İşimiz gereği her ölçekte şirketi yöneten işadamı ve CEO ile karşılaşırım. Bazen birkaç milyon dolarlık yöneticiden, birkaç milyar dolarlık ‘hava’ alırsınız. ‘Ben’ vurgusu kimi zaman rahatsızlık verici düzeye ulaşır. Muhtar Kent, ‘mütevazılıkla güçlendirilmiş karizmayla’ bu işi çözmüş...

Bankalar 1.5 milyonu konut sahibi yaptı
Çok fazla geçmişten değil, sadece 9-10 yıl öncesinden söz ediyorum. 2000’lerin başında Türkiye’de bir yılda alınan konut kredisi sayısı binli rakamlarla ifade ediliyordu.
Ondan öncesinde ise bir ‘konut kredisi’ olgusundan söz etmek mümkün değildi. 2000-2003 arasında birkaç binli rakamlarda kalan konut kredisi müşterisi sayısı, 2004 yılında ilk defa 100 bini geçti.

Konut kredisinin adı vardı

Sonraki yıllarda ise kredi faizlerindeki düşüş, bankaların kampanyaları ve hızla artan konut projeleri de eklenince, kullanan kişi sayısı patladı.
Şimdi şöyle bir geriye dönüp baktığımızda son 9 yılda Türkiye’de 1.5 milyon kişinin bankalardan kredi kullanıp konut sahibi olduğunu görüyoruz. Belki 100 bini aynı kişilerden oluşuyordur. Nereden bakarsanız bakın 1.4 milyon kişi, evini, bankadan aldığı uzun vadeli krediyle satın aldı.

Herkesin kazandığı kredi

Geçenlerde Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Erün ile konuşurken, o da dikkat çekmişti... ‘Piyasayı hâlâ konut kredileri sürüklüyor. Talep gelmeye devam ediyor’ demişti.
Konut kredileri, bankalar için kazanç kapısı olmaya devam ediyor. Oradan hem kredi hem de sigorta ürünleri satarak para kazanıyorlar.
Vatandaş da bu işten kazançlı çıkıyor... Çünkü, o da faizlerin çok düşük olduğu bir ortamda, kira öder gibi konut sahibi olabiliyor.
Belki de bir süre sonra faizler yükseldiğinde, konutta böyle oranları bulmak mümkün olamayacak. O nedenle konut üreticilerinin de bastırmasıyla konuta talep, piyasadaki sıkışıklığa rağmen devam ediyor.
Bence de tasarruf sahibi, özellikle kirada oturup, her ay ev sahibine ödeme yapanlar için krediyle ev sahibi olmaktan daha doğru bir seçenek yok...

Batık sorunu büyük değil

Konut kredilerinde Mayıs 2010 itibarıyla ulaşılan büyüklük 39 milyar TL’yi geçti.
Şu anda konut kredisi kullanmış ve ödemelerini yapan kişi sayısının ise 1 milyona yaklaştığı tahmin ediliyor. Böyle bakınca, son 10 yılda 500 bin kişinin de ödemesini tamamlayıp, konutunun üzerindeki ipoteği kaldırdığı ortaya çıkıyor.
Konut kredilerinde ‘batık sorunu’, diğer krediler gibi çok fazla öne çıkmıyor. Bankacılar, ‘Önce konut kredisinin taksiti ödenir, kimse evini riske atmaz’ değerlendirmesini yapıyor.
Krizin en kötü zamanlarında bile konutta batık oranı yüzde 2’lere ulaştı, şimdi yüzde 1.8 aralığına indi. Ancak, 2009 yılında konut kredisini ödemeyen kişi sayısı, bir önceki yıla göre 2’ye katlandı. Bunun da altını çizmek lazım.