Gül Sunal: Kemal'den başkasını hayal etmedim

Türk sinemasının unutulmaz ismi Kemal Sunal’ı ölümünün 18. yıldönümünde eşi Gül Sunal ile andık. Gül Sunal, geçtiğimiz günlerde basında yer alan “Kemal Sunal eşinden bile kalp rahatsızlığını gizlemiş” haberlerine kızgın. Diyor ki: Bunları kimler, ne hakla uyduruyor? Ben bilmeden mi Almanya’ya gidiyordu? Böyle bir şey mümkün mü?

06 Temmuz 2018, Cuma 05:00
A A

Alev Gürsoy Cimin

alev.gursoy@posta.com.tr

Tam 18 yıl olmuş dile kolay...Kemal Bey’siz nasıl geçiyor günleriniz?

Bir yanım hep eksik, bir yandan da hiç gitmemiş gibi. Bizi o kadar korumuş kollamış ki, o gidince sanki bir savaşa girdim. Belki onun ellerini hep omuzumda hissetmem o kadar derin bir acı yaşamamı engelledi. Kemal’i kaybettikten sonra hayatım hep mücadeleyle geçti. Ali, Ezo, ben... Üçümüze de ağır geldi.

Türkiye onu her geçen gün daha da özlüyor sanki...

Kemal’i seven çok, onlar hayranı olarak özlüyor belki ama bizim babamız yok. Öldü demeye insanın dili varmıyor. Sadece güldürmedi, düşündürdü, insanların yanında oldu ve hep bir mesaj verdi.

Zor muydu Kemal Bey’in eşi olmak?

Asla. Dünyanın en güzel şeyiydi. Kemal stüdyoda film artistiydi, evde değil. İyi bir baba, iyi bir eşti. Güzel severdi. Evde herkesin özgürlüğü olduğunun farkındaydı. O da özgürdü kendi seçimlerinde ama çok bağlıydık birbirimize. Seyahate giderdi arkadaşlarıyla, “10 gün yokum” derdi, iki gün sonra gelir, “Evimi, sizi özledim” derdi. Çok şanslıyım.

Çok kavga eder miydiniz?

Etmiyoruz diyen yalan söyler. Ama birbirimizi yıpratıp kırdığımızı düşünmüyorum. Kızgın kalamazdık. Masum masum bakar, sonra “Haydi bir kahve yap” derdi, biterdi.

Evde sizleri güldürür müydü?

Çook. Sürekli taklidimi yapardı, şimdi Ali yapıyor. Kavuklu ile Pişekar gibiydik. Ben açmaz verirdim, o espriyi patlatırdı. Dördümüz çok eğlenirdik. Kimseye ihtiyacımız yoktu.

“Filmlerinde çok komik ama gerçek hayatta hiç de öyle değil” diyenler çok.

Ciddiydi. Hayatı, her şeyi ciddiye alıyordu. Asık suratlı veya suratsız değildi, çekingendi. Utangaç olduğu için herkes zannediyordu ki surat asıyor. Halbuki bizim neşemizdi o.

Nasıl bir babaydı?

Çocuklara sesini yükselttiğini görmedim. Bakışlarıyla her şeyi anlatırdı. Biz tam bir alaturka aileyiz. Anne ve baba patron. Şimdiki evlerde çocuklar patron, o zaman işler karışıyor. Tabii çocukların da söz hakkı var, ama önce anne ve babaya saygı.

Ne bıraktı size geride?

Muhteşem bir hayat, şahane bir isim bıraktı. Bizi hâlâ koruyor. Her gün minnet duyuyorum. Hep şunu derdi; “Uzun, çirkin, sarışın, esmer... Saygın olmak en güzeli.”

NE O BENİ KISKANIRDI NE DE BEN ONU...

Aşkınızı doya doya yaşabildiniz mi?

Yaşadık. Bir zaman sonra o aşk başka şeye dönüşüyor. Gözlerine baktığınızda ne yapmak istediğini anlayabilir hale geliyorsunuz.

Kıskanır mıydınız birbirinizi?

Bizde hiç kıskançlık yoktu. Ne onda ne bende. “Ben yarın Miami’ye gidiyorum” desem, sorgulamazdı. Gitmedim, o ayrı. Ama öyle bir rahatlığım vardı benim. Keyifliydi evimiz. O yüzden Kemal’den, “Nereye gittin, kaçta geldin” tarzı laflar hiç duymadım. Ben de ona, “Neredeydin, yanında kim vardı” diye sormayı ayıp sayardım.

Çok kadın hayranı vardı...

Çok beğenilen bir adamdı. Gittikçe daha da yakışıklı oldu. Tanıdığımda çok zayıftı, kilo aldıkça yakışıklı oldu. Kıskanmazdım ama gurur duyardım.

Ya aldatılma korkusu?

O korku varsa, “İyi günler” deyip ayrılmak lazım.

Kemal Bey de öyle bir şey yapmamıştır...

Ne ben hissettim ne çevreden böyle bir şey duydum. Biliyorsunuz böyle şeyler hemen konuşulur. O yüzden ona minnettarım.

Kemal bey’in ardından hiç mi başka biri ilginizi çekmedi?

Şu an bu soruyu siz sorana kadar hiç aklıma gelmedi öyle bir şey. Hayır! Kemal’den başka birini hiç hayal etmedim. Allah göstermesin. İnsan Kemal’den başkasına nasıl bakar? Ben Kemal ile yaşıyorum. Onu kaybettiğimde 47 yaşındaydım. Şimdi iki çocuğumla, ailemle, ailemize katılan damat ve gelinimle çok mutluyum. Başka bir hayat düşünmem imkansız.

“Filmlerini izleyemiyorum” demiştiniz, artık izleyebiliyor musunuz?

Hâlâ izleyemiyorum, dayanamıyorum. Filmlerine denk geldiğimde hemen kanalı değiştirme ihtiyacı hissediyorum. Ağır geliyor. Bizim daha uzun yıllar beraber zaman geçirmemiz lazımdı. Yapacak çok şey vardı, hayalleri vardı. Çok sevdiği, istediği bir yere gittiğim zaman suç işlemiş gibi hissediyorum.

KEMAL, DÜNYACA ARAŞTIRILMASI GEREKEN BİR ADAM

Neydi en büyük hayali?

Bilgilerini aktarmaktı, bir okulda öğretim görevlisi olmaktı. Yıllar sonra üniversiteyi bitirmiş, yüksek lisansını da tamamlamıştı. Üniversite 2. sınıfa geçmek için bütün bir yıl çalıştı ve sınavlarını verdi. Bütün bir yaz Beşiktaş’a Fransızca dersine gitti. Hakikaten dünyaca araştırılması gereken bir adam.

Şu an karşınızda olsaydı ne söylemek isterdiniz ona?

Onun vaktinin ne kadar değerli olduğunu bilirdim. Dedikodu asla yapmazdı. İş yerinde olan şeyleri hep başkalarından duyardım.

Bir çok isme ustaya saygı adına ödül törenleri, anma geceleri düzenleniyor...

Biz anmayı mezarı başında yapıyoruz. Tabii o geceler çok değerli, ben de takdir ediyorum ama biz o tür geceler yapma taraftarı değiliz. Bir de herkes o kadar sahipleniyor ki. Hakikaten unutmadılar ve unutturmadılar.

BEN BİLMEDEN ALMANYA’YA DOKTOR KONTROLÜNE GİDEBİLİR Mİ?

Geçtiğimiz günlerde şöyle bir haber duyduk: “Kemal Sunal’ın uçak korkusu vardı. Kalp rahatsızlığı için sık sık karayoluyla Almanya’ya gidiyordu. Eşi bile bilmiyordu.” Doğru mu?

Bunları kimler, ne hakla uyduruyor? Ben uyurken mi yapıyordu bunları (gülüyor). Ben bilmeden mi Almanya’ya gidiyordu? Böyle bir şey olabilir mi? Doktor demişti ki, “Kalp rahatsızlığı olsaydı bir damar değişirdi, stent takardık ama bu şiddetli bir kalp krizi.”

Sağlığına dikkat ediyor muydu?

Çok. Yemek saatlerine ve miktarına özenirdi. Kendisine saygı gösteren bir insandı. Kaliteli yaşamaya dikkat ederdi. İçki, sigara içmezdi. Gece hayatı yoktu.

OĞLUM ALİ,KEMAL SUNAL’IN OĞLU OLARAK BU PİYASADA İŞ BULMADI

Oğlunuz Ali Sunal da oyuncu oldu. Kemal Bey’in oğlu olmasaydı bugünkü konumda olur muydu sizce? Bilemiyorum. Tabii ki Kemal’in isminin büyük rolü vardır ama Ali, Kemal Sunal’ın oğlu olarak bu piyasada iş bulmadı. Kemal’in eski dostları veya tanıdığı yönetmenlerle, yapımcılarla anlaşmadı. Tanımadığımız, yeni yönetmen ve yapımcılarla çalıştı.

Ali Bey bir röportajında, “Küçükken anneme niye Cüneyt Arkın ile evlenmedin diye kızmıştım” demişti.

İlkokulda dedi. Yedi yaşındaydı. Arkasından koşmuşlar, “Mööö mööö...” diye, çok üzülmüş.

Siz ne yanıt verdiniz?

Kaldım öyle. Güldüm, öptüm, geçti. O herhalde zannediyordu ki bütün artistleri ben seçiyorum.


SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;