Gül: Tartışmaya girecek konumda değilim

Pazartesi, 12 Nisan 2010 - 13:19

Gül: Tartışmaya girecek konumda değilim

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, anayasa değişikliği paketiyle ilgili, "Cumhurbaşkanı olarak konumum bu tip tartışmalara girmeye müsait değildir" dedi.

Abdullah Gül, Umman’a hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. "CHP’nin üç maddenin anayasa paketinden çıkarılarak referanduma götürülmesi önerisine sayın Başbakan şartlı da olsa yeşil ışık yaktı. Sizin bu öneriye yaklaşımınız nedir? Öneri için TBMM Başkanı adres gösterildi, neden Cumhurbaşkanı değil?" şeklindeki soru üzerine, Gül, şunları söyledi:

"Bu konuyla ilgili daha önce yaptığım çalışmaları hepiniz takip ettiniz. Tafsilata girmek istemiyorum, ama şunu hatırlatmak istiyorum; Cumhurbaşkanı olarak konumum, bu tip tartışmalara girmeye müsait değildir. Cumhurbaşkanı olarak, ben şu anda, konuyu takip ediyorum. Daha önce çeşitli görüşmelerde bulunmuştum. Onları da aktaracağım yerlere aktarmıştım. Dolayısıyla,konumumun gereğini yapmaya devam edeceğim."

Abdullah Gül, "Size getirilmesi gerekmez miydi? Böyle tartışmalar da yaşanıyor" diyen bir gazetecinin sözleri üzerine de yasama faaliyetlerinin ve partiler arası görüşmelerin hep siyasetin konuları olduğunu söyledi. Bütün bunların birbirleriyle ilişki içinde bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, "Şu anda bir yasama çalışması yapılıyor. TBMM’ye tasarılar sunuluyor. Onlar konuşuluyor. Komisyonlara gidiyor. Burada değiştiriliyor ya da değiştirilecek. Nihai şeklini alacak. Bunlar hep çoğulcu demokrasilerde, demokratik sistemlerde konuşularak, tartışılarak, partiler arasındaki diyaloglarla çözülecek konulardır. Demokrasinin zaten bir gereği de budur. Benim şu anda Cumhurbaşkanı olarak konumum, bu tür tartışmalara girmeme müsaade etmez" diye konuştu.

Abdullah Gül, bir gazetecinin "Cumhurbaşkanı olarak, konumunuz gereği, uzlaşma adına, Köşk’te yasama, yürütme organları ile sivil toplum örgütleri temsilcilerine ev sahipliği yaptınız. Bu görüşmeler sonrası gerilimlerin azaldığını, düştüğünü gördük. Ancak, yeniden toplumda gerilimlerin yükseldiği görülüyor. Sizce bu konuşmalar devam edecek mi, etmeli mi, arzu ettiğiniz verimi sağlayabiliyor musunuz?" şeklindeki sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Ben gerektiğinde bu tip çağrıları yaparım. Bundan sonra da yaparım. Gerektiğinde görüşlerimi paylaşırım, uyarılarımı yaparım. Ben bunları izliyorum, ama şu bir gerçek ki maalesef Türkiye siyasi hayatının bir geleneği olarak, siyasi yakın tarihimize baktığımda, yakın tarihimiz çok partili sisteme girdiğimizden bu yana maalesef çok sert tartışmalarla geçiyor. Bu açıdan bunları takip ediyorum. Zaman zaman çağrılarda bulunuyorum. Bazen sözle birbirimizi daha fazla incitebiliyoruz. Bu konulara çok dikkat etmemiz gerekli. Nihayetinde hepimiz bu ülkenin en değerli vatandaşlarıyız. Hepimiz bu ülkenin iyiliği için uğraşıyoruz. Fikirler de söylenirken muhakkak bunun için söyleniyor. Ama, birbirimizi kırmadan, yeri geldiğinde herkesin böyle hareket etmesi herhalde halkımızın da en çok beklentisidir."

Bir gazetecinin, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın referandum önerisini ’şark kurnazlığı’ olarak niteledi ve Cumhurbaşkanı’nın siyasileştirilmek istendiğini söyledi. Yargıdan gelen eleştirilerin de siyasi olduğunu belirtti. Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?" sorusu üzerine, şöyle dedi:

"Ben bu sürecin başında birçok görüşme yaptım. Aldığım intibaları, önem verdiğim konuları, aktarılması gereken yerlere aktardım. Dolayısıyla sadece dinlemiyor, takip etmiyor, gözlemiyorum. Yeri geldiğinde yapacağımı yapıyorum. Ama ben bir siyasetçi değilim. Benim yapış tarzım farklı olur. Siyasetçilerin de haklı olarak konuları ele alış tarzları farklı olur. Dolayısıyla o konu ile ilgili bir şey söylemeyeceğim."