Gül'den AB'ye: Gölge etmeyin

Cumhurbaşkanı Gül: Müzakere sürecini başarıyla tamamlamamız için AB gölge etmesin yeter

Salı, 17 Kasım 2009 - 15:27

Gül'den AB'ye: Gölge etmeyin

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano ile gerçekleştirdiği görüşmeden sonra, konuk Cumhurbaşkanıyla birlikte ortak basın toplantısı düzenledi. İkili, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. 

Gül, Türkiye’nin AB süreciyle ilgili bir soruyu cevaplarken, “Avrupa'nın hiçbir ülkesinden bize karşı bir ayrıcalık beklemiyoruz. Bu müzakere sürecini başarıyla tamamlamamız için açıkçası gölge etmemelerini istiyoruz. Yani seyretsin herkes bizi. Biz başaramazsak, o zaman haklı olarak, 'Hayır siz başaramadınız' diyecektir. Durduk yerde gölge etmenin, durduk yerde problem çıkarmanın hukuki temeli olmadığını herkese hatırlatmak istiyorum,” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, bir gazetecinin, bazı Avrupalı devlet adamlarının Türkiye'nin Avrupa ile aynı kültürü paylaşmadığına dair söylemleri çerçevesinde Türkiye-AB ilişkilerini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, şöyle konuştu:

“AYRICALIK BEKLEMİYORUZ”
"Türkiye'nin AB süreci hukuki temelleri olan bir süreçtir. AB Zirvesi, 2004 yılında karar verirken bir şaka yapmadı ya da geçici bir şekilde 'bugünü atlatalım' diye bir şey söylemedi. Çok uzun çalışmalardan, tartışmalardan, stratejik bir çok belgenin tekrar okunmasından, artılar, eksiler yan yana konup neticede 'Türkiye'nin AB'ye üyeliği Avrupa Birliği'ne çok büyük katkılar sağlayacaktır' kanaatine varıldıktan sonra herkes oy birliğiyle müzakerelere başlama kararı verdi ve herkes imzasını attı. 

Ahde vefa uluslararası ilişkilerin, uluslararası hukukun temel ilkesidir. Bu herkesi bağlayıcı bir şeydir. Ekonomik olarak ve nüfus olarak büyük ülkelerin AB ile bütünleşmesi hep sancılı olur. Geçmişe baktığımızda İngiltere için de İspanya için de aynı şeyleri görürsünüz. Türkiye için de aynı süreçten geçildiği kanaatindeyiz. Burada önemli olan şey şu, Türkiye üzerine düşenleri yapacaktır. Müzakere sürecini başarıyla tamamlayacaktır ve kendi standartlarını Avrupa Birliği'nin standartlarına taşıyacaktır. Avrupa'nın hiçbir ülkesinden bize karşı bir ayrıcalık beklemiyoruz. Bu müzakere sürecini başarıyla tamamlamamız için açıkçası gölge etmemelerini istiyoruz. Yani seyretsin herkes bizi. Biz başaramazsak, o zaman haklı olarak, 'Hayır siz başaramadınız' diyecektir. Durduk yerde gölge etmenin, durduk yerde problem çıkarmanın hukuki temeli olmadığını herkese hatırlatmak istiyorum.”

“YENİ BERLİN DUVARLARI MI İNŞA EDİLECEK?!”


“Siyaset açısından da baktığımızda Avrupa daha 20 yıl önce Berlin Duvarı'nı yıktı. Bunu geçen hafta kutladık,” diyen Gül, Berlin Duvarı'nı yıkan Avrupa’nın, Avrupa'nın farklı coğrafyalarına yeni Berlin Duvarları mı inşa edeceğini sordu ve “Bu açıkçası vizyonsuzluktur,” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, "Ergenekon" soruşturması kapsamında üçüncü bir ihbar mektubunun kendisine de gönderildiği yönündeki haberler anımsatılarak, böyle bir mektubun gelip gelmediği, geldiyse işlem yapıp yapmadığının sorulması üzerine, "Bana mektup ya da CD gelmedi. Gelirse haber verirler," dedi.

‘USULSÜZ DİNLEME İDDİALARI’
Cumhurbaşkanı Gül, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından, TCK'nın "Usulsüz dinleme" hükmünü içeren maddelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin açıklama yapıldığının hatırlatılması ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile dün gerçekleştirdiği görüşmelerde bu konunun ele alınıp alınmadığının sorulması üzerine ise şunları kaydetti: 

“KANUNSUZ DİNLEME KABUL EDİLEMEZ” 

"Dün hem Yargıtay Başkanı hem Adalet Bakanı'nı dinledim. Adalet konusu en hassas konudur. Adalete inancın hiçbir zaman zedelenmemesi gerekir, bunun çok korunması gerekir. Tabii ki hukuk devletinde dinlemeler nasıl olur, nasıl yapılır bunlar çok açık şekilde tespit edilmiştir. Yeri geldiğinde kanunların emrettiği şekilde dinleme yapılıyorsa buna çok özen göstererek yapılması gerekir. Kanunsuz dinleme zaten kabul edilebilecek bir şey değildir. Gördüğüm kadarıyla bu konuyla ilgili çok tartışma olduğuna göre her şey tekrar gözden geçiriliyor."

İtalyan Cumhurbaşkan Napolitano ise yaptığı açıklamalarda, ziyaretinin şu anda farklı ülkelerde Türkiye'nin AB üyeliği konusunda yapılmakta olan tartışmalara çok önemli katkı yapacağına inandığını söyledi. Gül'ün Türkiye-İtalya ikili ilişkileri hakkındaki ifadelerinin altını çizmek istediğini belirten Napolitano, "Çok iyi ilişkiler sürdürüyoruz, ama daha ileriye doğru geliştirilebilecek ilişkiler bunlar," dedi.

Konuşmasında Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerine de değinen Napolitano, bu konuda basit ifadeler kullanacağını söyleyerek, şunları kaydetti:

 “İTALYA AHDİNE VEFALI OLACAKTIR”


"İtalya bir vaatte bulundu ve bu ahdine vefalı olacaktır. Aralık 2004'te sadece İtalya atmadı bu imzayı, bütün üye ülkeler attılar ve 1999'da verilen bir karar zaten bazı noktaları açmıştı, artık Türkiye Kopenhag kriterlerine uymuş olarak zaten tam üyelik müzakerelerini açabilecekti ve bu 2004'te de hükme bağlandı, imzalandı, müzakereler açıldı. Geçmişte birçok kişi birçok konuda evet veya hayır diye görüşlerini beyan ettiler. Bunca yıldır artık tartışıldığına göre, 2004'te verilen kararın hak edilmiş bir karar olduğunu kabullenmemiz gerekir. Böyle birden bire, gönülden geçmiş, yüzeysel bir karar olarak algılayamayız. Artık ahde vefa kavramını algılamalı ve bunu takip etmeliyiz. Bu karar da zaten belli kriterlerle, uzun uzun düşünüldükten sonra verilmiş bir karardır."

Polonyalı bir yetkilinin Türkiye'nin AB kültürüne uyumlu olmadığı yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Konuk Cumhurbaşkanı, bu açıklamayı yapan yetkilinin Polonya'nın Avrupa Parlamentosundaki başkanı olduğunu sandığını belirterek, kendisini tanıdığını ve çok takdir ettiğini, ama eğer bu şekilde Türkiye'nin kültürünün Avrupa kültüründen uzak olduğunu söylemişse bir hususu sormak istediğini söyledi. Napolitano, 2003 yılında Brüksel'de Avrupa için bir anayasa oluşturmak amacıyla bir toplantı yapıldığını ve aday ülkelerin temsilcilerinin hazır bulunduğunu, müzakereleri henüz açmamasına rağmen Türkiye'nin de aynı şekilde orada olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

“ENGELLEYİCİ OLMANIN ANLAMI YOK”
"Peki Polonya temsilcileri o zaman 'Bu şahıs burada ne yapıyor ki? Avrupa ile bir alakası yok Türkiye'nin' deseydi! Müzakereler devam edecek ve Türkiye hukuk, ekonomi sistemini, insan haklarına saygı, demokrasi ve diğer temel konuları, göz ardı edilmemesi gereken küçük konuları da fasıl fasıl uygulamakta, daha iyiye götürmekte ve gereğini yapmakta. Bunlar bitince de zaten Türkiye'nin AB'ye üye olması gerekiyor. Şu anda yapılacak tartışma yok zaten, yeni başladı, müzakereler bitecek. Şimdi engelleyici davranışlarda bulunmanın bir anlamı yok."

DHA

3