Güle güle televizyon, hoş geldin Masum

Türkiye’nin dizi sektörü yeni bir yolculuğa başladı. İnternet televizyonu BluTV’nin ilk yerli yapımı Masum, efsane kadrosuyla internet izleyicisiyle buluştu. Dizinin başarılı oyuncusu Tülin Özen’le buluştuk, yeni projeyi konuştuk

28 Ocak 2017, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme: 12 Mart 2018, Pazartesi 11:41
A A
RÖPORTAJ: NAZENİN TOKUŞOĞLU

FOTOĞRAFLAR: BAHADIRHAN ERKOÇ

Bu röportaj sayesinde tanıştık ama yaptıklarını hep takip ettim. Her işi iz bırakan, oyunculuğa aşık biri Tülin Özen. Bir de inanılmaz gözleri var. Sanki mavi bir film gibi, hareket ediyor. Hem toplumda, hem oyunculukta bir duruşu olan, bir o kadar da eğlenceli bir kadın. BluTV’nin ilk yerli dizisi Masum’u konuşmak için buluştuk, sohbet nerelere gitti. Nice güzel işlerde buluşuruz Tülin…​





Tülin Özen: Televizyonda yıkılamayan kalıplar vardı ama internet bu kalıpları yıkacak. Haluk Bilginer, Nur Sürer, Okan Yalabık, Ali Atay… Bu kast nasıl buluştu hâlâ inanamıyorum! Biz, çok para kazanmak ya da popülerliğini artırmak gibi dertleri olmayanlarız. Sadece oyunculuk yapmak istiyoruz, ekranda 150 dakika anlamsızca bakışmak değil! Masum, bize bu fırsatı sundu. Artık yapılan işe saygı olacak. Daha ne olsun!

■ Artık herkes dizileri internetten izliyor

■ Ünlü olmayı hiç anlamayacağım

■ Otostop en eğlenceli yolculuk biçimi

■ Evlilikten ne kadar kaçsak o kadar iyi

■ Fazla reklam için 150 dakika bakışmayacağız"
 

"HAYAT SADECE SEN İSTERSEN DEĞİŞİR"


■ Genelde ilk olan, ses getiren projelerde yer aldın. Şimdi de bu saydıklarımın hepsinin geçerli olduğu bir projedesin…

Masum çok özel bir iş. Haluk Bilginer, Nur Sürer, Okan Yalabık, Ali Atay, Bartu Küçükçağlayan… Bu kast nasıl bir araya geldi hâlâ inanamıyorum. Hepimiz gerçekten işini önemseyen, sahne tozu yutmuş, ortalarda boy göstermeyen, sadece oyunculuk yapmak isteyen insanlarız. Mesleğimizi iyi koşullarda yapmak istiyoruz ve Masum bize iyi koşullar sundu.

■ Mesela?

Bize dediler ki; “Reklam alacağız diye 150 dakika anlamsızca bakışmanızı istemeyeceğiz. İşin başını sonunu bileceksiniz. Biri gelip, ‘Şimdi artık öpüşüyorsunuz’ ya da ‘Hadi bu kız üç bölüm de kötü olsun’ demeyecek. Yapılan işe saygı olacak, seyirciye satmak için bir şey daha konulmayacak.” Daha ne olsun! Zaten tüm bunlar yönetmenimiz Seren Yüce demek. Senarist Berkun Oya da Türkiye’nin en iyi kalemlerinden biri. Çok şanslıyım.






MÜHENDİS AİLENİN OYUNCUSU

■ Dünya hem yazılı hem görsel medyada internete kayıyor. Masum bu anlamda da çığır açacak, ne dersin?


Televizyonda yıkılamayan kalıplar var, daha oynamadan ne olacağını biliyorsun. Farklı olmak, bildiğin aşk kalıplarının dışında, gerçek hikayeler vermek, akıllara saygı duymak ve taklitten uzak durmak gerek. Bu mecra dünyada ilerledi ama Türkiye’de yeni. Bir kapı açmak istedik ve bence bunu başardık. Ve zaten tanıdığım herkes dizileri internetten izliyor!




■ İyi oyuncular mutlaka tiyatrodan geliyor ya da bir şekilde tiyatroya geçiş yapmak istiyor. Kalite ve biraz da etiket değil mi tiyatro?

Tabii ki! Montaj yok, tekrar yok, müzikle destek yok. Ne yaparsan o. Seyirciler çok acımasız, gözleri üzerinde. Psikolojik bir savaş aynı zamanda. Öbür tarafta yönetmen var, PR var… “Muhteşem oynamış” diye yazdı mı üç kişi tamam. Tiyatroda kimseyi kandıramazsın.

■ Bol ödüllü Vahşet Tanrısı’nda rol alıyorsun bu aralar…

Çok güzel bir kadroyla yıllarca oynanmış güzel bir eser. Şimdi başka bir kadro var ama seyirci yine de geliyor. Tiyatroya gelin! Çok iyi işler var.

■ İTÜ'de elektrik mühendisliğinde okurken oyuncu olma kararı vermek nasıl bir cesaret?

Ortaokuldan beri aklımdaydı tiyatro. İTÜ'deki günlerim de tiyatro, müzik ve dansla geçti. Evet, herkesin mühendis olduğu bir aileden gelip, “Oyuncu olucam” demek cesaret istiyor. Ama akla bir kere oyunculuk düştüyse geriye tek mesele kalıyor; ailenle kavga ederken kullacağın cümleler...





 

OTOSTOPLA TRABZON


■ Ailenin en fırlaması olduğun doğru mu?

Hahahaa… Bizim ailede herkes fırlama! Annemlere hatırlatmak ya da itiraf etmek istemeyeceğim onlarca anıyla dolu hayatım. Otostop geçmişim de dahil…

■ Nereye gittin otostopla?

İstanbul’dan Trabzon’a! Her zaman en eğlencli yolculuk şekli olduğuna inanıyorum. Evet riskli, okuyunca anne babalar haklı olarak endişe edecekler ama yolda hep enterasan insanlarla karşılaştım. Harika kamyoncularla tanıştım. Rahat bir yerdeysen pek almazlar, “nasılsa biri alır” diye. Ama zor bir noktadaysan veya hava kötüyse hemen dururlar. 

BOŞUNA KORKMUŞUM

■ Çok güzel saptama…


Kamyoncular acayip güzel müzikler dinlerler bir de. Miles Davis dinleyenine bile rastladım. Caz sevdiği için değil, merak ettiği için...

Beyaz Gelincik yayınlanmadan bir gün önce yapımcımız Erol Avcı Adana’ya gelmişti. Benim gibi çömezlere, hayatlarımızın değişmesinden, herkesin bizi tanıma ihtimalinden bahsetmişti. Ertesi gün hayatım değişir de bir daha yapamam diye korkup, Adana’dan otostopla İskenderun’a gitmiştim. Ama boşuna korkmuşum. Hayat sadece sen istersen değişiyormuş. Sonra Trabzon’dan Artvin’e otostopla gittim. Zaten ünlü olmayı hiç anlamadım ve anlamayacağım.



 

HASTA BEŞİKTAŞLIYIZ


■ Oyunculuk dışında neyi çok iyi yaparsın?

Çok güzel dinlerim. Bir gün gel, seni dinleyeyim saatlerce. Sporla da aram çok iyi, özellikle futbol.

■ Futbol aşkı nereden geliyor?

İlginç ama annemden. Hasta Beşiktaşlı kendisi. Biz de iki kardeş annenin izinden, ki aksi mümkün değil, hasta Beşiktaşlı olduk.

■ En komik özelliğin?

Ekranda ya da tiyatroda çok sevip beğenmeme rağmen, aynı oyuncuları günlük hayatlarında gördüğümde asla tanıyamamak… Bu, beni gerçekten zor durumlara düşüren bir özelliğim. Umarım onlara da komik geliyordur. Bir de güneş gözlüğü takıyorsa annemi bile tanımam. Mecaz değil gerçek.

■ Nasıl bir anne olursun?

Bence harika olurum da, bebek ne der bilmiyorum. Ama hemen isteme gibi bir durumum yok. Zaten o kararı tek başına veremem, biri daha gerekiyor bebek yapmak için.

■ Evlilik?

Evlenmeyi düşünmüyorum. Bürokratik kağıt işleri. Ne kadar kaçarsak o kadar iyi.


TÜRKİYE'NİN İLK İNTERNET DİZİSİ


Berkun Oya’nın tiyatro oyunu Bayrak'tan uyarlanan Masum, sadece internette: BluTV'de.





Başlangıç tarihi: 27 Ocak

Yönetmen: Seren Yüce

Senarist: Berkun Oya

Süresi: 60 dakika

Bölüm sayısı: 8

Oyuncular: Haluk Bilginer Nur Sürer, Tülin Özen, Ali Atay, Okan Yalabık, Serkan Keskin, Mehmet Özgür, Bartu Küçükçağlayan

Konusu: Emekli Komiser Cevdet (Haluk Bilginer) ve karısı Nermin (Nur Sürer), ömürlerinin son yıllarını şehirden uzaktaki küçük çiftlik evlerinde huzurla geçirirler. Ta ki oğulları bir gece yarısı korkunç bir haberle eve gelene kadar…

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;