Gülmek kadınlara yakışıyor

Cumartesi, 09 Ağustos 2014 - 05:00

Siyasi gündemde olmaması gereken demeçlerden biri ile meşgul kamuoyu bir süredir. Coğrafyamızın etrafında bir sürü problem, iç acıtan insanlık dramı, savaş ve pek çok tehlike var iken; mutluluk gibi naif ve güzel bir kavramın kadın çehresindeki dozaj ayarlamasını konuşuyoruz maalesef. Niye? Bilmiyorum. Benim konu bile etmeyi düşünemeyeceğim bir husus. Ama madem konuşuyoruz; gülmek ve kadın deyince aklımın çağrışımlarını paylaşayım sizlerle.

Adile Naşit: Türkiye’nin en güzel gülen insanı bence oydu. Ruhu şad olsun.

Hasibe Eren: Belki de en sevdiğim tiplemesi olan Sıdıka ile tanıdığım, o zamandan beri de hayranlıkla izlediğim kadın tiyatro sanatçısı.

Başak Köklükaya: Türk Sineması’nın başarılı oyuncusunun gülüşü pek hoş.

Beren Saat: Ne güzel gülmüş. Fırsat bu fırsat, mutluluklar da dileyelim.

Çeşme: Bir kışlık beldesi

Yine bir bayramı Çeşme’de evde oturarak geçirdik, çünkü İzmirli olmak bunu gerektirir! Açıklayayım: Her bayram Çeşme dolup dolup taşıyor. Taşıyor kısmı önemli, çünkü gerçekten kapasite kaldırmıyor. Balıkçılarda yer bulunmuyor, servis yetişmiyor, Alaçatı’da kahvaltıya otursan dip dibe masalarda iki saat gelemeyen çay bekleniyor, sokaklarda yürünmüyor, Ilıca’nın büyük plajında kalabalıktan deniz kirleniyor, kumrucularda bile oturak bulunmuyor ve üstüne üstlük tek ana yolda trafik sıkışıklığı oluyor! Yetmezmiş gibi esnaf fiyatları üçe katlıyor!

Evet, resmen haziran fiyatı farklı, bayram fiyatı farklı, eylül fiyatı farklı. Bu durumda da biz yerleşikler, evde oturuyoruz. Öyle ‘beach club’lara, paralı kumsallara falan zaten gittiğimiz vâki değildir bizim. Evimizin önündeki denize dalar, çıkarız. Gelgelelim, akşam saati bir dolaşmaya çıkmak bile kalabalıktan eziyet haline geliyorsa; Çeşme gerçekten bayram turizmini kaldırmıyor demektir. Ve biliyor musunuz “Yunan Adaları bizden ucuz” söylemi çok doğru sevgili Çeşmeli esnaf kardeşler!

Fiyatlarınızı fahiş hâle getirerek verdiğiniz (daha doğrusu veremediğiniz) yiyecekiçecek hizmetine (buradaki paranteze; ‘en içime oturan 3 TL istenen 500 ml su’ yazmak istiyorum) suyun karşı tarafında gerçek fiyatta ve iki katı hızla ulaşılıyor. Böyle devam ederse ne olur? Gelmez mi insanlar? Valla bir kısım insan gerçekten gelmez. Bir kısım insan gelir. Ama kendini Bodrum sanmaya devam etmek, Çeşme’ye kaybettirir. Bırakınız kendi öz dokusunda kalsın. Yeriniz yoksa “Şu anda alamıyoruz” deyin. Hatta levha koyun ‘Restoranımız doludur’ diye. İnsanlar girip, yemek yiyenlerin başına dikilip, beklemesin. Fiyatlarınızı biraz arttırın ama bunu mutfağa, servise kaliteli ek eleman almak için yapın. Suyu 3 TL’ye satmamaya, kumruların içini yakmamaya özen gösterin. Dost acı söylermiş.

Sinema için yeni adres

Yepyeni bir sinema sitesi var yayında. www.paralelsinema.com adresinden her gün sinema yazıyorlar. Siyasi anlamda kullanılan ‘paralellik’ kavramı ile hiç ilgileri yok. Anlatmak istedikleri, sinemanın ‘paralel evreni’nin güzelliği, manevi hazzı ve insanın hayatına açtığı pencere... Benim de fırsat buldukça katkı sağlamaya çalıştığım dolu içerikleri, sık yayınladıkları temalı film listeleri, gencecik yazarlardan oluşan dinamik bir kadro ile yaptıkları vizyon ve festival filmleri eleştirileri, akıcı ve genç bir dil ile sinema yazıyor, sinema yaşıyorlar. Twitter ve Facebook hesapları da bulunan siteyi seveceğinizi düşünüyor, takip etmenizi öneriyorum.

3