Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Gün, Ruhban okulunu açma günü değil mi?

Perşembe, 17 Haziran 2010 - 05:00

Biz ne dersek diyelim, Batı medyasındaki tartışmanın önünü alamayız. Hemen her gün yeni bir yazı veya yorum çıkıyor. Israrla aynı sorulara yanıt aranıyor: Türkiye’ye ne oluyor? Dış politikasının yönünü, önceliklerini mi değiştiriyor?

Bu soruları soranları, istediğimiz kadar kötü niyetli olmakla suçlayalım, hatta Mossad ajanı olup olmadıklarını sorgulayalım, hiçbir şey değişmiyor. Zaten bu tip suçlamalar daha çok bizleri etkiliyor. Ciddi ciddi, “Allah Allah, kim acaba bu Mossad’cılar?” diye, tartışmalar yapıyoruz. Uluslararası medyanın umurunda bile değil. Onlar, gülüp geçiyorlar.

Ancak ne olursa olsun, uluslararası medyadaki bu tartışma giderek iz bırakıyor. Her geçen gün, tartışmaya katılanların sayısı artıyor. Bizim ikna yeteneğimiz mi yok veya ne dersek diyelim, onları inandırmamız imkansız mı, bilemiyorum.

Benim dikkatimi çeken nokta, bu tartışmaların henüz sorgulama aşamasında olması. AK Parti iktidarı suçlanmıyor. Ancak, dikkatli olmak gerekir. Eğer bu gidiş değiştirilmez ve uluslararası kamuoyu ikna edilemezse, ilerde bu damga üstümüzde kalır. Silebilmek çok daha güçleşir.

İnsanları şaşırtın gerçek yönünüzü gösterin

Peki, ne yapmak gerekir?

Gerçekten uzun vadeli böyle bir niyet yoksa, uluslararası kamuoyuna şok tedavisi yapmak, şaşırtıcı adım atmaktan başka çare yoktur. AKP iktidarı neyle sorgulanıyor?

Avrupa’dan uzaklaşmak, İslam dünyasına doğru yönelmek, Batı’ya sırtını dönmekle...

Bunun doğru olmadığını anlatabilmenin en etkili adımlarından biri nedir?

Ruhban okulunu açmak değil mi?

Üstelik, Erdoğan’ın bu konuda kararlı olduğunu da düşünürsek, bundan daha etkili bir jest olabilir mi?

Bu adımı atan Türkiye, Hristiyan dünyasına dostluk elini uzattığının, Avrupa Birliği ile yoluna devam etmek istediğinin, eksen değiştirmek gibi bir niyeti olmadığının mesajını vermiş olmaz mı?

Yüzlerce heyet göndermekten, demeçler verip, yeminler edip veya kızıp karşınızdakini dövmekten daha kolay, daha etkili bir yol değil mi?

Arap sokaklarındaki alkışlara fazla kanmayın

Başbakan ne düşünüyor, Davutoğlu nasıl değerlendiriyor, bilemiyorum. Buna karşılık, hükümetin birçok bakanının, AK Parti’ye sempatiyle yaklaşan bürokrasinin bazı kesimlerinin ve en önemlisi iktidara yakın medya ve siyaset çevreleri, Erdoğan’ın Arap sokaklarını nasıl dalgalandırdığını, büyük bir gururla anlatıyorlar. Bu şekilde, Türkiye’nin bayraklaştığını belirtiyorlar.

Doğrudur.

Erdoğan, Orta Doğu ülkelerinde kahraman muamelesi görüyor. Davos’daki ‘one minute’ olayından bu yana, giderek artan bir prestiji var. Ancak, eminim Başbakan bu tehlikenin farkındadır, bu alkış tufanına fazla güvenmemek gerekir. Gönül bağlanabilir, fakat sokaklar çok çabuk bıkarlar. Fazla uzağa gitmeyelim.

Yanlış anlaşılmasın, birbirinden çok farklı kişilerden söz ediyorum ve herhangi bir eşleştirme veya yakıştırma yapmaya da çalışmıyorum. “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” cinsinden mesaj filan da vermiyorum. Sadece tarihten ve farklı koşullarda yaşanmış bir örnek vermek istiyorum.

Aynı sokaklarda başka liderlerinde omuzlarda taşındığını gördük. Onları da kahraman gibi alkışlamışlardı. Sonra hava birden değişiverdi ve aynı sokaklar bir gün içinde sırtlarını dönüverdiler. Hele unutmayalım ki, bu sokaklarla onları yöneten Krallar ve diktatörler arasındaki çıkar ilişkilerini bozmak hiçte kolay değildir.

İyisi mi, biz işimize bakalım.

Sokaklar ne derse desin, kendimizi o havalara kaptırmayalım.

‘Sıfır sorun’ derken, daha fazla sorun yaratmayın

Davutoğlu’ nun sloganı çok pırıltılıydı. “Komşularımızla sıfır sorun” sloganı hepimizin hoşuna gitmişti. Nasıl gitmesin ki...

Yıllar boyunca sadece komşularıyla kavga etmiştik. Bu kavgalardan da artık bıkkınlık getirmiştik. Davutoğlu çıkıp bir dönemin kapandığını söyledi ve bunu da ispat etti.

Suriye ile inanılmaz bir yakınlaşma...

Ermenistan ile imzalanan protokoller...

Yunanistan ile tarihi anlaşmalar...

Sırbistan, Lübnan, Rusya vs..vs..

Yakında sorunsuz kalacağımızı sanıyorduk.

Ancak son gelişmeler, soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

İsrail ile yaşananlar...

Washington ile geriliveren sinirler...

Aman dikkat...

Etrafımızdaki sorunları çözelim, komşularımızla sorunlarımızı sıfırlayalım, derken, daha başka ve daha tehlikeli sorunlar yaratmayalım...