Güneşi Beklerken açık ara lider!

Perşembe, 07 Kasım 2013 - 05:00

İlginç bir durum var. Ben her ne kadar TV aygıtının bağımlısı olsam da dizilerin birçoğu artık internetten izleniyor. Reklam kesintisi yok hatta kimilerinde abartılı sansür de yok... Böyle bir izleme keyfini yakalayan seyirci için dizi ya da programları internet üzerinden takip etmek çok daha avantajlı. Peki ama internette kim, neyi izliyor?.. Vereceğim rakam çok net. Şu sıralarda internet üzerinden en çok Kanal D dizileri rağbet görüyor. Özellikle “Güneşi Beklerken” izlenme fenomeni olmuş durumda... Onu “İntikam”, “Kayıp”, “Merhamet” hatta “Çalıkuşu” gibi diziler takip ediyor. Milyonlar tarafından tıklanmış linklerden bahsediyorum. Geleneksel TV kafasıyla düşünen herkese bir uyarı; internet çok kısa süre sonra TV kutusunu yenecek bir mecra gibi duruyor...

[[HAFTAYA]]

Kızlı erkekli diziler...

Kız ve erkek öğrencilerin aynı evde yaşamalarına yönelik devlet müdahalesi bir süre gündemden inmeyecek... Siyasilerin en kolay yaptığı şey popüler TV dizilerinden örnekler vererek, “ahlakımızı bozuyorlar” önermesinde bulunmak... Buna göre ahlakımızı bozan(!) dizileri siyasi gözünden sıralamaya çalıştım. Ortaya acayip şekilsiz bir şey çıktı. Ama yazmadan edemeyeceğim... Mesela “Muhteşem Yüzyıl” (Star TV). Haremde hadım ağalar bile halvete girmeye başladı. Aman diyorum... Mesela “Es Es”. Dizi bitti ama hatırlarsanız bir grup kızlı erkekli öğrenci aynı evde kalıyor, bir şey yaşamasalar bile iyi eğleniyorlardı... “Kavak Yelleri” örneğini benden önce siyasiler vermiş oldu. Ben oradan alıp köşeye koymakla yetiniyorum... Ne vardı başka? Hah, “Yedi Numara”. Hem de kamu kanalının en çok izlenen saatlerinde vardı. Hem de tekrarları binlerce kez gösterildi. Aynı evde fazla mutlu suratlar, ı ıh! Bir de “Babam Sınıfta Kaldı” (FOX) var. Orada da çocuklar bir apartmanda farklı dairelerde oturuyorlar... Ama neyse ki Silahtar karakteri alayına ayar veriyor. Sanıyorum bu gidişle siyaset arenasının en popüler dizi karakteri olacak. Hem de herkesten onay alan!..

SIKINTI YOK AMA...

“Kaçak” (atv) dizisinde temel sorunların azaldığını ve izleyicinin içeriğe davet edildiğini görüyorum. Allah var, “Kaçak” bu yılın en parlak işlerinden biri oldu... Bunu tek başına oyunculara değil, hikayeye de bağlamak lazım sanırım. Hikaye aksiyon dizisine yakışır biçimde akınca insan ferahlıkla izliyor... Ama bu hafta da bir nazarlık koymadan geçmeyeceğim. Sıklıkla geri dönüşler yaşanan dizide dönülen yılların hangisi olduğunu bir kenara yazıverseler de zamanda paradoks hissine kapılmasak. Rengi açtılar, bunu da yaparlar sanıyorum...

KAYIP’IN YENİ GÜNÜ PAZARTESİ!


“Kayıp” (Kanal D) dizisi gün değiştirdi. Pazartesi gününden itibaren yeniden izleyicisini arayacak. Geride kalan 7 bölümün anlaşılabilir özetlerinin ekleneceği dizi reyting cenderesinden çıkmaya çalışacak... Aslında “Kayıp” sezonun birkaç iyi işinden biri. Tıpkı “Kaçak” (atv) gibi anlatılabilecek hikayeye ve gerçeğe yakın bir duruşu olan aksiyona sahip... Bir yandan “O Ses Türkiye” (Star TV), diğer taraftan “Karadayı” (atv) derken yüzde 60’lar barajını bulan bir izlenme oranından müşteri çalabilirse kaybolup gitmeyecek... “Kaçak” bunu becerdi, “Kayıp” niye becermesin?

KOP değil KOB!


Galatasaray önceki gece Kopenhag deplasmanında Şampiyonlar Ligi için çıkış ararken hemen her kanal ekranın üst köşesine skor veren notlar koymuştu... Ana yayıncı kanal yani Star’da takımların isimleri GS ve KOB olarak not düşülürken bir spor kanalı olan TRT Spor’da Kopenhag takımı KOP olarak kısaltılmıştı... Hangisi doğru kısaltma diye kulübün resmi sayfasına girdim. Kobenhavn’dan yapılan KOB doğru olandı... TRT Spor bu ince hataya nasıl düştü anlayamadım, malum “spor” meselelerinin en çok izlendiği kanalların başında gelmesine rağmen?