Güven üstüne kurulan öyküye bakar mısınız?

Çarşamba, 10 Mart 2010 - 05:00

Oyun içinde oyun, kamera içinde kamera. Ezel (atv) böyle iç içe geçmiş haliyle gaza bastı önceki akşam. Bir de yeni karakter girdi diziye; Azad...

Önce Dayı’nın erkek çocuğu sandık. Sonra kızı olduğunu öğrendik. O da şimdilik. Dizide kimi kiminle örtüştürsek tam tersi oluyor. Neyse...

Kamera içinde kameraya bir bakalım. Ay yapım Aşk-ı Memnu’nun Beşir’inden sonra ikinci bir kameraman soktu hayatımıza; Tefo. Ve fakat kardeşimiz öyle başarılı ki, saatte on mil hızıyla kovalamaca yaşarken elindeki kamera titremiyor bile...

Böylesi bir yetenekle Oscar’a yürür insan. Hakikaten dakikalarca süren bir kovalamaca sahnesi, Azad’ın hayatının kurtarılması belgeseline dönüşüyor...

Sonra o belgesel bir şekilde Ezel’e seyrettiriliyor ve adamımız Dayı’nın kendisinden sakladığı bir kızı olduğunu öğreniyor. Sorsanız sonsuz güven ilişkisi üzerine kurulmuş bir dizi bu...

Alfabetik sırayla gidelim; ilk önce Ali, Cengiz ve Eyşan, onlara en çok güvenen arkadaşları Ömer’i satıyor. Onları organize eden Serdar da satılanlar sırasına giriyor....

Sonra Ezel çıkıyor ortaya. Cengiz, Ali’yi satıyor. Ali de Cengiz’i. Ve Eyşan sırasıyla Ali, Cengiz ve babası Serdar’ı satıyor...

Sonra Serdar hepsini birden satıyor. Son olarak Ezel Dayı’yı, Dayı da Ezel’i sınıyor. Güven yumağı olmuş herkes peh peh peh...

Böyle düşününce yaşanan her anı kameraya alıp belgelemek lazım. Yok, yok; Tefo doğrusunu yapıyor galiba!

Bırakın güzelliği başkalarına...

Büyük buluşma diyebiliriz sanırım Hülya Avşar ile Gülben Ergen’in baş başa olma haline. HaberTürk’teki Hülya Avşar Soruyor programında yaşandı önceki gece... Hani hafızası kuvvetli olanlar on küsur yıl önce “kim daha yetenekli, kim daha güzel” minvalinde yaşanan büyük polemikleri hatırlar... Hülya Avşar ve Gülben Ergen birbirlerine Pearl Harbour’u bombalar gibi saldırırlardı. Neden sonra biri anne oldu, öbürü boşandı derken bu fazladan gerilim son buldu... Sanırım bunda yılların da önemli bir katkısı var. Şimdi, güzel deyince akla gelen ilk iki isim başkalaştı. Başkaları oturdu bu ikilinin tahtına. Belki bu yüzden; güzellik iddialarını genç nesillere kabul ettirmeleri çok zor iki sanatçının da... Ama tüm bunlar yaşanmamış gibi yine “Ben senden daha güzelim” öznesinde atıştıklarını görünce, “insan kendine gerçeği konduramıyor” diye düşündüm bir anda... Reyting anlamında eski getirisi olmayan bu polemik yerine, Hülya’nın Gülben’i şık sorular ve dersine çalışmış bir sunucu olarak ağırlaması taktirimi topladı... Güzellik de fantezisi olsun o güzel ağırlamanın!

Seyircinin deprem tepkisi!

Elazığ depremine gereken ciddiyeti göstermeden hafif yayına devam eden programlara seyirci tepkisi çok ağır oldu...

Nur içinde yatsın, ünlü ozan Özay Gönlüm’ü anan TRT 1, sanatçının oynak parçalarına yüklenince tepki bombardımanına uğradı...

Elazığ devrilmişti yere; 51 can gitmişti. Hal böyleyken Günbegün fazla frapanlaşan yayınını yavaşlatmak zorunda kaldı. Hızlı başlayıp, duruma aydıktan sonra gelen bu yavaşlama da doğal olarak sırıttı ekranda... Olsun, kamu ekranına gereken refleks dersi yine kamu tarafından verildi ya; ölsem de gam yemem gayri...

Muhteşem ikili bir aradaydı...

Zeki Alaysa ve Metin Akpınar, hakikaten yıllar sonra ilk kez Uğur Dündar’ın Arena’sında (Star TV) bir araya geldi... İki büyük ustanın yetmiş yaş eşiğinde olmalarına şaşırdım öncelikle. Demek ki ilk gördüğü anda sabitliyor beyin sevdiklerini. Bana kalırsa hâlâ “Köyden İndim Şehre” tadındalar gözbebeğimde... Neyse. Alıştığımız aralıksız kahkahanın yerini politika, ekonomi, deprem gibi konular aldı o akşam. Memlekette gülünecek bir şey kalmadığından yakındı iki büyük usta; halimiz hariç...Uğur Dündar’ın deyişiyle bir liberal olarak bilinen Zeki Alasya daha sol, bir solcu olarak bilinen Metin Akpınar daha liberaldi o buluşmada. Kavramlar eskide kaldı diye geçirdim içimden; eskiye bakarsak ince olan Metin, şişman olan Zeki’ydi bir yandan. O bile değişmiş artık... Ve Uğur Dündar buluşturmalarında bir sohbet daha su gibi aktı gitti. Bir öncekinde Levent Kırca ve Müjdat Gezen vardı, yine çok gülmüştük. Bakalım bir sonrakinde hangi ikiliyi göreceğiz orada?.. Ah unutmadan, bu anlamda bir önerim olacaksa; Perran Kutman ve Şevket Altuğ ya da Şener Şen ile Uğur Yücel mükemmel olur derim Uğur ağabeye...

Esra takdir topladı!

Esra Erol, atv’deki programında şık bir iş yaptı önceki gün. İmam nikahlı kocası tarafından hamile bırakıldıktan sonra terk edilen kadına önce sahip çıktı, sonra uygun bir eş buldu, son olarak da tam doğumun gerçekleştiği gün hastanede kıydı nikahlarını... İzlerken hakikaten “Helal sana” dedim içimden. Bugünlerde çeşitli izleyici gruplarının tepkisini toplayan Esra, bir insan olarak hepsinin üstünü örtüverdi böylece... Bu arada merak ettiğim bir şey var. İlk izdivaç programından bu yana yanılmıyorsam 3 yıl filan geçti. O zaman evlenenlerin durumu nedir acaba?.. Ve varsa ekran marifetiyle yaptıkları aşkın meyvesini getirip gösterseler ya ekranda. Biz de inanırız hem, ekrandan da olsa, mutlu aşkın mümkün olacağına...