Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Hadi tamam, sayalım

Perşembe, 26 Kasım 2009 - 05:00

DTP Şırnak milletvekili Hasip Kaplan, 2011’de yapılacak nüfus sayımında hayli tepkilere yol açan bir öneriyle “etnik sayım” da yapılmasını istemişti. Eyüp Can da dünkü yazısında geçmişi anımsatmış. Eskiden soruluyordu! Evet, ana dil ve din sorusu eskiden vardı; aslında çok yeni, 1980’den sonra kaldırılıyor, hatta sorulması sakıncalı bulunuyor! Nüfus sayımları bir ülkenin sadece insan sayısını bulmak kadar basit bir nedenle yapılmamalı. Bir sosyal bilimci için ne kadar çok bilgi toplanırsa o kadar iyi diyeceğim, eskiden “oturulan evde tuvalet var mı, yok mu”, o bile sorulurdu ve Devlet İstatistik Enstitüsü’nün elindeki veri tabanı bunlardan oluşurdu. Yoksa şimdi TC kimlik numarasıyla da bulunur kaç kişi olduğumuz. Hasip Kaplan’ın etnik sayım önerisine ben bu nedenle katılıyorum.

Kim anasından Kürtçe öğrenmiş, yani Kürt kökenli bilelim, bir. İkinci ve daha önemlisi: Bu Kürtlerin yüzde kaçı PKK sempatizanı onu da bilelim! Çünkü artık DTP’nin “20 milyon Kürt var, dünyadaki en büyük Kürt kenti İstanbul” provokasyonu sıktı. Tam bilmiyoruz, ama 20 milyon da olabilirler, beşik savaşı yapıyorlar malum, her ailede 10 çocukla, daha az, daha çok. Bilelim. Ama DTP, bunların hepsine boşuna sahip çıkmaya kalkmasın. DTP’nin, yani PKK sempatizanı Kürtlerin kaç kişi olduğu bellidir: aldıkları oy kadar: 2.5 milyon! Ha tabii bir de o henüz oy verme yaşında olmayan ama taş atma yaşında olanları dahil ederseniz, biraz daha fazla, hadi 3 milyon! Diğer Kürtler, PKK’lı değildir. Olmamışlardır. Onun için, biz Diyarbakır’a da gireriz. Bütün Diyarbakır da PKK sempatizanı değil. Ama onlar böyle kaşımaya, PKK konvoyu gibi dolaşmaya devam ederse İzmir’e de, İstanbul’a da zor girerler! Din konusuna gelince. “Yüzde 99’u müslüman” deyip duruyorsunuz ya. Nereden biliyorsunuz? Ama öyle olsun. Herkesin dini kendine. Bunu sormak ve söyletmek, kimsenin işine yaramaz, hem de laikliğe uymaz. Hatırlatayım dedim.

Son kez kurban üzerine

Evet, kurban kesme ritüeli, yani adeti üzerine son kez, çünkü yarın bayram ve ben bayramların herkesin kucaklaşıp birbirlerine sevgiyle kaynaşması için zemin oluşturmasını istiyorum. Canlı bir hayvanı kanını akıtarak, keserek kurban edip etini dağıtma biçiminde özetlenebilecek “Kurban kesme görevinin” günümüzde anlam ve önemine uygun olarak ihtiyacı olanlara yardım yapma ve vekaleten kestirme olarak değişmesinin yararlı olacağını yazmış idim. Üzerine bir tartışmadır gidiyor. Neyi savunuyorsunuz? Kurban, İslam diniyle ortaya çıkmış bir adet ve ibadet biçimi değil. Tek tanrılı dinlerden önce de vardı.

Dünkü gazetelere bakın, Hindular, Nepal’de toplanmış, iki gün içinde 250 binden fazla hayvanı, (sıçandan domuza, horozdan buffaloya!) Hindu tanrıçası Gadhimai adına kesmeye başlamışlar. Tek tanrılı dinlerde önce Yahudiler kurban kesti, onlarınki horoz, hâlâ da kesiyorlar. İslam dininde İbrahim Peygamber’in oğlunu kurban etmeye niyetlenmesi üzerine Allah ona bir koç göndermiş. Yarın onu keseceksiniz. Üstelik kimi din bilginlerine göre de kurban, sadece hac görevi içinde farz kılınmış! Neyse, kimileri “paylaşım ilkesi” içinde hasta ya da sakat çocuklara, gazilere, öğrencilere yardım edecek. Maksat iyi insan olmak ve yardım etmek değil mi? Bu arada Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin toplantısında destek için bulunan sanatçılardan Gülriz Sururi’nin söylediği sözleri dernek başkanı Aysel Çelikel’e maletmişim. Aslında çok önemli değil gibi ama Aysel Çelikel, bir kurumu temsil eden kişi olduğu için kurban konusuna girmek istemediğini söylüyor. Geldiğimiz durumda hassasiyetler büyük. “Kurban parasıyla öğrenci okutun” diyen Gülriz Sururi’dir diye düzeltiyorum!