Hain Tobyas ile Köle Isaura beni çağırmış

Pazar, 31 Ocak 2010 - 05:00

Hain Tobyas ile Köle Isaura beni çağırmış

Röportaj: MÜGE DAĞISTANLI
muged@posta.com.tr

1980’de TRT’deki ‘Köle Isaura’yı izleyerek büyüyen kuşaktanım. Hain Tobyas, aşık olduğu kölesi Isaura’yı bir direğe bağlıyor ona etmediği zulmü bırakmıyordu. Dizinin sonunda bir de şarkı vardı. Isaura’ya o kadar üzülüyordum ki, şarkıyı onun için ezberleyip söylemeye başladım. 10 yaşındaydım. Okulda Isaura’yı taklit ediyor, sınıftaki hain çocuklara Tobyas diye bağırıyorduk.
Aradan 29 koca yıl geçti. Geçen hafta Brezilya’daydım. 10 yaşında ezberlediğim o şarkıyı Brezilyalı bir gence söyleyip “Anlamı nedir?” diye sordum. Yüzüme gülerek bakıp “Hiçbir anlamı yok” dedi. Meğer yanlış ezberlemişim! Olsun şarkı beni hayallere, oradan da taa Brezilya’ya kadar götürdü ya...

Bermuda Şeytan Üçgeni korkusu

Seyahat başlamadan önce gazetedeki arkadaşlarım “Uçak çok sallanacak, korkudan titrersin, bermuda şeytan üçgeninin üzerinden geçeceksiniz” diye korkuttu. Ama işin ucunda Brezilya vardı, azıcık sallansak ne olurdu? Kozmetik firması B’iota’nın Brezilya lansmanına katılmak üzere 15 kişilik gazeteci grubuyla Brezilya’nın Sao Paulo kentine hareket ettik. Yolculuk biraz zahmetliydi, ama olsun karlı İstanbul’dan Rio’nun 40 derece sıcaklıktaki plajlarına uçuyorduk.
Havalimanından çıkar çıkmaz bir de ne görelim! Şemsiyeleri bile uçuran sağanak yağmur vardı. 8 kişinin selde hayatını kaybettiğini öğrendik, ‘Eyvah, nereye geldik’ dedik. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün de bizimle birlikteydi. O uzun yolculuk ve rötar sırasında ne bir şikayette bulundu ne de canı sıkıldı. Gülümsedi durdu. Biz gazeteciler kirli sakalının dedikodusunu yaparken öğrendik ki; tıraş cildine alerji yapıyormuş.
Bizi otelde karşılayan Büyükelçi Ersin Elçin ülkeye yeni atanmış. Brezilya’da çok az Türk olduğundan söz etti. Büyükelçi Türk dizilerini Brezilya’da gösterebilmek için girişimde bulunmuş. Ancak burada iş yapmak bürokrasi ve yüksek vergi nedeniyle zormuş. 200 milyonluk ülkede sadece 120 Türk var. Sao Paulo, Brezilya’nın finans, sanayi, kültür ve gurme kenti. Lokantalar çok şık, yemekler inanılmaz leziz. Özellikle etlerinin lezzeti meşhur. Deniz ürünleri envai çeşitte.

Tropikal meyveleri, peynirli ekmekleri, çikolatalı tatlıları yemekten, üzerine nefis kahveler içmekten deyim yerindeyse çatlayabilirsiniz. ‘Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat’ diyorsanız eğer, kentteki güzel kızlara ve yakışıklı erkeklere geleceğim. Valla bir kafede otururken 10 dakika içinde 8 güzel kız, bir o kadar da yakışıklı erkek saydım.
Egzotik, atletik yapılı, şık, bakımlı ve sempatiklerdi. Güzelliklerinin farkındalar, ama bununla hava atmıyorlar. “Tanışabiliriz, sohbet edip kahve de içebiliriz” gibisinden flörtöz bir havaları var. Kimse kimseyi taciz ya da pis bir bakışla rahatsız etmiyor. Kentin tek sıkıntısı gelir uçurumu nedeniyle bazı semtlerde artan kapkaç olayları. Motorla ya da arabayla yol kesip soygun yapıyorlar.

Copacabana plajında Fenerbahçe şoku

Rio De Jenerio’daki ilk akşam Lapa Bölgesi’ndeki en iyi gece kulübü ‘Senerium’a gittik. İki katlı bir yer. Alt katta bir grup müzik yapıyor. Herkes dans ediyor. Üst kattakiler de onları izliyor. Grup olarak yaptığımız dansa gelince... Oryantal, samba, Latin arası bir ritm tutturduk. Brezilyalılar bizi hayretle izledi. Dedim ki ‘Ya rezil olduk ya da vezir”. Gezdiğimiz her yerde “İspanyol musunuz, yoksa Yunan mısınız?” diye sordular.
Türkiye’yi pek tanımıyor, ‘İstanbul’ deyince ‘Tamam, en büyük Fenerbahçe’ diyorlar. Galatasaray’ı tanıyan yok! Bu gecenin yorgunluğu ertesi sabah meşhur Copacabana plajında çıkıyor. Millet burada denize girmeye değil, eğlenmeye geliyor. Gün batarken tropikal yağmur başlıyor. Kimse plajdan kaçmıyor. Yağmur altında denize girip eğleniyorlar. Rio De Jenerio’da dans, müzik, eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar hem kulüplerde hem de plajda devam ediyor. Eğlenceye doymayan neşeli Riolular’ın öyle bir yüz ifadeleri var ki, sanki bu ülkede hiçbir şey ters gitmiyormuş gibi.
Fakirlik had safhada, evsizlerin sayısı artıyor, gelir dağılımındaki uçurum büyük. Yine de sakin ve keyifliler. Sanki sıcak hava acılarını uyuşturmuş, Atlantik Okyanusu’nun azgın suları dertlerini yutmuş. Canları sıkıldı mı samba yapıp coşuyorlar. Ülkedeki genç kızlar manken ya da sambacı, delikanlılar futbolcu olmanın hayalini kuruyor.

Çünkü milli takımları dünya şampiyonluğunu 5 kez kazanmış, 200 bin kişi kapasitesiyle dünyanın en büyük stadyumu Maracana’ya sahipler, dünya futboluna son 30 yılda 40’ın üzerinde yıldız oyuncu transfer etmişler, her yıl 90-100 bin arası dansçının katıldığı, 800 bin turistin izlediği samba onlara bir yılda milyon dolarlar kazandırıyor. Brezilya deyince futbol, samba ve dizilerinden sonra akla ilk gelen görüntü İsa Heykeli. 38 metrelik heykel 9 yıllık uğraş sonunda 1931’de bitmiş. Doğa şartlarından etkilenmesin diye sabun kayasından yapılmış.
Yılda 300 bin kişinin ziyaret ettiği heykele tropikal bir ormanın içinden geçen elektrikli trenle ulaşılıyor. Corcovado (Kambur) Tepesi’ndeki İsa Heykeli sanki Brezilya’yı kucaklıyor ve onları koruyor. Tam karşısında Sugar Loaf (Şeker Tepesi) var. Buraya da teleferikle çıkılıyor. Turistlerin tek yaptığı; tepelere çıkıp fotoğraf çektirmek, inerken hediyelik eşya dükkanlarında para harcamak.
Dükkanda öyle bir parça görüyorum ki ‘Şaka mı bu’ diye rehbere soruyorum. Hani bizde kavga sırasında bir el işareti yapılır ya. Bu işaret onlarda şans anlamına geliyor. Türkiye’de yapsanız dayak yiyeceğiniz hareket, Brezilya’da ‘şans getirsin’ diye yapılıyor.

Dönüşte hosteslik yaptım

Dönerken uçakta bizim grup çok eğlenceliydi ama yine de 18 saatlik yolculuk bitmek bilmedi. Ama ben de bir çocukluk hayalimi gerçekleştirdim ve hostes oldum! Hostes Sema Hanım’a izin verirse bizim ekibe servis yapmak istediğimi söyledim.
İzni alınca küçük bir bölümün servisini ben yaptım... Her seyahat insanda bir şeyleri değiştirirmiş. Benim için Brezilya yalnızca samba ve futbol değil artık. Onlar gibi yapmayı deneyeceğim.
Ufak-tefek dertleri samba ritmiyle sallayıp atarak, hayatla biraz da dalga geçeceğim. Tutmazsa “Bir Brezilya seyahati daha lazım” diyeceğim...

3