Halim sana bir haller olmuş...

Cuma, 26 Mart 2010 - 05:00

Canım Ailem’de (atv) büyük buluşma yaşandı önceki akşam. Halim ve Feride resmi aşık oldular artık. Vuslat anı gözlerimizi yaşarttı ama... İşte bu noktada birkaç sorum var. Halim, yavrum sen bu kıza kavuşmak için ne kadar koştun ki sakalların uzayıverdi o sürede, bu bir.
Senin araba kaza yapmamış mıydı? Nasıl oldu da kendini tamir etti? Yoksa akıllı araba Kit mi seninki de, bu iki.
Bildiğim kadarıyla geçen bölümün finalinde sudan çıkmış balık gibi ıslanmıştın. Bir fan makinesinin üstünde mi oturdunuz da, kuruyuverdin öyle şipşak, bu üç...
Yahu bir de çiçek vardı elinde Feride’ye koşarken. Hatta verdin de o çiçekleri. Vazoya mı koydunuz da ortadan hop diye uçuverdi o buket, bu da dört... Hadi daha fazla yormayayım seni. Kavuştunuz ya, unuttuk her şeyi!..
 

Hülya Avşar ne soruyor?

Tamam sorsun. Sormasını da istiyorum zaten. Ama “aklımdaki soru işaretleri” üstünden program yapılmaz ki. Biraz araştırmak, neyi araştırdığını da anlamak lazım...
Hülya Avşar soruyor her akşam HaberTürk’te. Kağıt, kalem ya da kırtasiye yok önünde. Aklındaki soruları sıralıyor konuklarına. Laf lafı açıyor, tamam. Ama soru bitiyor bir süre sonra...
Hülya o an, “Sana bir şeyler daha soracaktım. Neydi?..” gibilerinden geveliyor lafı. Gözlerinin illüzyonundan kurtarabilirseniz kendinizi siz de saçmalamaya başlıyorsunuz konuk olarak.
Peki nasıl olacak bu işler? Al, önceki akşam Kerpeten Ali olarak bildiğimiz Barış Falay’ı konuk etti.
Ve sordu; “Kim yazıyor Ezel’i?”... Dizinin beyin kanaması geçiren senaristi Kerem Deren’in durumu bir hafta önce gazetelerde manşet halbuki. Gözünden mi kaçtı? Belki... Ama bunu bilmek lazım. Bir sürü daha detaya hakim olmak şart. Velev ki yeniden bir oyuncu konuk eder de senaristi sorar ise, “sorma bak çok ayıp” kabilinden ipuçlarını veriyorum. Not et Hülya lütfen...
Aşk-ı Memnu ve Yaprak Dökümü’nü Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu yazıyor. Türk Malı; Tayfun Güneyer’in kaleminden çıkma. Hanımın Çiftliği’ni Zülküf Yücel uyarlıyor ve son olarak Kapalıçarşı; Neşe Şen ve Gaye Boralıoğlu’nun mürekkebinden damlıyor!


40 kereden sonra aldattı...
Vallahi bir şeyi 40 kez söylersen olur. Yaprak Dökümü’nde (Kanal D) birkaç bölümdür Tahsin’i; “Yok beni böyle aldattın, yok beni şöyle aldattın” diye seriye bağlamıştı Fikret kızımız...
Hayriye, Cevriye, Ali Rıza filan derken herkes Tahsin’in folu da yumurtası da olmayan aldatma olayını diline dolamıştı. Saymadım ama sayı kırkı aşınca Tahsin de hakkını verdi işin... Bir güzel aldatmaya bağladı işi. Üstelik pek de iştahlı bir öpücükle. Çoktandır hareket yok diye sızlanıyorduk ya dizi için; hareketin kralını çekti Yaprak Dökümü. Buyurun işte!

En hakikatli polisiye budur!
IV. Osman (STV) benzerleriyle arasında açı olan bir polisiye oldu. Genelde aksiyon sevenler için değil, akıl jimnastiği yapmak isteyenler için ideal hale geldi...
Sonuna kadar izlediğim ender dizilerden biri olduğu için yazıyorum bunu. Mesela hikayenin başında birden çok zanlıyla aklı bulandırıp, sona doğru Agatha Christie inceliğiyle faili buluyorlar dizide...
Bunu yaparken, neden ve sonuç ilişkisine ilginç göndermeler de var. Resmen hafiyelik eğitimi almış gibi hissediyorsunuz...

ABBAS BANDA BAĞLADI!
Abbas Güçlü sonunda çileden çıktı. Kanal yönetimine sıklıkla “Bizi daha erkene alın, bakın konuklar bile uyuyor bu saatte” diye serzenişte bulunmuştu. Kısmet olmadı... O da belli ki çok bunalmış, banda bağladı yayını. Birkaç haftadır Genç Bakış (Kanal D) gündüz çekilip gece yayınlanıyor. Üstelik çok daha geç saatlerde... Bir de bu türden yüzleşme programlarının banttan oluşu tempoyu çok aşağıya çekiyor. Hani geçen yıl bu dönem olaylar çıkan Ankara Üniversitesi (bu hafta da oradan yapıldı ama çıt yoktu) yayınını bile özlüyor insan. İçinde en azından bir hareket vardı diye.

Ay Lav Yu Yüksel!
Yüksel Aytuğ Medyatik’te (KanalTürk) çok doğru bir adamı konuk etti. Oyuncu, yönetmen, şair, yazar Sermiyan Midyat’ı... Son filmi Ay Lav Yu’nun hakkını vermek gerekirse; bağımsız sinema adına bir yüz akıdır diyebiliriz. Medya farkında mı; ne gezer?.. Ben bu ülkede yapılan iyi işlerin bir şekilde olması gereken ufka ulaşacağına inanıyorum. Sadece kabalık ya da şöhret kazanmayacak bir gün. Dilerim zaman hızlı geçer bu güzel menzile doğru. Ay Lav Yu’nun üstüne basmayın, gidin ve görün... Bu arada minik bir not; Yüksel kardeşim bağını çözüp de saçlarını açınca Helen savaşçıları gibi duruyordun ekranda, her an masanın altından kılıcını çıkaracaksın diye endişe ettim. O saçları heba etmeden bir şampuan reklamında oynasan mı diyorum artık?..

Gölge etmeyin yeter...
Spor yorumcusu Ömer Üründül’ün maçla paralel yorumlarına kulak kabartıyorum. O günkü psikolojisi neyse maçı da öyle yorumluyor...
Spikerin yanında oturan yorumculardan en afilisi Rıdvan Dilmen bile birkaç kez ofsayta düşüyor. Selçuk Yula’nın yorumları hafif, Tanju Çolakoğlu da çok frapan kalıyor...
Dikkat ettim. Maç yorumcuları spikerlerin de heyecanını köreltiyor. Bir süre sonra izlediğimiz maç, anlatıcının ağzından bir fabla dönüşüyor... Gerek yok. Sadece spikerler anlatmalı maçı. İlla ki yorumsa, Ertem Şener, Emre Tilev gibi kombine anlatıcılar var zaten. Onlardan dinler, ekstra da yorulmayız yahu...