Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Halkçı Kemal, Recep Bey'e karşı

Pazar, 23 Mayıs 2010 - 05:00

Sanki CHP’ye sihirli bir el değdi. Daha düne kadar kimsenin önemsemediği partinin kurultayında kıyamet kopuyor. Bu ne mucizevi seks kasetiymiş böyle! Düzensizlik, izdiham ve kargaşadan, gazeteciler dışında kimsenin şikayetçi olmaması ise herkesin soluduğu olumlu havanın kanıtı. 1246 delegenin imzasıyla aday olan Kılıçdaroğlu’na bunun bir 100 katı imza da kamuoyundan herhalde. Bir de kurultaya katılan isimlere bakıyorum, herkes koşa koşa geldiğine göre kimse kendini dışlanmış, yabancı hissetmiyor. Ne küskün kalmış, ne partiden kopmuş, ne bırakıp gitmiş. Rahşan Ecevit de burada, Murat Karayalçın da, Kamer Genç de! Kılıçdaroğlu gelen herkese kucak açmakla birlikte “Bir şey beklemeden çalışmak isteyen herkese” diyerek bir ayırımı da ortaya koyuyor. Işığı gören gelmiş ama ille de bir etiket beklenmesin mesajı. Ortak hedef ve özlem, iktidar. Daha düne kadar imkansız görünen iktidara gelme hedefi, bu kez somut, elle tutulur bir vakıa olmuş. Belki bunun için Kılıçdaroğlu’nun işi herkesten zor. Beklenti çıtası çok yüksek ve herkes gökteki yıldızları, ayı istiyor!

Hani iyi hitap değildi?

Kılıçdaroğlu’nun büyük merakla beklenen konuşmasının üslubu samimi, sevimli ve gerçek! Hitabeti iyi değil diyorlardı. Kürsüde kükreyen bir aslan gördük, sevgi ve hayranlık uyandıran, korkutmayan, içtenliğiyle inandıran. Başbakan’a yeni isim takmış: Recep Bey! İlk duyduğumda bana Recep İvedik göndermesi yapıyor. Recep Bey dedikçe güldürüyor! Konuşması sık sık ‘Halkçı Kemal’, ‘Devrimci Kemal’ sloganlarıyla kesiliyor. Konuşmanın içeriğine gelince, Kılıçdaroğlu’nun en iyi bildiği konular, yoksulluk, sosyal güvenlik öne çıkıyor. Parti, “rahatları kaçmasın diye laiklik derdindeki tuzu kuruların partisi” olmaktan çıkıp yoksulluk batağındaki emekçinin, emeklinin, işsizin partisi oluyor. Konuşmanın ana motifleri iktidarın açmazlarını yakalama ve vaatler. Hedef alınıp suçlanan kişi iktidarın sembolü Recep Bey! Eminim Başbakan Erdoğan bu konuşmayı tırnaklarını yiyerek dinlemiş, hop oturmuş, hop kalkmıştır! CHP’nin yeni genel başkanı, başbakan adayı, iktidardaki başbakanı, halkı aldatmakla suçluyor:

“Yönetmiyor, yönetiliyorlar” derken de, sigortasız çalıştırılan başörtülü genç kızları sigortalı yapmak dururken başörtü sorununu kullanmakla itham ederken de, işçiye, işsize, çiftçiye, emekliye yapılan vaatlerin gerçekleşmediğini söylerken de. En çok tekrarladığı sloganı “Hiç bir çocuk aç yatmayacak!” Aile sigortası hayata geçirilecek ve kadının hesabına para yatacak. Yapacaklarının sinyalini veriyor: Yoksula yardım topluyoruz dediler, kendileri zengin oldular. Demek Deniz Feneri dosyasının üzerine gidilecek. Dokunulmazlıklar kaldırılacak, Seçim barajı indirilecek. Etnik ve dini farklılıklardan ötürü kimse dışlanmayacak, ötekileştirilmeyecek. Doğu ve Güneydoğu bölgesinde işsizliği önlemek için özelleştirme yapılmayacak. Beni en çok heyecanlandıran vurgulardan biri yandaş medya ve yandaş yargı suçlaması. AKP’nin yarattığı korku imparatorluğu, hukuksuz tutukluluklar, özel yetkili mahkemelere yaptığı eleştiriler. Kılıçdaroğlu, uzun konuşmuyor ama adeta bir seçim bildirgesi okuyor, vaatlerini bir bir sıralıyor, taşaronluğu kaldırıyor, mayınlı arazileri topraksız köylülere veriyor, organize sanayi bölgelerine yatılı meslek liseleri kuruyor. Bir saat konuşuyor ama sadece ne yapacaklarını değil, nasıl yapacaklarını da anlatıyor. Bunlar çok sulu gözlüymüş demeyin. Pek çok kişi bu konuşmayı sadece kurultay salonunda değil, evinde, televizyonun karşısında ağlayarak dinledi. Recep Bey’in ötekileştirdikleri, sindirdikleri, ürküttüklerinin yüreği o kadar kabarmış, o kadar sıkılmış, umuda o kadar susamışlar ki. Bu umudu beklenmedik bir biçimde partinin başına gelen Kılıçdaroğlu yeniden yeşertti. AKP’nin bir alternatifi var artık. Bu hem iktidarın baskıcı, hor gören, dışlayan tavrını dengeleyebilir, hem de yeni politikalar üretilmesine ve yeni bir iktidara yol açabilir. Devamını bekliyor, umutlarımızı canlı tutuyoruz!