'Hamile değilim!'

'Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin efsanevi Carolin'i Wilma Elles 'Katran' adlı korku filminde boy gösteriyor şimdi. Ama gündemde olmasının sebebi, sevgilisi olan iş adamı Kerem Göğüş ile imam nikahı yaptığı iddiaları. Hatta bebek beklediği, Müslüman olduğu... Hepsini sorduk Wilma'ya. İlginçtir; “Hamile değilim” dedi. İmam nikahı sorumuza 'hayır' da demedi, 'evet' de. Müslüman olup olmadığını sorduk, onu da geçiştirdi. Zamanı gelince konuşacakmış, öyle dedi.

Cumartesi, 21 Şubat 2015 - 05:00

'Hamile değilim!'

Kezban ASLAN YILMAZ
[email protected]


İş adamı Kerem Göğüş ile yaşadığın aşkla gündemdesin. Nasıl gidiyor ilişkiniz?

Çok keyifli. 2.5 yıldır birlikteyiz, beraberken hiç sıkıldığımız olmadı. İlişkimiz asla sıkıcı olamaz. İkimizin de ilgi alanları o kadar çok ki, besliyor ilişkimizi. Kerem’e aşığım. Onu görmek için dünyanın öbür ucuna giderim. Gidiyorum da.

  İmam nikahı kıymışsınız. Doğru mu?

Bu sorunun ucunu açık bırakıyorum. Şunu söyleyeyim: Ne oldu, ne olacak, kimse bilmiyor.

 Peki hamile olduğun doğru mu?

Kesinlikle hayır. Bu habere çok şaşırdım. Kerem ve ben çocuk istiyoruz ama hamile değilim. Basında çıkan fotoğraflarda göbeğimde bir şişkinlik görülüyor. Şoke oldum! Photoshop filan mı, bilmiyorum. Sen de görüyorsun Kezban, hiç göbeğim yok ki!

“Gazetecilere bağırdığım yalan”

 Yeni filminin basın toplantısında bağırıp çağırmışsın gazetecilere. Neden?

Yalan. Bu haber de beni hem şaşırttı hem üzdü. O toplantıda tüm soruları güleryüzle cevapladım. Nasıl böyle bir şey yazarlar anlayamıyorum, aptallaştım! Bağırmak çağırmak, mikrofonu itmek filan karakterime zıt.

 Ya Müslüman olduğun iddiası?..

Şu an konuşmak için doğru zaman değil. Zamanı gelince konuşmaya söz veriyorum.

  Almanya’da siyaset okumuşsun, ayrıca İslam Bilimi’ni birincilikle bitirmişsin. Müslümanlıkta seni en çok ne etkiledi?

Abdest almayı çok iyi buluyorum. Günde 5 kez alınıyor ve insana çok iyi geliyor. Namaz da öyle, hareket ediyorsun. Tüm bunlar, maneviyatın yanısıra fizyolojik olarak da besliyor insanı. Hepsi sağlıklı yaşam için çok güzel.

“Kaderci değilim, cesurum”

  Yeni vizyona giren ‘Katran’ adlı korku filminde oynadın...

Ersin Denk, Hollanda’da yaşayan bir Türk yönetmen. Senaryoyu getirdi, çok beğendim. Film Hollanda- Amerika ortak yapımı. Uluslararası bir proje olması da önemliydi benim için. Zaten İngilizce çekildi. Bir korku filmi ama kan, şiddet yok. Daha çok dram, gözyaşı var.

 Filmde Olivia’yı oynuyorsun. Nasıl bir karakter?

Çok zarif, sabırlı. Kocası askerde, iki küçük çocuğu var. Eşini çok özlüyor, kendini çaresiz hissediyor ve bu onun vahşileşmesini sağlıyor. Olivia kaderci değil. Mücadeleyi seviyor. Bu karakteri canlandırmak, bütün duyguları bir arada yaşattı bana. Bu yüzden çok kıymetli bir rol benim için.

 Sen kaderci misindir Wilma?

Hayır. Hedeflerim var, ne istediğimi çok iyi biliyorum, hayatın sunduğu imkanlara açık kalmaya çalışıyorum. Gerekirse farklı binlerce yola girerim

 Cesursun o zaman. Zaten hedeflerin için tek başına, dilini bile bilmediğin bir ülkeye gelmen cesaretinin göstergesi.

Kesinlikle. Hiç Türkçe bilmeden bir dizide başrol oynadım, sadece bunun için bile cesur olmalısınız. O dizi, benim için büyük bir meydan okumaydı. Özgüvenim yüksektir. Zorluklar yaşadım. Ama öyle durumlarda çok sakin kalıyorum ve gücümü bu sakinlikten alıyorum.


  Türkiye’ye geldiğinde garipsemişsindir. Sana enteresan gelen özelliklerimiz var mı?

Evet. Türkler gizliliği çok seviyor. Almanya’da herkes dertlerini, hissettiklerini açık açık anlatır. Diziden örnek vereyim: ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’de Ali Kaptan, Cemile ve Carolin’in bir araya gelip konuşmaması beni hep şaşırtırdı. Bir kez konuşsalardı, o kadar dram olmazdı. Ama bu gizliliğin güzel bir tarafı da var; çok mistik ve kıymetli oluyor.

‘Dizi teklifleri bekliyorum’

 ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’de Carolin hedeflerine ulaşmak için kadınlığını kullanıyordu...

Carolin rolünü çok seviyordum. Tam bir öldüren cazibe (gülüyor). Carolin gibi olsam, hedeflerime hemen ulaşırdım. Ama onun gibi vicdansız olamam.

 ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’den sonra seni bir dizide görmedik. Teklif mi gelmedi?

Geldi ama yurt dışındaki işlerim yüzünden yer alamadım. Hâlâ Almanya ve Amerika’dan teklifler geliyor, bunları değerlendirmek istiyorum. En son, Amerika’da bir filmin başrolündeydim. Polisler beni kaçırıyor, bir katil grubu kurtarıyor. Senaryo ve ekip çok iyiydi, bayıldım. Şimdi dizi tekliflerine sıcak bakıyorum.

‘Rakibim yok!’

 Ekranda kendini izlediğinde neler hissediyorsun?

Eleştirel bir gözle bakıyorum. Kendimi yüzde yüz beğendiğim hiç olmadı. “Hep daha iyisi olmalı” diyorum.

  Rakiplerinin olduğunu düşünüyor musun?

Herkes farklı. Rakibim yok.

  Kendini seksi buluyor musun?

Bunu başka insanların gözlerinin içinde görüyorsam, ben de kendimi seksi görüyorum.

‘SOĞUK DUŞ ALIRIM’

 Güzelliğin için ne yapıyorsun?

Artık 45 yaşındaki kadınlar muhteşem görünüyor, inşallah ben de öyle olacağım. Spor, çok iyi bir uyku ve sağlıklı yemek önemli. Organik beslenmek lazım. Cildime doğal ürünler kullanırım. Buz da cilde çok iyi geliyor. Her sıcak duştan sonra mutlaka soğuk duş alırım.

  Ekşi Sözlük’te senin için “Tek kusuru dişleri” yazıyor. Ne dersin?

Almanya ve Amerika’da herkes dişlerime bayılıyor. Zaten oralarda insanlar gülerken dişlerini göstermekten çekinmez. Ama Türkiye’de insanlar gülerken ağzını kapatıyor. Kültür farkı. Dişlerimden memnunum.

‘Tasarımlarım çakraları açıyor’

 İlgi alanların arasında moda tasarımı ve yemek yapmak da var.

Tüm yemekleri tarifsiz yaparım. Hayvansal hiçbir şey yemediğim dönemdeyim. Et, süt, yoğurt, yumurta yersiniz tabii ama bazen bunlardan uzak durmak gerek.

 Türk yemeklerini biliyor musun?

Evet. En çok sebze yemekleri yapıyorum. Hepsi aynı; önce soğanı kavuruyorsun, sonra sebzesini...

 Ya tasarım?..

İki sene önce, Feng Shui felsefesine göre kıyafet koleksiyonu hazırladım. Şimdi yeni koleksiyonumu çıkaracağım. Feng Shui renklere çok önem veriyor. Her renk ayrı bir ışık dalga uzunluğuna sahip, bu yüzden vücut enerjisi tüm renklerden ayrı etkileniyor. Kırmızı, coşturuyor. Beyaz ‘kendini paylaşma’ya yardımcı oluyor. Siyahın ışık dalga uzunluğu olmadığı için, o denge kuruyor. Tasarladığım kıyafetler, vücuttaki çakraların açılmasına yönelik. Mesela üçüncü çakranın tam üstüne küçük bir ayna koyuyorum. Tam göbek deliğine denk geliyor. Dışardan gelen enerjileri geri yolluyor.