Hanefi Avcı görevden affını istedi

Perşembe, 26 Ağustos 2010 - 11:15

Hanefi Avcı görevden affını istedi

 'Haliç’te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet, Bugün Cemaat' adlı kitabıyla gündemi sarsan Hanefi Avcı, NTV canlı yayınında Eskişehir Emniyet Müdürlüğü görevinden affını istediğini, merkeze çekilmesi için Bakanlığa başvurduğunu söyledi.

Canlı yayında Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır'ın sorularını yanıtlayan Hanefi Avcı, kitabı yazmadan bir kaç ay önce Gülen Cemaatinin ileri gelen bir kaç ismiyle görüştüğünü söyledi. Avcı şunları söyledi:

"Ben cemaatin kendi okullarına, kendi yaptıklarına karşı değilim, bunlar topluma hizmettir. Ben onların polis ve adliye içerisine girerek suç soruşturmalarına karşıyım. Her zaman her şeyi açık yaparım, dilekçeme imzamı atarım. Kitabı yazmadan önce cemaatin ileri gelenlerinden bazılarıyla görüştüm. Onlara dedim ki, 'Bakın bugün polis içerisinde cemaatin yaptığı olaylar var, bir takım insanlara iftira atılmaktadır. Bunlar yanlıştır. Ben size karşı tavır alacağım, beni dost olarak biliyorsunuz.' Mesajımın Fethullah Gülen'e gittiğini düşünüyorum, gitmemesi düşünülemez. Cemaatin ileri gelenleri bana bunu ilgili yerlere taşıyacaklarını, konuyla ilgileneceklerini söylediler. Aradan iki ay geçmesine rağmen bana bir cevap gelmedi. Cemaat, asker, polis ve adliyeye girerek bir şeyi düzeltemez.

Fethullah Gülen'in emniyet ve asker içindeki örgütlenmeden haberdar olduğunu düşünüyorum. Bu kitap olanın oldukça basitleştirerek veya sadeleştirerek yazılmasıdır, bildiklerim bunlardan çok daha fazla. Buradaki olayların hiçbiri komplo teorisi değil, benim gördüğüm ve bildiğim şeyler. Hepsinin ipuçları burada var. İnsan görmediği şeyler hakkında fikir yürütebilir. Bunları daha detaylı şekilde bilen pek çok kişi var.

Cemaatin eğitim, yardım faaliyetlerini özellikle yurt dışındaki faaliyetlerini doğru buluyorum ancak, devletin sistemini bozmaya kimsenin hakkı yok.

Ben bu kitabı 2009 yılı mayıs ayında yazmaya başladım. Polis bayramında yayınlamayı düşünmüştüm ancak redaksiyon işlemleri uzun sürdü. Kitabı yazdığımda referandum konusu gündemde bile değildi. Bu kitap hiç kimseyi hedef almıyor. Aksine devletteki bazı işlerin doğru gitmediğini, düzeltilmesi gerekenleri yazdım. Devletin güvenlik sistemiyle ilgili iyi gitmeyen noktalara dikkat çektim, tavsiyelerde bulundum. Savaşmakla, savaş filmi izlemek farklı şeyler. Ben savaştım. Aşırı otoriter zihniyetin bu topluma zarar verdiğini gördüm.

Cemaatin faaliyetlerini bir anda durdurmak kolay değil. Yasal merciiler isterse elimdeki belge ve delilleri veririm. Ben başıma geleceğini üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorum.

Susurluk'ta ifade verirken herkesi karşıma aldım. Ben hiç kimseden hiçbir görev talep etmedim, hatta reddettim. Beşir Atalay'a hiçbir ilde görev istemediğimi söyledim. Bir tek kişi herhangi bir göreve talip olduğumu söyleyemez.

Telefonlarımın dinlenmesi cemaat yapılanmasını daha net görmemi sağladım. Telefonlarım dinlenerek şantaj malzemesi toplamaya çalıştılar. Beni dinleyerek de benimle ilgili benim kamuoyundaki prestijimi sarsacak bir açığımı bulmaya çalıştılar.

Türkiye'de keyfi bir telefon dinleme uygulaması var. Devlet güvenlik birimlerini yeterince denetlemiyor. Benim gibi yüzlerce insan dinlendi.

Örgüt içine girdiğiniz zaman istemeseniz de bazı şeyleri yaparsanız. Devletin bu iddiaların üzerine gideceğini düşünüyorum. Bazı insanlar yazdıklarımdan daha fazlasını biliyor. Araştırılırsa yazdıklarımdan çok daha fazlası ortaya çıkar. Vicdanımı dinleyerek inandığım şeyi yaptım."