Hanefi Avcı mı, savcı mı?

a
a
Cuma, 10 Eylül 2010 - 17:25

Geçen yazımızda Polis Müdürü Hanefi Avcı’nın kitabı ‘Haliç’te yaşayan Simonlar’a bir giriş yapmıştık. Referanduma 3 gün kala, bu kitabı okuyanlar, bitiremeyip kaldığı sayfanın kulağını çekenler, ya da kitabın bir ön yüzüne bakıp, sonra da arka tarafını çevirerek geri bırakan ‘omletçiler’, tezgâhta yerini alan bu çalışmanın, aynı anda tüm sayfalarını hızla akordeonlaştırıp, serinleyen ‘yelpazeciler’, matbuata, Eyüp Sultan Hazretleri’nin türbe camındaki demir kafese eliyle dokunmakla yetinenler gibi ‘dokungeççiler’, kitabı sadece ‘işitme organı’ aracılığıyla anlamaya çalışan ‘Arap telefoncular’, bundan daha haberi dahi olmayanlar, Pazar gününe endekslenmiş durumda. Referandum propagandasında da artık uzatmalar oynanıyor.

Referandum dönüşünü de hesaba katacak olursak, Türkiye, gelecek 1 hafta, on gününü sonuçlara ayıracağa benzer.

Avcı’nın fragmanları

Hanefi Avcı’nın kitabı, 608 sayfalık bir hacme de sahip olsa, fragman niteliğinde. Çok daha fazla şey bildiği ama açıklamadığı ayrıntılar ve konu başlıkları var.

Hocaefendi Cemaati’nin Türkiye’deki kurumlarda konuşlanması, prodüksiyonunu Washington’un yaptığı ‘Ilımlı İslam’ modelinin sadece bir basamağı, Huntington’ın ‘Medeniyetler Çatışması’ tezini frenleyecek, ya da alternatif teşkil edecek ‘dinlerarası diyalog’ ile 3 semavi dinin kaynaştırılması üzerine atılan adımların küçük bir parçası…

Vatikan ve Katolik dünyasıyla, Rum Ortodoks Patrikhanesi’yle, Evangelistlerle, İngiliz, Alman, Amerikan istihbaratıyla derin bağlantılar…

Amerika imamı

Cemaatin örgütlenme modeli ise en dikkati çeken unsurların başında geliyor.

Yeminli hizmet prensipleri, ‘Asrın Getirdiği Tereddütler’de insanlara yaklaşım yöntemleri, ev imamı, semt imamı, bölge imamları yanında Avrupa Kıtası imamı, Amerika Kıtası imamı… Bir Mars’ın, Jüpiter’in imamı yok. Mütevelli Ağabeyler (Cukkası sağlam ağabeyler), Esnaf Ağabeyler (Esnafa çay içmeye uğrayanlar), Büyük Ağabeyler (Hocaefendi’den sonra gelenler), hiyerarşik şemada gözükmeyen, belki de ‘Ağar Ağabeyler’…

Kandil Barınakları

Ders çalıştırmak adı altında ‘Işık Evlerine’ çağırılanlar… Sen ‘Halkevleri’ni, ‘Köy Enstitüleri’ni yüzüne gözüne bulaştırırsan, ‘Kandil Barınakları’ da açılır, ‘Ses Daireleri’ de, ‘Fener Bungalovları’ da… Seküler sistem de ‘hidayete eremez’ bir türlü. ‘Şevkat Tokadı’nı (kulu geçici cezalandırma) yer durur. ‘Cumhuriyet Kuşağı’ olur, ‘Özal Nesli’, o da ‘irşatla’ devşirilir, olur sana ‘Altın Nesil.’(Hocaefendi’nin izinden yürüyenler)

‘Himmet Ritüeli’ (toplu para toplama), patatesli, etli, pilav ‘Maklube’ nin yenilmesinden   sonra ‘Sohbet Ağabey’ başlar konuşmaya…

Amerika’daki ‘Moon Tarikatı’ da okulları, vakıfları, medya organları, önce Hristiyanları, sonra da kilise ve camiyi birleştirme çabaları ile Gülen Hareketi ile rekabet içinde…

Albümdeki bütün fotoğraflara bakmak gerekiyor, birkaç enstantane yeterli fikir vermeyebilir.

Bu kondu, Ergenekondu mu?

Nereye konacağı belli olmayan Ergenekon’un, Hizbullah, Dev-Sol, PKK gibi örgütlerle bağlantısı olmadığını söyleyen Avcı, Zirve Yayınları Vahşeti, Danıştay saldırısı ve Hrant Dink Cinayeti’nin adreslerini vermese de, koordinatlarının farklı olduğunu iddia ediyor, bildiklerini kamuoyuyla niye paylaşmıyor? Bu bir pazarlık payı mı? Bu dava daha ne kadar sürecek? Arkadaşlarımız, meslektaşlarımız Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, uluslar arası bilim adamı Prof. Mehmet Haberal ve diğerleri müebbet de bizim mi haberimiz yok? Bu kondu, Ergenekondu mu?

Posta adresi

Yasadışı telefon dinlemeleri yapanların, görevini yerine getiren Erzincan Savcısı İlhan Cihaner’in başına çorap örenlerin, Baykal’ın kasetini tezgâhlayanların posta adresleri, hep malum yere çıkıyor.

Bu tarz yayınlarla hedef şaşırtma, dezenformasyon gibi unsurlar devreye girse de, diğer kaynaklardan, kamuoyuna yansıyan bilgilerle eklemlendirme, yorum yapmayı kolaylaştırıyor.

‘Anlaşıldı Merkez’

Kitabının çıkışı ardından İçişleri Bakanlığı’na yazdığı dilekçe ile ‘merkezden hızlı’ davranıp, geri çağrılmasını isteyen Avcı’nın ‘Ankara vuslatı’ vuku buldu. Önce kendini merkeze aldıran Hanefi Avcı, kendine soruşturma açamayacağı için, bunu İçişleri Bakanlığı’na bıraktı. Avcı, açılan bu soruşturmanın ardından, Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs (288)’ten ya da Soruşturmanın Gizliliğini İhlal (285)’den 1-3 yıl hapis istemiyle kendine dava açabilir. ‘Self-servis savcılık’ gibi bir ‘vicdan muhasebesi.’

Bu arada Hocaefendi’nin sık sık vurguladığı ‘bütün partilere karşı eşit mesafe’ açıklaması, AKP’nin Cemaat için de vazgeçilmez olmayacağı, hükümetin de Pensilvanya’yla bu rekabetten yorulduğu izlenimi doğuruyor. Referandum sonrası bu daha belirgin hale geleceğe benzer…

 

 

İyi Bayramlar…