Hangisi daha zor?

Pazartesi, 13 Haziran 2011 - 05:00

İkiz çocuk sahibi olmanın hem zorluklarından hem de güzelliklerinden bahseder dururum. İkisinin de aynı anda hasta olması, aynı anda aşı olması, aynı anda acıkıp, aynı anda huysuzlanması vs… Bunların yanı sıra ikisinin de aynı anda bana şarkılar söylemesi, benimle oynaması, bana sarılması, bana “Anne” demesi de paha biçilemeyecek kadar güzel. Peki ya ikisinin arasındaki yaş farkı 1,5 olsaydı işler nasıl olurdu?

En yakın kız arkadaşımla düğünlerimizi bir gün arayla yapıp, tam 3 ay arayla da çocuk sahibi olduk. Bütün bunların hepsi elbette tesadüftü. Ben ikiz kız bebeklere hamile kaldığımı öğrendim ve 3 ay sonra Selin’in de hamile olduğu haberi geldi. Bir süre sonra da cinsiyetini öğrendik. 3. kızımız yoldaydı. Bebeklerimiz doğduktan sonra ben Selin’in kızı Elisa’yı, Selin de benim kızlarım Mavi ve Derin’i emzirdi. Böylece birbirimizin kızlarının süt annesi de olduk. İşin komik tarafı Elisa ve Derin birbirlerine o kadar benziyorlar ki görenler ikisini ikiz zannediyor.

YENİDEN AYNI SIKINTI

Selin tek çocuk olarak büyüdüğü için tek çocuk olmanın zorluklarını iyi biliyor ve bu yüzden Elisa’ya bir kardeş daha istiyordu. Ama tüm anneler bilir ki bütün o hamilelik süreci ve arkasından gelen koşturmadan sonra bir süre ne hamilelik ne de başka bir çocuk düşünemiyorsunuz. Tam da bu ruh hali içindeyken ve hatta kara kara “Tekrar o sıkıntıyı nasıl çekerim” diye düşünürken bütün planları alt üst ederek bir bebeğin daha aramıza katılacağını öğrendik. Selin hamileydi. Hepimiz havalara uçtuk tabii ki. Selin biraz endişeli ama her şeye rağmen mutlu. Elisa ile bebek doğduğunda aralarında tam 16 ay olacak. Bir de bunun hamilelik süreci var. Bir süre sonra Elisa’yı kucağına alamayacak, fazla eğilemeyecek ve istediği gibi kızıyla ilgilenemeyecek. Bebek doğduktan sonra da mecburen bir süre ilgi yeni doğana kayacak. İşte bu noktada hangisinin daha zor olduğunu sorgulamaya başladım. İkiz bebeklere bakmak mı, yoksa aralarında çok az yaş farkı olan bebeklere bakmak mı?

Annenin psikolojisi bence aynı oranda yıpranıyor. Bu kadar az yaş farkı olunca çocukların arasındaki uyumu sağlamak, ikisine ayrı yemekler hazırlamak, ikisi arasındaki iletişimi dengelemek ve her şeye sıfırdan başlamak (üstelik küçük bir çocuğunuz da varken) epey zorlayacak taze anneyi. Bir yıl sonra birine tuvalet eğitimi verirken diğerini bezlemek, büyük çocuğun psikolojisini de etkileyecek ister istemez. “Onun altı bezleniyor benimki niye bezlenmiyor?” diye düşünüp itiraz edecektir belki de. Bu açıdan bakınca ikiz anneleri her şeyi aynı anda yapıp bütün  bu angarya işlerden bir anda kurtuluyorlar aslında. Yine de bunları okuyunca moraliniz bozulmasın. Çocuklar arasındaki yaş farkı çok olsaydı işte o zaman anne çok daha fazla yıpranacaktı.

ARKADAŞ OLACAKLAR

Bana gelen maillerden birinde ilk çocuğu ve ikinci çocukları (ikinci çocuklar ikizmiş) arasındaki yaş farkının 9 olduğunu yazmıştı bir anne. Bu kadar ara verince bildiği her şeyi unuttuğunu, bütün zorlukları tekrar yaşadığını ve aslında o kadar sabrının ve enerjisinin kalmadığını fark ettiğini anlattı. Bu sebepten bütün psikolojisinin bozulduğunu, bir takım hastalıklara tutulduğunu da eklemiş. Kolay değil 9 yıl sonra hayatının düzenini tekrar oturtmuş bir anneye iki küçük melek sürpriz yapıyor. Diyebilirsiniz ki; “Birden bire ikiz bebekleri olmuş o yüzden zorlanmıştır…” Haklısınız ama unutmayın tek bebek bile olsaydı ilk çocuğunun tüm düzenini oturtmuş ve her açıdan rahatlamış bir kadının sil baştan bebek gazı çıkarması, emzirmesi, uykusuz kalması yine de zor gelecekti.

Çocuklar 3 yaşından sonra düzene giriyorlar. Ben de sevgili arkadaşıma dedim ki, “Ben 2 yıl sonra rahatlayacağım sen 3, o kadar zorlanmayacaksın yani.” Aradaki yaş farkının az olması bir açıdan iyi, çünkü kardeşler ileride çok iyi arkadaş olacaklar. Şimdiden bizim kızları birlikte eğlenceye giderken gözümün önüne getiriyorum. Ne kadar şanslılar 2 yerine tam 4 kardeş oldukları için.