Hanımeli Sokağı yıkıldı!

a
a
Cumartesi, 04 Eylül 2010 - 05:00

“Ölüyü fazla dürtme yellenir” diyen bir atasözümüz vardır. Ne zamanki bir dizinin yayın günü ve saati üzerinde oynandığını görsem, “İşlem tamamdır” diyorum; “Bu dizi de yolcudur!”... Pek yanılmıyorum da üstelik. Bakın birkaç kez yazdım. TRT’nin en ele gelir dizilerinden Hanımeli Sokağı üzerinde bir sürü gün ya da saat düzenlemesi yapılmıştı... Oradan oraya savrulan dizi izleyici kaybetmedi ama geleceğini kaybetti. Ve dün aldığım bir habere göre yayından kaldırıldı... TRT’de dizilerin kaldırılıp yerine yenilerinin geliyor oluşunun artık haber değeri yok belki. Sessiz sedasız, etkin olmayan işlerle dolu artık kamu ekranı... Ama sesi çıkan bir izleyici olarak soruyorum. Artık ölçüm de yaptırmadığınıza göre yayınlanacak ya da kaldırılacak dizileri neye göre belirliyorsunuz? İzleyici beğenisine göre olmadığı çok net!

İki yeni kanal daha...

Atv yeni bir haber kanalı hazırlığında. Altyapısı çok gelişkin bir sistemle yeni binalarına da yerleşmek üzere atv habercileri... Yıllardır Sabah gazetesiyle aynı binayı paylaşan atv için büyük bir değişiklik bu. Aynı zamanda büyük oranda da rahatlık sağlayacak çalışanlara... Ama mesele o değil. Çok yakında ülkemizde El Cezire televizyonu da yayına girecek. O da bir haber kanalı ve yatırımları çok büyük Türkiye için... Toplayınca sayıları iki haneli rakamlara ulaşıyor haber kanallarının. Bu da demektir ki Türkiye herkes için haber merkezi niteliğinde... İyi de hepsinin toplam izlenme oranı hâlâ sıradan bir dizininkinin çok altında. Acaba sayıları çoğalınca bir güzellik yapıp şu dizi terörünün üstüne çıkabilecekler mi?.. Haberi büyük kanallardan değil de bizzat tematik kanallardan izletebilecekler mi? Ben ona bakacağım. Olursa eğer, iyi olacak çünkü!

Bu sezon Feraye sezonu olacak!

Dizilerde isim sıkıntısı çekildiğine rastlamadım henüz. Ama bazen ilginç tesadüfler görüyor insan. Mesela atv’nin iki dizisinde önemli rollerin ismi aynı; Feraye... Daha önce “Parmaklıklar Ardında”da (atv) Ziynet rolünde izlediğimiz Zeynep Eronat şimdilerde “Kapalıçarşı”nın Feraye’si olarak çıkıyor karşımıza... İkinci bölümü yayınlanan “Bitmeyen Şarkı”da Bergüzar Korel’in canlandırdığı baş karakterin isminin de Feraye olduğunu düşünürsek, Allah uzun ömür versin Müzeyyen Senar’ın Feraye türküsünün patlaması an meselesidir diyorum ben... Aynı kanalda iki Feraye; bakalım hangisi yakacak içimizi?

Bitaraf olmak da mümkün...

Kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan en ortadan söyleşisini tv8’de gerçekleştirdi önceki akşam... Haluk Şahin, Erkan Tan ve Nazlı Ilıcak’ın sorularını yanıtladı. Sorular daha önce yaşadığımız gibi ağızdan titreyerek çıkan cinsten değildi. Böyle olunca Başbakan’ın daha önceki söyleşilerinden daha samimi ve sakin yanıtlar verdiğini de gördük... Referandum sürecinin en iyi söyleşisini yaptı tv8. Ortadan, ferah, anlaşılabilir ve makul bir yayınla bitaraf oldu ama bertaraf olmadı. Kutlarım!

Birand artık tek midir?

Kanal D’nin yeni tanıtımında haberin gözdelerinin de değişmiş olduğunu görüyorum. Mehmet Ali Birand tek başına temsil ediyor haberi sanki... Geçen yılın o müthiş orkestra filminde haber yüzlerinin hepsi ekrandaydı oysa. Mesela Birand’la aynı masayı paylaşan Deniz Arman’ı bile göremedim bu yıl... “Acaba” diyorum Birand, “Kanal D Haber aslında Mehmet Ali Birand’dır mı demek istiyor?”. Öyleyse bu tanıtımla ilk ciddi adımı attığını söyleyebiliriz rahatlıkla...

Metin Uca dizi oyuncusuymuş!

Osmantan Erkır TV önceki akşam yayın hayatına başladı. Son zamanlarda Fox TV yüzü olarak görmeye alıştığımız Erkır, geleneği bozmayarak aynı ekrandan “merhaba” dedi bu yıl da...

Programın başından itibaren altını çizdiği, “Bu format yüzde yüz yerlidir” mesajı dikkat çekse de, benzer işlerin dünya televizyonlarında görüldüğüne bahse girerim...

İlk yayının konuğu Metin Uca’ydı. Bana göre gecenin haberi Metin’in yıllar önce bir dizide kendi adıyla bir polisi canlandırması oldu...

Yani Metin, haberciliğe girmeden önce girmiş dizi işine. Ama uzmanlığı oyunculuk olanlara bırakmış yerini. Bana kalsa devam ettirirdim Metin’i o kariyerde. Müthiş bir komedyeni kazanmış olurdu bizim dizi ekranı. Neyse...

Programın bütününe bakınca öyle ahım şahım bir orijinallik bulamadım ben. Şimdi birkaç önerim var. Orkestrayı göstereceğim diye iki kelimeden birine “tuş” yapılmasın. Program orkestra programıymış gibi duruyor çünkü...

Her sözün arkasından gelen alkış da fazla abartılı. Alkışlanacak bir şeyler olduğunda gelsin alkışlar. Seyircinin avuçlarına yazık...

Ve Osmantan son olarak zamanı iyi ayarla; göstereceğim dediğin videoların yarısını bile gösteremeden bitirdin programı...

İlkin günahı olmaz yine de; hayırlısı olsun diyelim...