'Hapisteki yazarların her zaman yanındayım'

Cuma, 29 Kasım 2013 - 05:00

‘Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) verdiği ‘Basın Özgürlüğü Ödülü’nü almaya geldiğim Amerika New York’ta son günümü hem kendi adıma hem de hapisteki gazeteci ve yazarlar adına bir borcu ödemek için geçirdim. Bu bizim için bir borçtu, çünkü Amerikalı yazar Paul Auster, 2012’nin Şubat ayında bir etkinlik için Türkiye’ye davet edilmişti. Ancak o “Hapiste yatan yazar ve gazeteciler yüzünden Türkiye’ye gelmeyi reddediyorum! Demokrat yasaları olmayan ülkelere gitmiyorum. Aynı sebeple Çin’den gelen davetleri de geri çeviriyorum. Bu hükümetleri protesto ediyorum” diyerek bu daveti reddetmişti.

Başbakan Erdoğan da Paul Auster’ın bu açıklamasına “İster gel ister gelme, cahil adam” diyerek sert tepki göstermişti.

Hem hapisteki yazarlara sahip çıktığı için hem de o tartışmayı konuşmak için Paul Auster’la New York Brooklyn’deki evinde buluştuk. 90 yıllık üç katlı eve geldiğimizde kapıyı bir başka yazar açtı; eşi Siri Husvedt. O da evdeydi ve spor yapıyordu. Üst katta bulunan eşine “Paul misafirlerin geldi” diye seslendi. Paul Auster ile kapı önünde kısa bir selamlaşmadan sonra üst kattaki oturma odasına çıktık.

Auster sorularıma şu cevapları verdi:


 

KİTAPLARI YOK SATAN EDEBİYATÇI

Amerikalı roman yazarı, şair ve senarist olan Paul Auster’ın (66) tüm romanları dünyada çok satanlar listesine giriyor. Paul Auster Türkiye’de de çok sevilen bir yazar. Paul Auster’in özellikle New York Üçlemesi (Cam Kent, Hayaletler, Kilitli Oda), Kış Bahçesi, Yalnızlığın Keşfi, Yanılsamalar Kitabı adlı romanları çıktığı dönemde en çok satan kitaplar listesinin uzun süre 1 numarasında kalmıştı.

Türkiye’ye gelmeme kararını nasıl aldınız?

Türkiye’den daha önce de çok sayıda davet almış ve reddetmiştim. Son olarak 2012 yılı Şubat ayında bir Türk kadın gazeteciyle röportaj yaptım. Kendisine çok sayıda yazar ve gazeteci hapiste olduğu için Türkiye’ye gelmeyeceğimi söyledim.

Gazetecilerin durumunu nereden öğrendiniz?


Türkiye hakkında daha önceleri Orhan Pamuk ile görüşürdük. Ben Orhan’ı 1991’den beri tanırım. Onunla zaman zaman Türkiye üzerine de konuşurduk. Türkiye’deki durumla ilgili bilgiyi de PEN’de (Uluslararası Yazarlar Birliği) yaptığı konuşmadan öğrenmiştim.

Başbakan Erdoğan’dan böyle bir tepki bekliyor muydunuz?

Hayır, benim için çok şaşırtıcı oldu. Tam o sırada 65 yaşına girmiştim. Ve bu derece sert bir tartışmanın 65 yaşına giren biri için iyi bir hediye olmadığını düşündüm. Ben açıklama yaptığımda sadece hükümete yakın bir-iki yazar bir şeyler yazar diye düşünmüştüm. Ancak Başbakan Erdoğan öyle sert bir tepki gösterdi ki böyle bir tartışmayı sürdürmek istemedim. Bu tarz bir tartışma devam etseydi iş Türkiye iç politikasına girerdi ki bu da benim anladığım bir şey değil. Erdoğan’ın gösterdiği tepki bugüne kadar hayatımda karşılaştığım en sert tepkiydi. Hayatımda ilk kez bir siyasi liderle tartışmaya girdim.

Türkiye ile daha yakından ilgilenmeye başladınız mı?

Hayır, Türkiye’yi gün gün takip etmiyorum. Ayrıca bilgisayarım yok. Yalnızca New York Times gazetesini okurum. Gazetenin yazdıklarından Gezi Parkı olayları sırasında polisin çok sert davrandığını da öğrendim.

O tartışmayla ilgili bugün ne düşünüyorsunuz?

Amerika’da bir yazar iktidarı ifade özgürlüğünü ihlal ediyorlar diye eleştirirse yönetimden kimse böylesine bir tepki göstermez. Eleştiriye, ancak anti demokratik yönetimler tepki gösterir. Çin, Rusya, Türkiye gibi. Beni Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Almanya Başbakanı Merkel ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile el ele vererek Türk hükümetini düşürmek istemekle suçladılar. Oysa bu liderler birbirleriyle bile anlaşamıyor. Nitekim Erdoğan bu suçlamaları yöneltti sonra da kendisini utanılacak bir duruma düşürdü.

Amerika’da ifade özgürlüğü ne durumda?

Amerika’da da bazı tartışmalar olsa da sizdeki gibi bir ifade özgürlüğü sorunu görmüyorum. Çünkü bugüne kadar bir gazetecinin tutuklandığını duymadım. Ancak Amerikan yönetimi müttefiki olarak tanımladığı ülkelerdeki ifade özgürlüğü sorununun üzerinde durmuyor.

Türkiye’de hapiste yatan 60 gazeteciye bir mesajınız var mı?


Ortada bir tartışma var. Ve onlar bu tartışmanın doğru tarafında durdukları için onur duymalı. Bu söylediklerim yaşadıkları zor koşullar karşısında belki bir şey sayılmaz. Ama dünyada ifade özgürlüğü için savaş veren biz gazeteci ve yazarlar onların her zaman yanındayız ve onlarla gurur duyuyoruz

Tüm bu yaşananlardan sonra bir gün Türkiye’ye gelir misiniz?


Hayır. Ben geçen yıl bir şey söyledim ve o günden beri Türkiye’deki koşullar daha da ağırlaştı. Şimdi gelirsem kendimle çelişirim.